Festecebnâ lehu venecceynâhu mine-lġamm(i)(c) vekeżâlike nuncî-lmu/minîn(e)
Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.
Biz de duasını kabul ile icabet ettik, kendisini üzüntüden kurtardık. İşte biz iman edenleri böyle kurtarırız.
Bu ayet, Allah'ın peygamberine icabetini ve onu gamdan kurtarmasını, bu kurtuluşun müminler için de geçerli bir ilahi sünnet olduğunu vurgulamaktadır. Anahtar kavramlar, ilahi icabet, kurtuluş ve üzüntü hallerini dilbilimsel ve semantik derinliğiyle ele almaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İstecâbe (استجاب) kelimesi, cevab (جواب) kökünden türemiş olup, bir şeye karşılık vermek, davete icabet etmek anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın Yunus peygamberin duasına olumlu karşılık vermesi ve onun sıkıntısını gidermesi anlamındadır. Bu, sadece bir cevap vermek değil, aynı zamanda istenen şeyi gerçekleştirmek manasını da taşır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İstecâbe fiili, talebe karşılık vermek ve onu yerine getirmek manasına gelir. Ayetteki 'fastecebnâ lehu' ifadesi, Allah'ın Yunus'un niyazını kabul edip, onun içinde bulunduğu zor durumdan kurtarma eylemini ifade eder. Bu, ilahi kudretin ve rahmetin bir tecellisidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İcabet kavramı, Kur'an'da Allah ile insan arasındaki ilişkinin önemli bir boyutunu oluşturur. Allah'ın dualara icabet etmesi, O'nun kullarına yakınlığını ve onların ihtiyaçlarına karşılık verdiğini gösterir. Bu ayetteki icabet, Yunus'un zor durumdaki yakarışına Allah'ın doğrudan müdahalesini ve kurtuluşunu ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Neccev (نجّى) fiili, birini bir şeyden kurtarmak, selamete çıkarmak anlamına gelir. Ayetteki 'necceynâhu' ifadesi, Allah'ın Yunus'u içinde bulunduğu gam ve sıkıntıdan, yani balığın karnından ve denizin karanlıklarından kurtarmasını ifade eder. Bu, ilahi bir kurtuluş eylemidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Necâ (نجا) kökünden türeyen neccev, bir yerden veya durumdan çıkıp emniyete ulaşmak demektir. Ayetteki kullanımı, Yunus'un balığın karnındaki sıkıntılı durumdan kurtarılıp karaya çıkarılmasını, yani tehlikeden uzaklaştırılmasını mecazi olarak değil, doğrudan bir kurtuluş eylemi olarak anlatır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Necâ (نجا) fiili, bir şeyi bir şeyden ayırmak ve onu tehlikeden uzaklaştırmak manasına gelir. Ayetteki 'necceynâhu' ifadesi, Allah'ın Yunus'u gamdan ve içinde bulunduğu zorlu durumdan ayırarak onu emniyete kavuşturduğunu belirtir. Bu, ilahi bir lütuf ve himaye eylemidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Gam (غمّ), kalbi saran, nefsi daraltan ve üzüntüye boğan durumdur. Ayetteki 'minel gammi' ifadesi, Yunus'un balığın karnında yaşadığı derin üzüntü, keder ve çaresizlik halini ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir sıkıntı değil, aynı zamanda ruhsal bir bunalımdır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Gam (غمّ), kalbi kaplayan, nefsi sıkıştıran ve kişiyi bunaltan üzüntü halidir. Ayetteki bağlamda, Yunus'un balığın karnında yaşadığı, dış dünyadan kopuk, karanlık ve umutsuzlukla dolu ruh halini tasvir eder. Bu, kurtuluşun değerini artıran bir durumdur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Gam kelimesi, Kur'an'da genellikle derin üzüntü, keder ve sıkıntı anlamlarında kullanılır. Bu ayetteki 'gam', Yunus'un içinde bulunduğu zorlu durumun getirdiği psikolojik ve ruhsal baskıyı ifade eder. Allah'ın onu bu gamdan kurtarması, hem fiziksel hem de ruhsal bir rahatlama sağlamasıdır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Nücî (نُنجي) fiili, necâ (نجا) kökünden türemiş olup, kurtarmak, selamete çıkarmak anlamına gelir. Ayetteki 'kezâlike nüncîl mü'minîn' ifadesi, Allah'ın Yunus'u kurtardığı gibi, inananları da benzer sıkıntılardan ve musibetlerden kurtaracağını vaat ettiğini gösterir. Bu, ilahi bir sünnet ve müminlere yönelik bir güvencedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nücî (نُنجي) fiili, birini tehlikeden veya zorluktan kurtarmak demektir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın Yunus'a gösterdiği kurtuluşun, müminler için de geçerli bir ilahi prensip olduğunu vurgular. Bu, Allah'ın inananlara olan rahmetinin ve yardımının sürekliliğini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kurtuluş (necât) kavramı, Kur'an'da Allah'ın müminlere yönelik en önemli vaatlerinden biridir. Bu ayetteki 'nüncî' fiili, Allah'ın sadece peygamberleri değil, iman eden tüm kullarını da zor zamanlarda kurtaracağını gösterir. Bu, ilahi adaletin ve merhametin bir tecellisi olarak, müminlere umut ve güven verir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mü'min (مؤمن), emn (أمن) kökünden türemiş olup, güvenen, tasdik eden ve emin olan kişi demektir. Ayetteki 'el-mü'minîn' ifadesi, Allah'a, peygamberlerine ve ahiret gününe iman edenleri kapsar. Bu ayette, Allah'ın kurtuluş vaadinin sadece peygamberlere değil, tüm iman edenlere şamil olduğunu belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Mü'min (مؤمن), kalbiyle tasdik edip diliyle ikrar eden kişidir. Ayetteki 'el-mü'minîn' kavramı, Allah'ın birliğine ve peygamberlerin getirdiği hakikatlere inananları ifade eder. Bu, Allah'ın kurtuluşunun, iman edenlere özel bir lütuf olduğunu ve onların bu lütfa layık görüldüğünü gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Mü'min kavramı, Kur'an'ın temel kavramlarından biridir ve Allah'a tam bir teslimiyet ve güvenle bağlanmayı ifade eder. Bu ayetteki 'el-mü'minîn', Allah'ın yardımına ve kurtuluşuna mazhar olacak olan, iman ve salih amellerle donanmış kişileri temsil eder. Bu, imanın zor zamanlarda kurtuluşun anahtarı olduğunu vurgular.
Enbiyâ Sûresi
“Festecebnâ lehu venecceynâhu mine-lgamm(i) vekezâlike nuncî-lmu/minîn(e)” Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız. (21/88)
Kim ki Yunus a.s mertebesine gelmiş ise Nefs-in karanlığından kurrulmuş olur.