Summun bukmun ‘umyun fehum lâ yerci'ûn(e)
Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
(Onlar) sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
Bakara 18. ayet, münafıkların hakikate karşı duyarsızlığını ve idrak yoksunluğunu 'sağırlık', 'dilsizlik' ve 'körlük' metaforlarıyla anlatır. Bu kavramlar, onların doğru yolu bulma ve ona dönme yeteneklerinin kaybolduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'صمم' kelimesinin asıl anlamının 'kulağın işitme yeteneğini kaybetmesi' olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı ise, kalbin hakikati işitmeye kapalı olması, öğüt ve uyarılardan faydalanamaması anlamındadır. Bu, fiziksel bir sağırlıktan ziyade, manevi bir idrak noksanlığını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'صمّ' kelimesinin mecazi bir kullanım olduğunu ve 'hakka karşı sağır olmak' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, münafıkların Allah'ın ayetlerini ve peygamberin tebliğini işitip anlamaktan yüz çevirmelerini, onlara karşı duyarsız kalmalarını anlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sağırlık' kavramının Kur'an'da genellikle 'hakikati işitmeme, anlamama ve kabul etmeme' anlamında kullanıldığını belirtir. Bakara 18'deki 'صمّ' kelimesi, münafıkların ilahi mesajı idrak etme yeteneğinden mahrumiyetini, yani manevi sağırlığını sembolize eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'بكم' kelimesinin 'konuşamayan, dilsiz' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, münafıkların hakikati söylemekten aciz olmalarını, doğruyu ifade edememelerini veya inkarlarını dile getirmemelerini ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir dilsizlik değil, aynı zamanda hakka şahitlik etmekten kaçınma durumudur.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'بكم' kelimesinin 'doğuştan dilsiz' veya 'sonradan dilsiz olan' anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki bağlamda, münafıkların hakikati dile getirme, onu ikrar etme veya ona davet etme yeteneğinden mahrumiyetini, yani manevi dilsizliğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'bükm' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'hakkı söylemekten aciz olma, susma veya inkarı dile getirmeme' anlamında kullanıldığını belirtir. Bakara 18'deki bu kelime, münafıkların hakikati ikrar etme ve onu yayma konusundaki yetersizliklerini sembolize eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'عمى' kelimesinin hem fiziksel körlük hem de 'kalp körlüğü', yani hakikati idrak edememe anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'عمى' kelimesi, münafıkların Allah'ın ayetlerindeki delilleri, hakikatin işaretlerini görememelerini, basiretlerinin kapalı olmasını ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'عمى' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'kalp körlüğü' anlamında kullanıldığını ve bunun 'hakikati görememe, doğru yolu bulamama' anlamına geldiğini açıklar. Bakara 18'deki bu ifade, münafıkların ilahi rehberliği ve hakikati idrak etme yeteneğinden yoksunluklarını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'körlük' kavramının Kur'an'da 'manevi körlük', yani 'hakikati görememe, idrak edememe' anlamında merkezi bir rol oynadığını belirtir. Bakara 18'deki 'عمى' kelimesi, münafıkların ilahi mesajın açık delillerini ve işaretlerini görmezden gelmelerini, basiretlerinin kapalı olmasını sembolize eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'رجع' fiilinin 'geri dönmek, geri gelmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'لا يرجعون' ifadesi, münafıkların içinde bulundukları sapkınlıktan, küfür ve nifaktan dönmeyeceklerini, doğru yola gelmeyeceklerini, tevbe etmeyeceklerini ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'رجع' fiilinin 'bir halden başka bir hale geçmek' veya 'başlangıç noktasına dönmek' anlamlarını taşıdığını açıklar. Ayetteki 'لا يرجعون' ifadesi, münafıkların küfür ve nifak halinden imana, doğru yola dönme imkanlarının kalmadığını, bu konuda bir geri dönüş yapmayacaklarını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'rücû' kavramının Kur'an'da genellikle 'tevbe etme, doğru yola dönme, Allah'a yönelme' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bakara 18'deki 'لا يرجعون' ifadesi, münafıkların manevi sağırlık, dilsizlik ve körlükleri nedeniyle hakikate dönme, pişman olup tevbe etme yeteneklerini kaybettiklerini ve bu yola girmeyeceklerini ifade eder.
Bakara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَرْجِعُونَ
(2/18) Summün bükmün umyün fehüm la yerciun;
* Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler onlar geriye de dönemezler, geldikleri yere dönemezler, bir yeride bulamazlar.