İnnemâ harrame ‘aleykumu-lmeytete ve-ddeme velahme-lḣinzîri vemâ uhille liġayri(A)llâhi bih(i)(s) femeni-dturra ġayra bâġin velâ ‘âdin fe-inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)
Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
O size ancak ölü hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Her kim bu haram şeyleri yemeye mecbur kalırsa (başkasının hakkına) saldırmadan ve aşırı gitmeden yiyebilir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Nahl Suresi 115. ayet, haram kılınan yiyecekleri ve zaruret halinde bu yasakların istisnasını ele almaktadır. Ayet, 'haram kılma', 'leş', 'kan', 'domuz eti' ve 'zaruret' gibi temel kavramlar üzerinden dinî hükümlerin dilbilimsel ve semantik derinliğini ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Haram, şeriatın yasakladığı şeydir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın belirli yiyecekleri kullarına yasaklaması, yani onları helal dairesinden çıkarması ve tüketimini men etmesi anlamındadır. Bu, sadece bir yasağı değil, aynı zamanda bir sınırlamayı ve korumayı da ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Haram kılmak, bir şeyi yasaklamak ve onu başkalarına helal kılmamaktır. Ayetteki 'harrama aleykum' ifadesi, bu yasaklamanın doğrudan muhataplara yönelik olduğunu ve onlara yüklenen bir sorumluluk olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Haram kavramı, Kur'an'da 'kutsal' ve 'yasak' anlamlarını bir arada taşır. Bir şeyin haram kılınması, onun belirli bir kutsallık veya dokunulmazlık alanına dahil edilmesi ve bu alana izinsiz girilmesinin yasaklanmasıdır. Ayetteki yiyeceklerin haram kılınması, onların dinî bir sınırla çevrelenmesi anlamına gelir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Meyte, kendiliğinden ölen veya şer'i usule uygun kesilmeyen hayvandır. Ayetteki kullanımı, bu tür hayvanların etinin tüketilmesinin yasaklandığını açıkça belirtir ve bu yasağın temel gıda maddelerinden biri olan etle ilgili olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Meyte, ruhun bedenden ayrılmasıyla meydana gelen ölümdür. Kur'an'da ise özellikle şer'î kesim yapılmadan ölen hayvanlar için kullanılır. Nahl 115'teki bağlamı, bu tür etin dinen necis ve haram olduğunu ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Meyte kelimesi, Kur'an'da genellikle 'ölü hayvan' anlamında kullanılır ve bu durum, dinî hükümler açısından bir yasağı beraberinde getirir. Ayetteki kullanımı, bu yasağın temel nedenlerinden birinin hijyen ve sağlık olabileceğine de işaret eder, ancak asıl sebep ilahi emirdir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Dem, canlıların damarlarında dolaşan sıvıdır. Kur'an'da haram kılınan kan, özellikle akıtılmış kandır. Ayetteki 'ed-dem' ifadesi, kanın kendisinin haram olduğunu, dolayısıyla kanlı etin de bu hükme dahil olabileceğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Dem, canlıların hayat kaynağı olan sıvıdır. Kur'an'da haram kılınan kan, akıtılmış ve pıhtılaşmış kandır. Bu ayetteki kullanımı, kanın necis kabul edildiğini ve dolayısıyla tüketilmesinin yasaklandığını belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Hınzîr, bilinen domuz hayvanıdır. Kur'an'da eti haram kılınan hayvanlar arasında özel olarak zikredilmesi, bu yasağın kesinliğini ve istisnasızlığını vurgular. Ayetteki kullanımı, domuz etinin tüketiminin mutlak bir yasak olduğunu gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Hınzîr, pisliği ve haramlığı ile bilinen hayvandır. Ayetteki zikri, bu hayvanın etinin dinen yasaklanmasının, onun doğasındaki bazı özelliklerle de ilişkilendirilebileceğine işaret eder, ancak asıl sebep ilahi emirdir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Iztırar, bir şeye mecbur kalmak, çaresiz duruma düşmektir. Ayetteki 'femenidturra' ifadesi, haram kılınan şeyleri tüketme yasağının, hayati tehlike arz eden zaruret durumlarında geçici olarak kaldırılabileceğini belirtir. Bu, İslam hukukunun kolaylık ilkesini yansıtır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Iztırar, kişinin kendi iradesi dışında bir zorunlulukla karşılaşmasıdır. Nahl 115'teki bağlamda, açlıktan ölme tehlikesi gibi durumlar kastedilir. Bu durumda haram olanın, hayatı kurtaracak kadar tüketilmesi caiz olur, ancak aşırıya kaçmamak şartıyla.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Iztırar kavramı, Kur'an'da ahlaki ve hukuki esnekliği ifade eder. Normal şartlarda yasak olan bir eylemin, hayati bir tehlike karşısında mübah hale gelmesini sağlar. Ayetteki kullanımı, ilahi yasakların bile insan hayatının korunması ilkesi karşısında esneyebileceğini gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.