İçeriğe atla
Nahl 124Cüz 14 · Sayfa 281

Nahl Sûresi 124. Âyet

النحل

Sohbete sor

İnnemâ cu'ile-ssebtu ‘alâ-lleżîne-ḣtelefû fîh(i)(c) ve-inne rabbeke leyahkumu beynehum yevme-lkiyâmeti fîmâ kânû fîhi yaḣtelifûn(e)

Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

Nahl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“İnnemâ cu’ile-ssebtu ‘alâ-llezîne-htelefû fîh(i) ve-inne rabbeke leyahkumu beynehum yevme-lkiyâmeti fîmâ kânû fîhi yahtelifûn(e)” Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. (16/124)


İçinde bulunduğumuz âlemler ilmi İlâh-î ve nur âleminden madde âlemine geçinceye kadar altı oluşum geçiriyor ve bu zuhur altı kün veya altı gün olarak belirtilmiştir. Ve yahudilere göre bu altı günden sonra Cenâb-ı Hakk istirahat ettiğinden yani onlara göre (Sebt-cumartesi) günü istirahat ettiğinden onlarda cumartesi günü hiçbir iş yapmayıp istirahat ederler. Fakat deniz kenarında bulunan ve balıkçılıkla geçinen bir yahudi topluluğu cumartesi günü balıkların çok geldiğini görünce, Cuma akşamından açtıkları bir gedik ile suyun ve balıkların iç kısımda bir yerde toplanmasını sağlayıp, Pazar günü o balıkları toplamaya başlamışlar ve Cenâb-ı Hak’ta böyle bir hileye başvurdukları için onları maymuna çevirdi. (2/65) Mûseviyyet ve İseviyyet mertebesinde zaman (altı gün veya altı kün) dür. Muhammediyyette ise (yedinci gün veya yedinci kün) vardır çünkü zaman ahır zaman ve bozulma zamanıdır. Bu âlemler (kevn ve fesat) yani “olma ve bozulma” üzere kuruludur bâki olan hiçbir şey yoktur. Ümmet-i Muhammed, Peygamberimize Peygamberlik geldiği günden itibaren “son günü-kün’ü” yaşamaktadır o yüzden kıyamete doğru çok yaklaştığımız-dan bu süreden âzamî derece faydalanmamız için bizim haftamız yedi gündür.[127]


ادْعُ إِلِى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُم بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ {النحل/125}

“Ud’u ilâ sebîli rabbike bilhikmeti velmev’izati-lhasene(ti) vecâdilhum billetî hiye ahsen(u) inne rabbeke huve a’lemu bimen dalle ‘an sebîlih(i) vehuve a’lemu bilmuhtedîn(e)”