Yevme yunfeḣu fî-ssûri venahşuru-lmucrimîne yevme-iżin zurkâ(n)
O gün günahkarları, (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz.
Sûr'a üfürüleceği gün ki biz suçluları o gün, (gözleri korkudan) göğermiş olarak mahşerde toplayacağız.
Bu ayet, kıyamet gününün dehşetini ve suçluların o günkü durumunu tasvir etmektedir. 'Sur'a üfleme' ile başlayan bu tasvir, 'suçluların' 'gözleri göğermiş' bir halde toplanacağını vurgulayarak ahiret inancının temel unsurlarından birini dilbilimsel ve semantik derinlikle ele almaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nefh (نفخ) kelimesi, bir şeye hava üflemek anlamına gelir. Ayetteki 'yünfehu fi's-sûr' ifadesi, kıyametin kopması için Sur'a üflenmesini, yani Allah'ın emriyle büyük bir olayın başlangıcını bildiren bir eylemi anlatır. Bu, dirilişin ve hesap gününün başlangıcıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Nefh (نفخ) fiili, burada mecazi olarak bir emrin veya olayın gerçekleşmesi için verilen işareti ifade eder. Sur'a üflemek, Allah'ın kudretinin bir tezahürü olarak, ölülerin diriltilmesi ve hesap için toplanması sürecinin başlangıcıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Sur (صور), kıyamet günü üflenecek olan bir boru veya boynuzdur. Bu, Allah'ın emriyle ölülerin diriltilmesi ve hesap için toplanması sürecini başlatan ilahi bir araçtır. Ayetteki kullanımı, bu olayın büyüklüğünü ve kaçınılmazlığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sur (صور), dirilişin ve kıyametin alameti olarak üflenecek olan özel bir alettir. Bu kelime, aynı zamanda 'suret' (şekil) kelimesinin kökünden gelmekle birlikte, burada özel bir isim olarak kıyamet borusunu ifade eder ve bu olayın benzersizliğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'Sur' kavramı, eskatolojik bir sembol olarak karşımıza çıkar. Kıyametin başlangıcını ve ölülerin dirilişini haber veren ilahi bir çağrı aracıdır. Bu, kozmik düzenin değiştiği ve yeni bir varoluş safhasının başladığı anı temsil eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Haşr (حشر), bir topluluğu bir yerden başka bir yere zorla veya isteyerek toplamak anlamına gelir. Ayetteki 've nahşuru' ifadesi, Allah'ın kıyamet günü tüm insanları, özellikle de suçluları hesap vermek üzere bir araya getirme eylemini anlatır. Bu, ilahi adaletin tecellisinin bir parçasıdır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Haşr (حشر), insanların kıyamet günü hesap vermek üzere bir araya toplanmasıdır. Bu, sadece fiziki bir toplama değil, aynı zamanda ilahi bir yargılama sürecinin başlangıcıdır. Ayetteki kullanımı, bu toplamanın özellikle 'mücrimler' için olacağını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cürm (جرم), bir suç işlemek, günah işlemek anlamına gelir. Mücrim (مجرم) ise bu suçu işleyen kişidir. Ayetteki 'el-mücrimîn' ifadesi, Allah'ın emirlerine karşı gelmiş, dünya hayatında kötülük yapmış ve bu nedenle ahirette cezayı hak etmiş kimseleri ifade eder. Bu, onların kıyamet günündeki durumlarının bir ön açıklamasıdır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'mücrim' kavramı, sadece hukuki bir suçlu olmaktan öte, Allah'a karşı gelmiş, O'nun ayetlerini yalanlamış ve ahlaki değerleri çiğnemiş kişileri ifade eder. Bu, onların ahiretteki kötü akıbetlerinin temel nedenidir ve ayetteki 'gözleri göğermiş' tasviriyle pekiştirilir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Zurk (زرق), gözlerin renginin mavileşmesi veya göğermesi anlamına gelir. Ayetteki 'zurkan' ifadesi, suçluların kıyamet günündeki aşırı korku, dehşet ve çaresizlikten dolayı gözlerinin renginin değişmesini, yani korkudan donup kalmış bir halini tasvir eder. Bu, onların yaşadığı azabın ve pişmanlığın görsel bir ifadesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Zerk (زرق), göz renginin mavileşmesi veya siyaha yakın bir renge dönüşmesidir. Bu durum, genellikle korku, açlık veya susuzluk gibi şiddetli hallerde ortaya çıkar. Ayetteki 'zurkan' kelimesi, mücrimlerin kıyamet gününde karşılaşacakları dehşet ve azabın bir sonucu olarak gözlerinin bu hale geleceğini, yani çaresizlik ve korku içinde olacaklarını belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'zurkan' kelimesi, genellikle olumsuz bir bağlamda, korku, dehşet ve çaresizliğin bir göstergesi olarak kullanılır. Bu, sadece fiziksel bir renk değişimi değil, aynı zamanda ruhsal bir çöküntüyü ve azabın şiddetini ifade eder. Mücrimlerin bu hali, onların dünya hayatındaki amellerinin bir sonucudur.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Tâ-Hâ, 20/102) “O gün ki, sur'a üfürülür. Ve mücrimleri, o izin günü göğermiş olarak haşredeceğiz (toplayacağız).”
يَتَخَافَتُونَ بينهم إِنْ لَبِثْتُم إلا عشرا
(Yetehâfetûne beynehum in lebistum illâ aşren.)