Kavlun ma'rûfun vemaġfiratun ḣayrun min sadekatin yetbe'uhâ eżâ(en)(k) va(A)llâhu ġaniyyun halîm(un)
Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
Bir tatlı dil ve kusurları bağışlamak, arkasından eza ve gönül bulantısı gelecek bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, halimdir, yumuşak davranır.
Bakara 263. ayet, güzel söz ve bağışlamanın, eziyetle takip edilen sadakadan üstün olduğunu vurgular. Ayet, Allah'ın zenginliğini ve hilmini öne çıkararak, müminlere ahlaki bir duruş sergilemeleri gerektiğini öğütler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir şeyin ifade edilmesi, dile getirilmesidir. Ayetteki 'kavlün ma'rûfun' (güzel söz) ifadesi, insanların hoşuna giden, onlara eziyet vermeyen, gönül alıcı ve yapıcı sözleri ifade eder. Bu, sadakanın ardından gelebilecek incitici sözlerin aksine, hayırlı olanı belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kavl (قول), burada 'ma'rûf' (bilinen, güzel) sıfatıyla birlikte kullanılarak, insanların örfünde iyi kabul edilen, gönül okşayıcı ve incitmeyen sözleri ifade eder. Bu, sadaka verildikten sonra minnet etme veya başa kakma gibi kötü sözlerden kaçınmayı öğütler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ma'rûf (معروف), akıl ve şeriat tarafından iyi ve güzel olduğu bilinen, tanınan şeydir. Ayetteki 'kavlün ma'rûfun' ifadesi, insanların genel olarak iyi ve doğru kabul ettiği, gönül alıcı ve incitmeyen sözleri kapsar. Bu, sadakanın ardından gelebilecek eziyetin zıddıdır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Ma'rûf (معروف), insanların akıllarıyla veya şeriatla tanıdıkları, bildikleri ve güzel gördükleri her şeydir. Ayetteki bağlamda, sadaka veren kişinin muhatabına karşı sarf ettiği, toplumda kabul gören, nazik ve incitmeyen sözleri ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mağfiret (مغفرة), günahları örtmek ve affetmektir. Ayetteki bağlamda, sadaka verilen kişinin veya başkasının kusurlarını, hatalarını görmezden gelmek, affedici olmak anlamındadır. Bu, sadaka verirken veya sonrasında karşılaşılan olumsuzluklara karşı hoşgörülü olmayı ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Mağfiret (مغفرة) kavramı Kur'an'da genellikle Allah'ın günahları bağışlaması anlamında kullanılırken, bu ayette insani ilişkiler bağlamında, başkalarının kusurlarını affetme ve hoşgörülü olma anlamını taşır. Bu, sadaka verirken veya sonrasında karşılaşılan olumsuz tepkilere karşı affedici bir tutum sergilemeyi ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sadaka (صدقة), Allah'a yakınlaşmak amacıyla verilen maldır. Bu ayette, 'peşinden eza gelen sadaka' ifadesiyle, niyetin halis olmaması veya sadakanın ardından minnet etme, başa kakma gibi davranışlarla değerini yitiren sadaka kastedilir. Bu tür bir sadaka, güzel söz ve bağışlamadan daha az değerlidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Sadaka (صدقة), kişinin malından Allah yolunda verdiği şeydir. Ayetteki 'sadakatin yetbe'uhâ ezâ' (peşinden eza gelen sadaka) ifadesi, sadaka verildikten sonra fakiri inciten, ona minnet eden veya onu küçük düşüren söz ve davranışları içeren sadakayı anlatır. Bu tür bir sadaka, Allah katında makbul değildir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ezâ (أذى), insana veya hayvana ulaşan her türlü zarar ve rahatsızlıktır. Ayetteki 'yetbe'uhâ ezâ' (peşinden eza gelen) ifadesi, sadaka verildikten sonra fakiri inciten, ona minnet eden, onu küçük düşüren veya ona karşı kötü sözler sarf eden davranışları ifade eder. Bu tür bir eza, sadakanın sevabını yok eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Ezâ (أذى), bir kişiye dokunan, onu rahatsız eden her türlü kötülüktür. Ayetteki bağlamda, sadaka veren kişinin, sadaka verdiği kişiye karşı sarf ettiği incitici sözler veya davranışlar kastedilir. Bu, sadakanın manevi değerini düşüren bir unsurdur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ğanî (غني), ihtiyaçtan müstağni olan, zengin demektir. Allah için kullanıldığında, O'nun hiçbir şeye muhtaç olmadığı, her şeyin O'na muhtaç olduğu anlamını taşır. Ayetteki 'Allah Ğanî'dir' ifadesi, Allah'ın kullarının sadakalarına ihtiyacı olmadığını, sadakanın faydasının sadaka verene döndüğünü vurgular. Bu, sadaka verirken gösterilen eziyetin anlamsızlığını pekiştirir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Ğanî (غني), kendi zatıyla kaim olan, başkasına muhtaç olmayan demektir. Allah'ın Ğanî olması, O'nun kullarının ibadetlerine, sadakalarına veya herhangi bir şeyine ihtiyacı olmadığı anlamına gelir. Bu, müminlere, sadakalarını ihlasla ve eziyet etmeden vermeleri gerektiğini hatırlatır, zira Allah'ın buna ihtiyacı yoktur, faydası kuladır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Halîm (حليم), öfkelenmeyen, aceleci olmayan, cezalandırmakta acele etmeyen demektir. Allah için kullanıldığında, O'nun kullarının günahlarına karşı hemen ceza vermediğini, onlara tövbe etmeleri için mühlet tanıdığını ifade eder. Ayetteki 'Allah Halîm'dir' ifadesi, sadaka verirken eziyet edenlere hemen ceza vermediğini, ancak bu davranışın hoş görülmediğini ve affedici olmanın önemini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Halîm (حليم) ismi, Allah'ın kullarına karşı sabırlı, hoşgörülü ve cezalandırmakta acele etmeyen sıfatını ifade eder. Bu ayette, Allah'ın Halîm olması, sadaka verirken eziyet edenlerin günahlarını hemen cezalandırmadığı, ancak bu tür davranışlardan kaçınılması gerektiği mesajını güçlendirir. Müminlere de bu vasıfla ahlaklanmaları gerektiği ima edilir.
Bakara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
قَوْلٌ مَّعْرُوفٌ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌ مِّن صَدَقَةٍ يَتْبَعُهَا أَذًى وَاللّهُ غَنِيٌّ حَلِيمٌ
(2/263) Kavlün ma'rufun ve mağfiratün hayrun min sadekatin yetbeuha eza* vAllahu Ğaniyy'un Haliym;
* Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).