Efelâ yeravne ellâ yerci'u ileyhim kavlen velâ yemliku lehum darran velâ nef'â(n)
Onlar bu heykelin, sözlerine karşılık vermediğini, kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi?
Onlar görmüyorlar mıydı ki, o buzağı, kendilerine hiçbir sözle karşılık veremiyor; onlara ne bir zarar, ne de bir yarar vermeye sahip bulunamıyordu.
Tâhâ Suresi'nin 89. ayeti, putların acizliğini ve ilahlık vasfından yoksunluğunu vurgulamaktadır. Ayet, putların konuşma, zarar verme veya fayda sağlama gibi temel insani ve ilahi niteliklerden mahrum olduğunu dilbilimsel bir kesinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ru'yet' kelimesinin hem gözle görmeyi hem de kalple idrak etmeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'yerevne' ifadesi, putların acizliğini gözlemleyerek bu gerçeği aklen kavramaları gerektiğine işaret eder. (s. 349)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'görme' fiilinin sadece fiziksel bir eylem olmadığını, aynı zamanda bir hakikati anlama ve idrak etme anlamını da taşıdığını vurgular. Bu ayette, putların işlevsizliğini 'görmek', onların ilah olamayacağını 'anlamak' demektir. (s. 132)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'erci' kelimesinin 'cevap vermek' anlamında kullanılabileceğini belirtir. Ayetteki 'lâ yercı'u ileyhim kavlen' ifadesi, putun muhataplarına bir sözle karşılık veremediğini, yani konuşma yeteneğinin olmadığını mecazi olarak anlatır. (c. 2, s. 28)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn, 'rücû'' fiilinin 'sözün geri dönmesi' yani 'cevap verilmesi' anlamında kullanıldığını açıklar. Putun 'söz döndürememesi', onun cansız ve işitme/konuşma yeteneğinden mahrum olduğunu gösterir. (c. 1, s. 345)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kavl' kelimesinin genel olarak 'söz' anlamına geldiğini ve burada putun herhangi bir söz söyleme, yani iletişim kurma kabiliyetinin olmadığını ifade ettiğini belirtir. (s. 290)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kavl'in, harfler ve seslerden oluşan anlamlı ifade olduğunu açıklar. Ayetteki 'lâ yercı'u ileyhim kavlen' ifadesi, putun bu tür bir anlamlı ifadeyi üretemediğini, dolayısıyla cansız ve şuursuz olduğunu gösterir. (s. 745)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mülk' ve 'milk' kelimelerinin bir şeye sahip olma ve üzerinde tasarruf etme gücünü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'lâ yemliku lehum darran ve lâ nef'an' ifadesi, putun insanlara ne zarar verme ne de fayda sağlama kudretine sahip olmadığını vurgular. (s. 472)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'mülk'ün bir şey üzerinde tam yetkiye sahip olmak anlamına geldiğini açıklar. Putun 'zarar ve faydaya malik olmaması', onun hiçbir şeye hükmedemeyen, aciz bir varlık olduğunu gösterir. (c. 5, s. 123)
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'darar' kelimesinin 'zarar vermek, ziyan etmek' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanımı, putun insanlara herhangi bir olumsuz etki, yani zarar verme kudretinden yoksun olduğunu gösterir. (s. 178)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'darar' kelimesinin Kur'an'da genellikle Allah'ın kudretine zıt olarak, aciz varlıkların yapamayacağı bir eylem olarak geçtiğini belirtir. Bu ayette de putların zarar verme yeteneğinin olmaması, onların ilahlık vasfından uzaklığını pekiştirir. (s. 215)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'naf'' kelimesinin 'fayda sağlamak, yarar getirmek' anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'lâ yemliku lehum nef'an' ifadesi, putun insanlara hiçbir olumlu katkı, yani fayda sağlama gücüne sahip olmadığını vurgular. (s. 495)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'naf''ın, bir şeyin iyi ve olumlu sonucunu ifade ettiğini belirtir. Putun 'fayda verememesi', onun cansız ve hiçbir kudrete sahip olmayan bir nesne olduğunu, dolayısıyla ibadete layık olmadığını gösterir. (s. 987)
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Tâ-Hâ, 20/89) “Onlara sözle cevâp vermediğini ve onlara zarar veya fayda vermeye mâlik olmadığını görmüyorlar mı?”