İnnehu ya'lemu-lcehra mine-lkavli veya'lemu mâ tektumûn(e)
"Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir."
Şüphesiz Allah açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.
Bu ayet, Allah'ın her şeyi kuşatan ilmini vurgulamaktadır. Özellikle, insanların açıkça söyledikleri sözler ile içlerinde gizledikleri düşünce ve niyetler arasındaki farkı ortadan kaldırarak, O'nun her iki durumu da eksiksiz bildiğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlim, bir şeyin hakikatini idrak etmektir. Allah için kullanıldığında, O'nun her şeyi kuşatan, gizli ve açık hiçbir şeyin kendisine gizli kalmadığı mutlak bilgiyi ifade eder. Ayetteki 'ya'lemu' fiili, Allah'ın hem 'cehr'i (açık olanı) hem de 'tektumûn'u (gizleneni) aynı derecede bildiğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İlim, bir şeyin olduğu gibi idrak edilmesidir. Allah'ın ilmi, ezelî ve ebedî olup, geçmişi, şimdiyi ve geleceği kapsar. Bu ayette, Allah'ın insan sözlerinin açık ve gizli tüm boyutlarını bilmesi, O'nun mutlak ve sınırsız ilminin bir göstergesidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'ilm' kavramı, genellikle Allah'ın her şeyi kuşatan, mutlak ve aşkın bilgisi bağlamında kullanılır. Bu ayette 'ya'lemu' fiili, Allah'ın insan eylemlerinin ve niyetlerinin hem dışsal (cehr) hem de içsel (ketm) yönlerini tam olarak bildiğini, dolayısıyla hiçbir şeyin O'ndan gizlenemeyeceğini belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Cehr, bir şeyi açığa vurmak, yüksek sesle söylemektir. Ayetteki 'el-cehr' kelimesi, insanların dışa vurdukları, başkalarının duyabileceği veya fark edebileceği sözleri ifade eder. Allah'ın bu tür sözleri bildiği belirtilerek, O'nun her şeyi işiten olduğu vurgulanır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Cehr, bir şeyin gizli olmamasını, aksine açık ve belirgin olmasını ifade eder. Ayetteki 'el-cehr mine'l-kavli' ifadesi, insanların alenen söyledikleri, gizlemedikleri sözleri kapsar. Allah'ın bu sözleri bilmesi, O'nun her şeyi kuşatan işitme ve bilme sıfatını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cehr, bir şeyin gizli olmamasını, aksine açık ve belirgin olmasını ifade eder. Ayetteki 'el-cehr mine'l-kavli' ifadesi, insanların alenen söyledikleri, gizlemedikleri sözleri kapsar. Allah'ın bu sözleri bilmesi, O'nun her şeyi kuşatan işitme ve bilme sıfatını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl, dille ifade edilen her türlü sözdür. Bu ayette 'el-kavl' kelimesi, 'el-cehr' ile birlikte kullanılarak, insanların açıkça dile getirdikleri, dışa vurdukları sözleri ifade eder. Allah'ın bu sözleri bilmesi, O'nun insan iletişiminin her boyutuna vakıf olduğunu gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavl, bir manayı ifade etmek için kullanılan lafızdır. Ayetteki 'el-kavl' kelimesi, 'el-cehr' ile nitelendirilerek, insanların ağızlarından çıkan ve başkaları tarafından duyulabilen sözleri belirtir. Allah'ın bu sözleri bilmesi, O'nun her türlü ifadeyi işittiğini ve kaydettiğini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Ketm, bir şeyi örtmek, gizlemek ve açığa çıkarmamaktır. Ayetteki 'tektumûn' fiili, insanların içlerinde sakladıkları, başkalarından gizledikleri niyetleri, düşünceleri veya sözleri ifade eder. Allah'ın bunları da bilmesi, O'nun sadece dışsal eylemleri değil, içsel halleri de kuşatan ilmini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ketm, bir şeyi gizli tutmak, ifşa etmemektir. Ayetteki 'mâ tektumûn' ifadesi, insanların kalplerinde veya zihinlerinde sakladıkları, dışarıya yansıtmadıkları her şeyi kapsar. Bu, Allah'ın insan ruhunun en derin sırlarına dahi vakıf olduğunu gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Ketm, bir şeyi örtmek ve gizlemektir. 'Tektumûn' fiili, muhatapların gizledikleri her şeyi ifade eder. Ayette 'cehr'in zıddı olarak kullanılması, Allah'ın bilgisinin sadece açık olanla sınırlı olmadığını, aynı zamanda en gizli şeyleri de kapsadığını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Ketm kavramı, Kur'an'da genellikle bir gerçeği, bilgiyi veya niyeti başkalarından saklama anlamında kullanılır. 'Tektumûn' fiili, Allah'ın insanların gizledikleri her şeyi bildiğini ifade ederek, O'nun mutlak ve şeffaf olmayan hiçbir şeyi bırakmayan ilmini ortaya koyar. Bu, insanın iç dünyasının da Allah'ın denetiminde olduğunu gösterir.
Enbiyâ Sûresi
“Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir.” (21/110)
وَإِنْ أَدْرِي لَعَلَّهُ فِتْنَةٌ لَّكُمْ وَمَتَاعٌ إِلَى حِينٍ {الأنبياء/111}
“Ve-in edrî le’allehu fitnetun lekum vemetâ’un ilâ hîn(in)”