Kâle hum ulâ-i ‘alâ eśerî ve'aciltu ileyke rabbi literdâ
Musa, şöyle dedi: "Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim."
Musa: "Onlar benim izimdeler (arkamdan beni takip edip geliyorlar). Ben sana acele ettim (geldim) ki, hoşnud olasın" dedi.
Tâhâ Suresi 84. ayet, Hz. Musa'nın Allah'a hitaben kavminin durumu ve kendi aceleci gelişinin sebebini ifade ettiği bir diyalog parçasıdır. Ayet, 'ardında olmak', 'acele etmek' ve 'razı olmak' gibi temel kavramlar üzerinden ilahi rızayı arayış ve peygamberlik sorumluluğunu dilbilimsel bir derinlikle sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'evlâ' kelimesinin 'yakınlık' ve 'öncelik' ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'ülâi' ise işaret zamiri olarak, Musa'nın kavminin kendisine yakın bir mesafede, ardında olduğunu belirtmek için kullanılmıştır. Kavmin, Musa'nın peşinden geldiğini, dolayısıyla ona 'yakın' olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, işaret isimlerinin, işaret edilenin zihinde veya dış dünyada hazır bulunmasına delalet ettiğini açıklar. Burada 'ülâi', Musa'nın gözüyle gördüğü veya yakın zamanda peşinden gelecek olan kavmini işaret etmekte, onların varlığını ve konumunu belirtmektedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'eser' kelimesinin 'iz' ve 'ardından gelmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'alâ eserî' ifadesi, kavmin Musa'nın peşinden geldiğini, onun izini takip ettiğini ve dolayısıyla yakın bir mesafede olduğunu anlatır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'eser' kelimesinin mecazi olarak 'takip' ve 'ardından gelme' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette, kavmin Musa'nın fiziksel olarak ardında olduğunu ve onun yolunu izlediğini mecazi bir anlatımla dile getirir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'eser' kavramının Kur'an'da hem somut iz hem de bir şeyin sonucunu veya etkisini ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayette, kavmin Musa'nın 'izini' takip etmesi, onun liderliğini kabul edip peşinden gelmesi anlamında somut bir takibi ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'acele' kelimesinin bir işi vaktinden önce yapma isteği olduğunu belirtir. Musa'nın 'acele ettim' demesi, Allah'ın emrine uyma ve O'nun rızasını kazanma konusundaki şevkini ve istekliliğini gösterir; bu, olumlu bir aceleciliktir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'acele'nin bazen övgüye değer bir hızlanma, bazen de kınanacak bir sabırsızlık olduğunu açıklar. Bu ayetteki 'acele ettim' ifadesi, Allah'ın rızasını kazanma yolunda gösterilen takdire şayan bir gayreti ve sürati ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'acele' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve her bağlamın kendine özgü bir anlam tonu taşıdığını vurgular. Burada Musa'nın acele etmesi, Allah'a olan bağlılığının ve O'nun çağrısına hemen icabet etme arzusunun bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rıda' kelimesini 'bir şeyden hoşnut olmak, onu beğenmek' olarak tanımlar. Musa'nın 'razı olman için' demesi, tüm eylemlerinin nihai amacının Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak olduğunu açıkça ortaya koyar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'rıda'nın kalbin bir şeye meyletmesi ve onu kabul etmesi olduğunu belirtir. Ayetteki 'litarḍā' ifadesi, Musa'nın Allah'ın iradesine tam bir teslimiyetle boyun eğdiğini ve O'nun kendisinden razı olmasını dilediğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'rıda' kavramının Kur'an'da Allah ile kul arasındaki karşılıklı bir hoşnutluk ilişkisini ifade ettiğini belirtir. Kulun Allah'tan razı olması ve Allah'ın kuldan razı olması, en yüksek manevi mertebelerden biridir. Musa'nın bu ifadesi, bu mertebeye ulaşma arzusunu yansıtır.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Tâ-Hâ, 20/84) “(Mûsâ (a.s.)): “Onlar, onlar benim izim üzerindeler (benim arkamdan geliyorlar). Ve Rabbim ben, Senin rızan için (Sana gelmekte) acele ettim.” dedi.”