Yeteḣâfetûne beynehum in lebiśtum illâ ‘aşrâ(n)
(103-104) Aralarında birbirlerine "(Dünya'da) sadece on (gün) kaldınız" diye gizli gizli konuşacaklar. -Onların, hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz.- O vakit içlerinden en aklı başında olanları, "Siz sadece bir gün kaldınız" diyecektir.
"Siz dünyada sadece on(gün) kaldınız" diye kendi aralarında gizli gizli konuşurlar.
Tâhâ Suresi 103. ayet, kıyamet gününde insanların dünya hayatının kısalığına dair fısıltılarını tasvir eder. Ayet, 'gizlice konuşmak', 'kalmak/eğleşmek' ve 'on' gibi kavramlar üzerinden dünya hayatının geçiciliğini ve ahiret karşısındaki değersizliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ḫafete' fiilinin 'sesi kısmak, alçaltmak' anlamına geldiğini belirtir. 'Tehâfüt' ise karşılıklı olarak sesi kısmak, fısıldaşmak demektir. Ayetteki 'yetahâfetûne' ifadesi, kıyamet gününde insanların şaşkınlık ve pişmanlık içinde, dünya hayatının ne kadar kısa sürdüğünü birbirlerine fısıldayarak dile getirmelerini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yetahâfetûne' kelimesini 'yüserûn' (gizlice konuşurlar) olarak açıklar. Bu, onların seslerini yükseltmeye cesaret edememeleri veya durumun vahameti karşısında şaşkınlık içinde olmaları nedeniyle fısıltıyla konuşmalarına işaret eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'tahâfüt' kelimesinin 'gizli konuşma, fısıltı' anlamını vurgular. Ayetteki kullanımı, kıyamet gününde insanların dünya hayatının kısalığına dair şaşkınlıklarını ve pişmanlıklarını, başkalarının duymasını istemeyerek veya durumun ağırlığı altında ezilerek fısıltıyla dile getirmelerini anlatır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'lebis̱e' fiilinin 'ikamet etmek, kalmak, durmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lebis̱tüm' ifadesi, insanların dünya hayatında geçirdikleri süreyi, yani orada ne kadar kaldıklarını ifade eder. Kıyamet gününde bu sürenin çok kısa olduğunun farkına varılmasına vurgu yapar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'lübs' kelimesinin 'beklemek, durmak, ikamet etmek' anlamlarını taşıdığını açıklar. Ayetteki 'in lebis̱tüm illâ aşran' ifadesi, dünya hayatında geçirilen sürenin ahiret hayatına kıyasla ne kadar önemsiz ve kısa olduğunu, sanki sadece on gün kalınmış gibi algılandığını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da zaman kavramının göreceliğine dikkat çeker. 'Lebis̱e' fiili, dünya hayatının geçiciliğini ve ahiret perspektifinden ne kadar kısa olduğunu vurgulamak için kullanılır. Bu ayette, dünya hayatının 'eğleşme' süresi olarak algılanması, onun kalıcı bir yer olmadığını ve çabucak sona ereceğini ima eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Es-Sicistânî, 'aşr' kelimesinin 'on' sayısını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'illâ aşran' ifadesi, dünya hayatının süresinin ahiret hayatına kıyasla o kadar kısa ve önemsiz olduğunu vurgulamak için mecazi bir anlatım olarak kullanılır. Bu, dünya hayatının geçiciliğini ve değersizliğini pekiştirir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'aşr' kelimesinin sayısal değerinin yanı sıra, Kur'an'da bazen bir şeyin azlığını veya kısalığını ifade etmek için kullanılabileceğine işaret eder. Bu ayette 'on gün' ifadesi, dünya hayatının ahiret karşısındaki mutlak kısalığını ve önemsizliğini sembolize eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, Kur'an'da sayıların bazen gerçek sayısal değerinden ziyade, bir şeyin azlığını, çokluğunu veya belirli bir niteliğini vurgulamak için kullanıldığını belirtir. 'Aşran' kelimesi bu bağlamda, dünya hayatının ahiret karşısındaki mutlak kısalığını ve geçiciliğini ifade eden sembolik bir sayıdır, gerçek bir zaman dilimini değil, bir algıyı yansıtır.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Tâ-Hâ, 20/103) “Onlar aralarında: “(Dünyâda) sadece 10 (gün) kaldınız.” diye gizlice konuşacaklar.”