Fetevellâ fir'avnu feceme'a keydehu śümme etâ
Bunun üzerine Firavun ayrılıp, hilesini kuracak sihirbazlarını topladı, sonra geldi.
Bunun üzerine Firavun döndü gitti ve bütün hile vasıtalarını topladıktan sonra geldi.
Tâhâ Suresi'nin 60. ayeti, Firavun'un Hz. Musa'ya karşı sergilediği düşmanca tavrı ve hilekâr planlarını özetlemektedir. Ayet, Firavun'un geri dönerek sihirbazlarını toplamasını ve hilelerini hazırlamasını, ardından da bu hilelerle ortaya çıkmasını dilbilimsel bir derinlikle ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Vely kökü, bir şeyin diğerine yakın olması, aralarında yabancılık olmaması anlamına gelir. Ayetteki 'fetevellâ' ifadesi, Firavun'un Hz. Musa'dan yüz çevirip kendi işine, yani hilelerini toplamaya yönelmesi anlamında kullanılmıştır. Bu, bir işe azimle yönelme ve onu üstlenme manasını da taşır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Bu bağlamda 'tevellâ', Firavun'un Hz. Musa'nın davetinden yüz çevirip kendi işine, yani sihirbazlarını toplamaya ve hilelerini hazırlamaya yönelmesi demektir. Bu, bir nevi 'dönüp gitmek' ve 'işe koyulmak' anlamlarını birleştirir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Vely kökünden türeyen kelimeler, genellikle bir şeye yönelme, onu üstlenme veya ondan yüz çevirme gibi zıt anlamları barındırabilir. Buradaki 'fetevellâ', Firavun'un Musa'nın çağrısına sırt çevirip kendi planlarını uygulamaya geçişini ifade eder, bu da onun inançsızlığını ve düşmanlığını pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Firavun, Mısır krallarının lakabıdır ve Kur'an'da genellikle kibir, zulüm ve ilahlık iddia etme gibi olumsuz özelliklerle anılır. Bu ayette de Firavun, Hz. Musa'ya karşı hilekâr bir planın baş aktörü olarak tasvir edilmiştir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Firavun, Mısır'ın eski krallarına verilen isimdir. Kur'an'da bu isim, özellikle Hz. Musa kıssasında, Allah'ın ayetlerini inkâr eden ve insanlara zulmeden bir tiranı temsil eder. Ayetteki kullanımı, onun bu zalim karakterini ve hilekâr doğasını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cem' kökü, dağınık şeyleri bir araya getirmek, toplamak anlamına gelir. Ayetteki 'fecemea', Firavun'un sihirbazlarını ve onların hilelerini, yani 'keydehu'yu bir araya getirmesini ifade eder. Bu, onun Hz. Musa'ya karşı organize bir karşı koyuş içinde olduğunu gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Cem' fiili, bir araya getirme, toplama ve birleştirme anlamlarını taşır. Firavun'un 'keydehu'yu toplaması, onun tüm imkanlarını ve hilelerini bir araya getirerek Hz. Musa'ya karşı kullanmaya hazırlanmasını anlatır. Bu, onun stratejik ve kötü niyetli bir hazırlık içinde olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Cem' kelimesi, Kur'an'da genellikle bir araya getirme, toplama ve birleştirme anlamlarında kullanılır. Bu ayette Firavun'un 'keydehu'yu toplaması, onun tüm hilelerini ve sihirbazlarını bir araya getirerek Hz. Musa'ya karşı büyük bir gösteri hazırladığını gösterir, bu da onun gücünü ve otoritesini sergileme çabasını yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Keyd, bir şeyi hile ile yapmaya çalışmak, aldatmak ve tuzak kurmak anlamına gelir. Firavun'un 'keydehu' ifadesi, onun Hz. Musa'ya karşı sihirbazları aracılığıyla kurduğu aldatıcı planları ve hileleri ifade eder. Bu, onun kötü niyetli ve kurnazca bir strateji izlediğini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Keyd, düşmana karşı hile ve tuzak kurmaktır. Firavun'un 'keydehu'yu toplaması, onun sihirbazlarını ve onların hilelerini bir araya getirerek Hz. Musa'nın mucizelerini geçersiz kılmaya çalışmasını ifade eder. Bu, onun mücadelesinin temelinde aldatma ve hile olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Keyd, bir şeyi gizlice ve hile ile yapmaktır. Firavun'un 'keydehu' ifadesi, onun Hz. Musa'ya karşı başvurduğu sihirbazlık ve aldatma yöntemlerini kapsar. Bu, onun hakikati örtbas etme ve insanları yanıltma çabasını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İtyan (etâ), bir yere gelmek, varmak veya bir şeyi yapmak anlamına gelir. Ayetteki 'sümme etâ' ifadesi, Firavun'un hilelerini topladıktan sonra, Hz. Musa ile karşılaşmak üzere belirlenen yere gelmesini veya bu hilelerle ortaya çıkmasını ifade eder. Bu, onun planını uygulamaya koyulduğunu gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Etâ fiili, bir yere gelmek veya bir işi yapmak anlamında kullanılır. Firavun'un 'sümme etâ' ifadesi, hilelerini hazırladıktan sonra, sihirbazlarıyla birlikte meydan okumak üzere gelmesini anlatır. Bu, onun kararlılığını ve çatışmaya hazır olduğunu gösterir.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Bilindiği o devirde mısırda sihirbazlık oldukça büyük bir alâka görmekteydi. Ve bu ilimde ileri gitmiş olan sihirbazlarını, nefs-i emmârenin bütün hayal ve vehim güçlerini toplayarak geldi.
Bir rivâyette Firavun göre o günün ülkenin en meşhûr 72 sihirbazını toplamıştır.