Fentalekâ hattâ iżâ rakibâ fî-ssefîneti ḣarakahâ(s) kâle eḣaraktehâ lituġrika ehlehâ lekad ci/te şey-en imrâ(n)
Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın." dedi.
Bunun üzerine ikisi beraber yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman, o kul (Hızır) gemiyi deldi. Musa, ona şöyle dedi: "Geminin içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın."
Kehf Suresi 71. ayet, Hz. Musa ve Hızır kıssasının önemli bir bölümünü teşkil eder. Ayet, 'gemiye binme', 'gemiyi delme' ve 'şaşılacak bir iş yapma' gibi eylemler üzerinden, zahirde olumsuz görünen bir fiilin ardındaki hikmeti ve ilahi takdiri dilbilimsel bir derinlikle sunar. Özellikle 'delme' ve 'şaşılacak iş' kavramları, ayetin ana mesajını oluşturan semantik ağırlığı taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sefine' kelimesinin 'sefen' kökünden geldiğini ve 'yüzmek, akıp gitmek' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki kullanımı, su üzerinde hareket eden, yolcuları ve yükleri taşıyan bir araç olarak, bu temel anlamla uyumludur. (el-Müfredât, s. 408)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'sefine' kelimesini 'fülk' (gemi) ile eş anlamlı olarak kullanır ve ayetteki bağlamda, yolculuk için kullanılan deniz aracı olduğunu vurgular. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 1, s. 409)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'sefine' kavramının genellikle bir kurtuluş aracı veya bir yolculuğun sembolü olarak kullanıldığını belirtir. Bu ayette de, Hızır'ın eyleminin bir kurtuluş amacı taşıdığı, geminin ise bu kurtuluşun nesnesi olduğu görülür.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'haraka' fiilinin 'yırtmak, delmek, parçalamak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'harakaha' ifadesi, geminin gövdesinde bir delik açma eylemini net bir şekilde ifade eder. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 284)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hark' kelimesinin 'bir şeyi yarmak, delmek' anlamına geldiğini ve bu eylemin genellikle bir şeyi bozma veya tahrip etme amacı taşıdığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, geminin işlevselliğini geçici olarak bozma eylemini anlatır. (el-Müfredât, s. 257)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'hark' kelimesinin 'bir şeyi delmek, yırtmak' anlamının yanı sıra, 'bir şeyi bozmak, ifsat etmek' anlamını da taşıdığını belirtir. Ayetteki 'harakaha' fiili, gemiye kasıtlı olarak zarar verme eylemini vurgular. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 2, s. 521)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ğarak' kelimesinin 'suya batmak, boğulmak' anlamına geldiğini ve genellikle bir şeyin suyun dibine inmesi durumunu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'li-tuğrika' ifadesi, geminin delinmesinin potansiyel bir sonucu olarak boğulma eylemini dile getirir. (el-Müfredât, s. 358)
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Es-Sicistânî, 'iğrak' fiilinin 'birini boğmak, batırmak' anlamında kullanıldığını ve ayetteki bağlamda, Hızır'ın eyleminin Musa tarafından yanlış anlaşılarak, gemidekileri boğma amacı taşıdığı şeklinde yorumlandığını belirtir. (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 145)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ğarak' kökünün Kur'an'da genellikle helak ve yok oluşla ilişkilendirildiğini, bu ayette ise geminin delinmesiyle ortaya çıkan potansiyel bir felaketi ifade ettiğini vurgular. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 210)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'imr' kelimesinin 'acayip, garip, büyük ve şaşılacak bir iş' anlamına geldiğini belirtir. Musa'nın bu kelimeyi kullanması, Hızır'ın eyleminin zahirde ne kadar anlaşılmaz ve beklenmedik olduğunu gösterir. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 284)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'emr' kelimesinin 'iş, durum, hal' gibi genel anlamlarının yanı sıra, 'büyük, önemli, şaşılacak bir iş' anlamında da kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'imr' kelimesi, Hızır'ın eyleminin Musa için olağanüstü ve sorgulanması gereken bir durum olduğunu vurgular. (el-Müfredât, s. 74)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): El-Kefevî, 'imr' kelimesinin 'büyük ve dehşet verici bir iş' anlamını taşıdığını ve genellikle olumsuz bir şaşkınlık veya hayret durumunu ifade ettiğini belirtir. Musa'nın tepkisi, bu kelimenin anlamıyla tam olarak örtüşür. (el-Külliyyât, s. 125)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'imr' kelimesinin 'büyük, çirkin ve şaşılacak bir iş' anlamında kullanıldığını ve bu bağlamda Musa'nın Hızır'ın eylemini ahlaki ve mantıksal olarak kabul edilemez bulduğunu ifade eder. (Umdetü'l-Huffâz, c. 1, s. 123)
Kehf-Mağara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Mûsâ (a.s.) ın yardımcısı olan genç Yuşa (a.s.) dan artık bahsedilmediğine göre onun işi bitmiş ve sadece Mûsâ (a.s.) ile Hızır (a.s.) ın yola devam ettikleri anlaşılıyor.
قَالَ أَلَمْ أَقُلْ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِيَ صَبْراً
72-) Kale elem ekul inneke len testatıy'a meıye sabra;