İçeriğe atla
Bakara 218Cüz 2 · Sayfa 34

Bakara Sûresi 218. Âyet

البقرة

Sohbete sor

İnne-lleżîne âmenû velleżîne hâcerû vecâhedû fî sebîli(A)llâhi ulâ-ike yercûne rahmeta(A)llâh(i)(c) ve(A)llâhu ġafûrun rahîm(un)

İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Bakara Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

اللّهِ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

(2/218) İnnelleziyne amenu velleziyne haceru ve cahedu fiy sebiylillâhi ülaike yercune rahmetAllah* vAllahu Ğafur'un Rahîym;

* İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Şu imân edenler ki hicret ettiler.

Hicret iki türlü oldu, bazıları zorlanarak hicret ettirildiler, bazıları da kendi istekleriyle bulundukları yerden Hz.Rasullullah’ın bulunduğu yere hicret ettiler.

Oturduğumuz yerde dahi muhacir olabiliyoruz nefsi emmâreden levvâmeye, levvâmeden mülhimeye hicret etmek sûretiyle veya zâhirden bâtına, bâtından zâhire hicret etmek sûretiyle bu hicret hadisesini bünyemizde yaşıyoruzdur.

Derviş te zâten her an Kâbeyi Şerif’e ulaşıncaya kadar muhacirdir, “mücahedesi olmayanın müşahedesi olmaz” demişleridir.

Ve cihat ettiler, Allah yolunda, yine Zat esmâsı, yani Zâti seyirde cihat ederler, İşte onlar Allah’ın rahmetini umarlar, bu cihatları yapmak sûretiyle, Allah’ın rahmeti zâhirden de geliyor bâtından da geliyor, her taraftan her şekliyle geliyor, gözümüzün görmesi, kulağımızın duyması hep onun rahmeti ama bu rahmetlerin içinde bir de İlâh-î rahmet vardır ki, talebimiz, ricamız o olsun, yani kendi zatımızın hakikatini idrak etmektir, işte en büyük ummak budur, çünkü Allah’tan iyi şeyler umulur, Allah’a kötü şeyler isnat etmek olmaz, gerçi bütün âlemdeki fiiller onun fiilleridir ama nezaketen yorumu başka türlü yapmamız gerekiyor,

hakikati bizim bâtınımızda kalacaktır.

Allah (c.c.) Gafur, örtücü ve Rahîm, merhamet edicidir, Allah tecellisi olduğu zaman onun ilk yapacağı şey örtmek, örttüğünüzü gizledikten sonra da ihsânda bulunmaktır, neyi örtüyor, günahlarını örtüyor, beşeriyetini örtüyor ve kendi Rahmâniyyetini arkasından ortaya getiriyor, ki örtüldükten sonra altından birşeyin çıkması lâzımdır yoksa sahne kapanırsa hiçbir şey olmaz.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)