Kâle lekad kuntum entum ve âbâukum fî dalâlin mubîn(in)
İbrahim, "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
İbrahim: "And olsun ki sizler de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
Enbiyâ Suresi 54. ayet, Hz. İbrahim'in kavmine hitaben, onların ve atalarının içinde bulunduğu durumu 'apaçık bir sapıklık' olarak nitelediği bir beyanı içermektedir. Ayet, tevhid inancına karşı çıkanların durumunu ve İbrahim'in tebliğindeki keskinliği dilbilimsel olarak vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'k-v-n' kökünün 'var olmak, meydana gelmek, bir halden başka bir hale geçmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'küntüm' ifadesi, muhatapların ve atalarının geçmişten beri süregelen bir 'sapıklık' hali içinde olduklarını, bu durumun anlık değil, köklü bir nitelik taşıdığını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'k-v-n' fiilinin 'vücud bulmak, sabit olmak' gibi anlamlarını ele alır. Ayetteki kullanımı, muhatapların 'dalâl' halinin sadece bir anlık değil, süreklilik arz eden ve yerleşmiş bir durum olduğunu, dolayısıyla bu durumun ciddiyetini ve kökleşmişliğini ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'eb' kelimesinin 'baba' anlamının yanı sıra, 'ata' ve 'öncü' anlamlarını da taşıdığını belirtir. Ayetteki 'âbâüküm' ifadesi, sadece biyolojik babaları değil, aynı zamanda kavmin inanç sistemini oluşturan ve onlara bu 'sapıklığı' miras bırakan tüm geçmiş nesilleri kapsar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, Kur'an'daki 'eb' kelimesinin bazen 'ata' anlamında mecazi olarak kullanıldığını açıklar. Bu ayetteki 'âbâüküm', kavmin atalarından devraldığı putperestlik geleneğini ve bu geleneğin sürekliliğini vurgulayarak, İbrahim'in eleştirisinin sadece mevcut nesle değil, onların kökenine de yönelik olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'dalâl' kelimesini 'doğru yoldan sapmak, kaybolmak, hedefi şaşırmak' olarak tanımlar. Ayetteki 'dalâl' ifadesi, kavmin tevhid inancından uzaklaşarak putlara tapmasını, yani hakikatten tamamen sapmış bir durumda olmasını anlatır. Bu, sadece bir hata değil, bilinçli bir sapmadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'dalâl' kavramının Kur'an'da 'doğru yoldan ayrılma, hakikatten uzaklaşma' anlamında kullanıldığını ve genellikle 'hidayet'in zıttı olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'dalâl', Hz. İbrahim'in kavminin Allah'ın birliğini reddederek putlara tapma eyleminin, dinî ve ahlaki açıdan tamamen yanlış bir yol olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'dalâl' kelimesinin Kur'an'da 'hakikatten uzaklaşma, şaşkınlık, doğru yolu bulamama' gibi anlamlara geldiğini ifade eder. Ayetteki 'dalâl', kavmin inanç sisteminin temelden yanlış olduğunu, hakikati göremeyecek kadar körleştiğini ve bu durumun apaçık olduğunu belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'mübîn' kelimesinin 'açıkça belli olan, açıklayan' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'dalâlin mübîn' ifadesi, kavmin içinde bulunduğu sapıklığın gizli veya şüpheli olmadığını, aksine herkes tarafından görülebilecek kadar belirgin ve açık olduğunu vurgular. Bu, İbrahim'in eleştirisinin kesinliğini pekiştirir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'mübîn' kelimesinin 'açıklayan, ortaya koyan' anlamının yanı sıra, 'açık ve net olan' anlamını da taşıdığını ifade eder. Ayetteki kullanımı, kavmin sapıklığının o kadar belirgin olduğunu ki, bunu anlamak için özel bir çabaya gerek olmadığını, durumun kendiliğinden aşikar olduğunu gösterir.
Enbiyâ Sûresi
“Kâle lekad kuntum entum ve âbâukum fî dalâlin mubîn(in)” Yemin olsun dedi: Siz de, babalarınız da pek açık bir sapıklık içinde bulunmuş oldunuz. (21/54)
قَالُوا أَجِئْتَنَا بِالْحَقِّ أَمْ أَنتَ مِنَ اللَّاعِبِينَ {الأنبياء/55}
“Kâlû eci/tenâ bilhakki em ente mine-llâ’ibîn(e)”