İçeriğe atla
Hac 17Cüz 17 · Sayfa 334

Hac Sûresi 17. Âyet

الحج

Sohbete sor

İnne-lleżîne âmenû velleżîne hâdû ve-ssâbi-îne ve-nnasârâ velmecûse velleżîne eşrakû inna(A)llâhe yefsilu beynehum yevme-lkiyâme(ti)(c) inna(A)llâhe ‘alâ kulli şey-in şehîd(un)

Şüphesiz, iman edenler, Yahudiler, Sabiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve Allah'a ortak koşanlar var ya; Allah, kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Çünkü Allah, her şeye şahittir.

Hac Sûresi

“İnne-llezîne âmenû vellezîne hâdû ve-ssâbi-îne ve-nnasârâ velmecûse vellezîne eşrakû inna(A)llâhe yefsilu beynehum yevme-lkiyâme(ti) inna(A)llâhe alâ kulli şey-in şehîd(un)” Şüphesiz, iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler, Hıristiyanlar, Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya; Allah, kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Çünkü Allah, her şeye şahittir. (22/17)


İmân ehline gelince, o kimseler ki imân ettiler;

Mertebe-i Âdemiyetten mertebe-i Muhammediyete kadar bütün bu mertebelerin imân ehli var, âmenû dendiği zaman bütün bu mertebeleri kapsamına alıyor, biz imân ehli dendiği zaman sadece müslümanları zannediyoruz.

O imân edenler şunlar ki, bunların bir kısmı Yahudilerdir yani beni İsrâîl’dir bunlardan imân ehli olanlar, sadece ırsi Yahudilik yetmiyor yani ve imân ehli olan hıristiyanlar ve sabiiyn yani yıldıza bakanlar, yıldıza tapanlar.

Efendimiz (s.a.v.) diyor ki “Benim ümmetimin hangisine baksanız yolunuzu bulursunuz, çünkü onlar gökyüzündeki yıldızlar gibidir”, birde Yusuf (a.s.) “Ben rüyamda on bir yıldız, ay ve güneşin bana secde ettiklerini gördüm” dediği yıldız var. Yıldızın hakikatini idrak etmiş olanlar “Ven necmi iza heva”(Necm,53/1.Âyet) bu heva yıldızını da idrak etmiş olanlardır.

Sabiiyn tarihte geçmiş bir kavim olarakta bilgilerde bildiriliyor, bunlara İdris (a.s.) ve onun devrindekiler de diyorlar, Babil devrinde yıldıza tapan kişiler olduğu da söyleniyor, fakat burada her ne hal ise biz onları belirli bir grup olarak düşünmeyelim de, gönül semasında yıldız gibi parlayanlar diyelim, Kim ki, bunlardan Allah’a imân etti, yani Yahudi olsun, hıristiyan olsun, bütün peygamberan mertebesinde yıldızlaşan kimseler olsun, İslâmiyyetin genişliğine bakın, biz hıristiyanlar küfür ehli, Yahudiler küfür ehli diyoruz, sûreti Yahudi ve hıristiyan olanlar için böyle ama biz hakikat-i Mûseviyye’den, hakikat-i İseviyye’den bahsediyoruz ki onlarda imân ehli İslâm olduklarından mertebe-i İseviyyet’in, mertebe-i Mûseviyyet’in gerektirdiği ahiretteki karşılığı ne ise onu görecekler, bugünkü Mûsevi de onu görecektir, fakat bugünkü Mûsevi derken Mûsevi grubu olarak bilinenlerin tümü değil, İslâmiyyet’in içinde de Mûseviler var, Mûsevi grupların içinde de imân ehli Mûseviler var işte ahirette bunların hepsi ayrılıp kendi Rabları itibarıyla korkuları ve hüzünleri olmayacak, yeter ki kendi mertebesi olarak imân etmiş olsun ve o mertebenin gereği sâlih ameli işlemiş olsun, işte bütün mesele sistemi fazla dolaştırmadan, karıştırmadan, sağda solda vakit geçirmeden doğru olarak gidip ve sadece bilmekle değil tatbik etmekle ve iyi niyetle yapabildiği kadar yapmalı kişi, zâten yapamadığını da ondan istemiyorlar, bir araç 150 kişi taşıyorsa ona 300 kişi bindirmek haksızlık olur, 100 kişi binerse de görevini tam hakkıyla yapmamış olur, işte biz kapasitemizin ne kadar olduğunu bilmediğimiz için elimizden geldiği kadar çalışmamızı yapmamız gerekiyor ki âzami derecede bu âlemden istifade edelim, buraya gelişimizin tek hayat şansı var onu da değerlendirelim.

Bir de bunların haricinde Mecusiler ve bildiriyor. Mecusiler, ateş kültüyle ilgili inanç ve ritüelleri sebebiyle Ateşperestlik adıyla da bilinir. Nefsinin emarenin ateşinde olup nefsini ilâh edinendir.

“Eşrakû” ortak koşanlar ise kendi vehimi ve hayali varlığını hakiki ve varlık hakk’ın varlığına ortak koşanlardır.

İşte zâhiri kıyamette bunlar fasıllara kim hangi mertebenin iman ehli, kim ortak koşuyırdu, kim nefsine tapıyordu.

Kişi “ölmeden önce ölür” ve kendi kıyametini koparır ve kendi varlığında Hakkı kıyam ettirirse kim hangi mertebedeniman ehli, kim sapmış, kim nefsine tapıcı, kim hakkın varlığına ortak koşuyor, O kıyameti kopmuş sahada Allah kendi kendine şahittir. Allah’ı ancak, Allah görür demişlerdir.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)