İnnemâ cu'ile-ssebtu ‘alâ-lleżîne-ḣtelefû fîh(i)(c) ve-inne rabbeke leyahkumu beynehum yevme-lkiyâmeti fîmâ kânû fîhi yaḣtelifûn(e)
Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Cumartesi günü (avlanmamak), ancak onda ihtilafa düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin onların ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında kıyamet günü, aralarında elbette hükmünü verecektir.
Nahl Suresi 124. ayet, Cumartesi yasağının ihtilaf edenlere konulduğunu ve Allah'ın kıyamet günü bu ihtilaflar hakkında hüküm vereceğini bildirmektedir. Ayet, ilahi hükmün ve ihtilafın kaçınılmazlığını vurgulayan temel kavramlar içermektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): C-a-l kökü, bir şeyi bir halden başka bir hale dönüştürmek, bir şeyi yaratmak veya bir hüküm koymak anlamlarına gelir. Ayetteki 'cüile' ifadesi, Cumartesi yasağının bir hüküm olarak tayin edildiğini, konulduğunu belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): C-a-l fiili, Kur'an'da bazen 'kıldı, yaptı' anlamında kullanılır. Burada 'cüile' meçhul sigasıyla, Cumartesi yasağının Allah tarafından bir hüküm olarak konulduğunu, tayin edildiğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): S-b-t kökü, rahat etmek, kesmek, durmak anlamlarına gelir. 'es-Sebt' ise Yahudilerin dinlenmek ve ibadet etmek için ayırdıkları, çalışmanın yasak olduğu gündür. Ayette bu günün yasağının konulmasından bahsedilmektedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Sebt, Yahudilere farz kılınan ve o gün avlanmanın, çalışmanın yasaklandığı gündür. Ayetteki 'es-Sebt', bu özel günün hükmünü ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): H-l-f kökü, bir şeyin ardından gelmek, zıt olmak, muhalefet etmek anlamlarına gelir. 'İhtelefû' ise bir konuda farklı görüşlere sahip olmak, anlaşmazlığa düşmek demektir. Ayette, Cumartesi yasağı konusunda ihtilaf edenlere işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İhtilaf kavramı, Kur'an'da genellikle hakikatten sapma, bölünme ve anlaşmazlık anlamlarında kullanılır. Burada, Cumartesi yasağına ilişkin farklı yorumlar ve uygulamalar nedeniyle ortaya çıkan ayrılığı ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): H-k-m kökü, bir şeyi engellemek, sağlamlaştırmak, adaletle karar vermek anlamlarına gelir. 'Yahkumu' fiili, Allah'ın kıyamet günü insanlar arasındaki ihtilaflar hakkında adil bir karar vereceğini ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Hüküm, bir konuda nihai kararı vermek ve adaleti tesis etmektir. Ayetteki 'leyahkumu', Allah'ın ihtilaf konusu olan meselelerde kesin ve adil hükmünü vereceğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): K-v-m kökü, ayağa kalkmak, durmak, ayakta durmak anlamlarına gelir. 'el-Kıyâme' ise ölülerin diriltilip hesap için ayağa kalkacağı, dünyanın sonu olan gündür. Ayette, Allah'ın hükmünün tecelli edeceği zaman dilimini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kıyamet, Kur'an'ın temel kavramlarından biridir ve ilahi adaletin tam olarak tecelli edeceği, her şeyin açığa çıkacağı ve herkesin yaptıklarının karşılığını bulacağı gün olarak tasvir edilir. Ayette, ihtilafların nihai çözüm yeri olarak zikredilir.
Nahl Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“İnnemâ cu’ile-ssebtu ‘alâ-llezîne-htelefû fîh(i) ve-inne rabbeke leyahkumu beynehum yevme-lkiyâmeti fîmâ kânû fîhi yahtelifûn(e)” Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. (16/124)
İçinde bulunduğumuz âlemler ilmi İlâh-î ve nur âleminden madde âlemine geçinceye kadar altı oluşum geçiriyor ve bu zuhur altı kün veya altı gün olarak belirtilmiştir. Ve yahudilere göre bu altı günden sonra Cenâb-ı Hakk istirahat ettiğinden yani onlara göre (Sebt-cumartesi) günü istirahat ettiğinden onlarda cumartesi günü hiçbir iş yapmayıp istirahat ederler. Fakat deniz kenarında bulunan ve balıkçılıkla geçinen bir yahudi topluluğu cumartesi günü balıkların çok geldiğini görünce, Cuma akşamından açtıkları bir gedik ile suyun ve balıkların iç kısımda bir yerde toplanmasını sağlayıp, Pazar günü o balıkları toplamaya başlamışlar ve Cenâb-ı Hak’ta böyle bir hileye başvurdukları için onları maymuna çevirdi. (2/65) Mûseviyyet ve İseviyyet mertebesinde zaman (altı gün veya altı kün) dür. Muhammediyyette ise (yedinci gün veya yedinci kün) vardır çünkü zaman ahır zaman ve bozulma zamanıdır. Bu âlemler (kevn ve fesat) yani “olma ve bozulma” üzere kuruludur bâki olan hiçbir şey yoktur. Ümmet-i Muhammed, Peygamberimize Peygamberlik geldiği günden itibaren “son günü-kün’ü” yaşamaktadır o yüzden kıyamete doğru çok yaklaştığımız-dan bu süreden âzamî derece faydalanmamız için bizim haftamız yedi gündür.[127]
ادْعُ إِلِى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُم بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ {النحل/125}
“Ud’u ilâ sebîli rabbike bilhikmeti velmev’izati-lhasene(ti) vecâdilhum billetî hiye ahsen(u) inne rabbeke huve a’lemu bimen dalle ‘an sebîlih(i) vehuve a’lemu bilmuhtedîn(e)”