Ve-in edrî le'allehu fitnetun lekum vemetâ'un ilâ hîn(in)
"Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır."
Bilmem belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir.
Enbiyâ Suresi 111. ayet, peygamberin ilahi takdir karşısındaki acziyetini ve bu durumun insanlar için bir imtihan ve geçici bir fayda olabileceği ihtimalini dile getirmektedir. Ayet, 'fitne' ve 'metâ'' kavramları üzerinden ilahi hikmetin derinliğini ve insan hayatının geçiciliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'dirâyet' kelimesini bir şeyi bilmek, idrak etmek olarak açıklar. Ayetteki 'edrî' fiili, peygamberin kendi bilgisinin sınırlılığını, ilahi takdirin ardındaki hikmeti tam olarak kavrayamadığını ifade eder. Bu, Allah'ın ilminin mutlaklığına bir vurgudur.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'edrî' fiilini 'a'lem' (biliyorum) anlamında kullanır. Ayetteki olumsuz formuyla ('in edrî'), 'bilmiyorum' anlamını pekiştirir ve peygamberin bu durumun nihai sonucunu veya hikmetini kesin olarak bilemediğini belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'fitne' kelimesinin asıl anlamının altını ateşte eriterek saflığını anlamak olduğunu belirtir. Ayetteki 'fitne', Allah'ın insanları çeşitli durumlarla sınamasını, onların imanını ve sabrını denemesini ifade eder. Bu gecikme, müminler için bir imtihan vesilesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fitne' kelimesinin hem hayır hem de şer ile imtihan anlamında kullanıldığını vurgular. Ayetteki bağlamda, bu durumun insanlar için bir deneme, sabır ve teslimiyetlerini ölçme aracı olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'fitne' kavramının Kur'an'da genellikle 'deneme, sınama, imtihan' anlamında kullanıldığını ve bu denemenin sonucunda kişinin gerçek inancının ortaya çıktığını belirtir. Ayetteki 'fitne', ilahi bir sınama olarak insanların tepkilerini ve imanlarını açığa çıkarmayı amaçlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'metâ'' kelimesini bir şeyden faydalanmak, yararlanmak olarak tanımlar. Ayetteki 'metâ'' ifadesi, dünya hayatının geçici nimetlerini, insanların belirli bir süreye kadar ondan faydalanmasını ifade eder. Bu, dünya hayatının fani oluşuna bir göndermedir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'metâ'' kelimesinin 'fayda' ve 'geçimlik' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ilâ hînin' (bir süreye kadar) ifadesiyle birlikte, bu faydanın sınırlı ve geçici olduğunu vurgular, dünya nimetlerinin kalıcı olmadığını anlatır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'metâ'' kelimesinin 'faydalanılan şey' ve 'geçici dünya malı' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Ayetteki kullanımı, Allah'ın insanlara belirli bir süre için verdiği dünya nimetlerinin, aslında bir imtihanın parçası olduğunu ve kalıcı olmadığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hîn' kelimesini belirsiz bir zaman dilimi olarak açıklar. Ayetteki 'ilâ hînin' ifadesi, bu geçici faydanın belirli, ancak insanlar tarafından bilinmeyen bir zamana kadar süreceğini belirtir. Bu, dünya hayatının sonluluğuna ve ilahi takdirin zamanlamasına işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'hîn' kelimesinin bazen kısa, bazen uzun bir zaman dilimini ifade edebileceğini belirtir. Ayetteki bağlamda, 'bir süreye kadar' anlamıyla, dünya nimetlerinin ve imtihanın belirli bir sonu olduğunu, ancak bu sonun ne zaman olduğunun Allah katında olduğunu vurgular.
Enbiyâ Sûresi
“Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır.” (21/111)
قَالَ رَبِّ احْكُم بِالْحَقِّ وَرَبُّنَا الرَّحْمَنُ الْمُسْتَعَانُ عَلَى مَا تَصِفُونَ {الأنبياء/112}
“Kâle rabbi-hkum bilhakk(i) verabbunâ-rrahmânu-lmuste’ânu alâ mâ tasifûn(e)”