Velâ taktulû evlâdekum ḣaşyete imlâk(in)(s) nahnu nerzukuhum ve-iyyâkum(c) inne katlehum kâne ḣit-en kebîrâ(n)
Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.
Bir de geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, onlara da, size de rızkı biz veririz. Şüphesiz ki onları öldürmek, çok büyük bir suçtur.
Bu ayet, çocukların yoksulluk endişesiyle öldürülmesini yasaklamakta ve rızkın Allah tarafından verildiğini vurgulamaktadır. Temel kavramlar, öldürme eylemi, yoksulluk korkusu ve rızıklandırma üzerine odaklanarak, bu eylemin büyük bir hata ve günah olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'katl' kelimesini ruhu bedenden ayırmak olarak tanımlar. Ayetteki 'taktulû' fiili, cana kıyma, hayatı sona erdirme anlamında kullanılmıştır ve özellikle çocukların canına kıyılmasının şiddetle yasaklandığını belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'katl'i, bir canlının hayatını sona erdirmek olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, 'taktulû' fiili, ebeveynlerin kendi çocuklarına karşı işleyebileceği en büyük günahlardan biri olan cana kıyma eylemini ifade eder ve bu eylemin kesinlikle yasaklandığını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'veled' kelimesinin hem erkek hem de kız çocukları kapsadığını belirtir. Ayetteki 'evlâdekum' ifadesi, genel olarak çocukları, yani kişinin soyundan gelen nesli ifade eder ve onların canına kıyılmasının yasaklandığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'veled' kelimesini doğan her şey için kullanır, ancak Kur'an'da genellikle insan yavruları için kullanılır. Ayetteki 'evlâdekum', ebeveynlerin kendi çocuklarını ifade eder ve onların korunması gerektiğini, canlarına kastedilmemesi gerektiğini belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'haşyet' kelimesini bir şeyden çekinme, korkma olarak açıklar. Ayetteki 'haşyete imlâkin' ifadesi, yoksulluk endişesiyle çocukları öldürme eyleminin temel motivasyonunu ortaya koyar ve bu korkunun yanlış bir gerekçe olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'haşyet'i, bir şeyin büyüklüğünden veya azametinden kaynaklanan korku olarak tanımlar. Ayetteki 'haşyete imlâkin', yoksulluktan duyulan derin endişeyi ve bu endişenin insanları yanlış bir eyleme sürükleyebileceğini ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'imlâk' kelimesini fakirlik ve yoksulluk olarak açıklar. Ayetteki 'imlâk' ifadesi, çocukların öldürülmesine gerekçe gösterilen ekonomik sıkıntıyı ve geçim darlığını belirtir. Allah, bu tür bir yoksulluk korkusunun yersiz olduğunu ve rızkı kendisinin verdiğini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'imlâk'ı, malın tükenmesi, fakirleşme olarak tanımlar. Ayetteki 'imlâk' kelimesi, insanların çocuklarını öldürme gibi vahim bir eyleme sürükleyen maddi sıkıntıyı ve yoksulluk endişesini ifade eder. Allah, bu endişenin yersiz olduğunu ve rızkın garantörü olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rızk'ı, Allah'ın kullarına verdiği her türlü nimet olarak tanımlar. Ayetteki 'nerzukuhum' fiili, Allah'ın hem çocuklara hem de ebeveynlere rızık veren olduğunu, dolayısıyla yoksulluk korkusunun yersiz olduğunu ve çocukların öldürülmesinin bu nedenle kabul edilemez olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'rızk' kavramının Kur'an'da sadece maddi geçim değil, aynı zamanda manevi nimetleri de kapsayan geniş bir anlam taşıdığını belirtir. Ayetteki 'nerzukuhum' ifadesi, Allah'ın rızık verici sıfatını ön plana çıkararak, insanların rızık endişesiyle cana kıymamaları gerektiğini, çünkü rızkın kaynağının Allah olduğunu açıkça belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'hıt' kelimesini hata ve günah olarak açıklar. Ayetteki 'hıt'an kebîran' ifadesi, çocukları öldürme eyleminin sadece bir hata değil, aynı zamanda Allah katında büyük bir günah ve suç olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hatâ' kelimesini kasıtsız yapılan yanlış olarak tanımlarken, 'hıt''ı ise kasıtlı olarak işlenen günah veya büyük hata olarak açıklar. Ayetteki 'hıt'an kebîran', çocukları öldürmenin kasıtlı ve büyük bir günah olduğunu, affedilmesi zor bir suç olduğunu belirtir.
İsrâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(31) (Ve lâ taktülu evlâdeküm haşyete imlak* nahnu nerzükuhüm ve iyyaküm* inne katlehüm kâne hit'an kebiyra;)
“Bir de geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, onlara da, size de rızkı biz veririz. Şüphesiz ki onları öldürmek, çok büyük bir suçtur.”