(A)llâhu yahkumu beynekum yevme-lkiyâmeti fîmâ kuntum fîhi taḣtelifûn(e)
Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir.
Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında kıyamet günü Allah aranızda hükmünü verecektir.
Hac Suresi 69. ayet, Allah'ın kıyamet gününde insanlar arasındaki ihtilaflar hakkında hüküm vereceğini vurgular. Ayet, ilahi yargının kesinliğini ve ihtilafların nihai çözüm yerinin ahiret olduğunu dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hüküm (حكم), bir şeyi engellemek veya bir şeyi sağlamlaştırmak anlamındadır. Bu ayetteki 'yahkumu' fiili, Allah'ın kıyamet gününde insanlar arasındaki ihtilafları kesin bir kararla sonuca bağlayacağını, adaletle hükmedeceğini ifade eder. Allah'ın hükmü, şaşmaz ve nihai olandır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Yahkumu (يحكم), 'karar verir' veya 'ayırt eder' anlamındadır. Ayetteki kullanımı, Allah'ın kıyamet gününde insanlar arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkları, haklıyı haksızdan ayırarak çözeceğini ve nihai kararı vereceğini mecazi olarak değil, doğrudan bir eylem olarak belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Hüküm kavramı, Kur'an'da genellikle ilahi iradenin tecellisi ve adaletin sağlanması bağlamında kullanılır. Bu ayette 'yahkumu' fiili, Allah'ın mutlak otoritesini ve ahiretteki yargılayıcı rolünü vurgular; insanlar arasındaki ihtilafların çözümünü kendi uhdesine alacağını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Beynekum (بينكم), 'sizin aranızda' demektir. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın hükmünün, insanlar arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkları ve farklı görüşleri kapsayacağını, yani hükmün muhatabının ihtilaf eden taraflar olduğunu açıkça belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Beyn (بين) kelimesi, iki veya daha fazla şey arasındaki mesafeyi, ilişkiyi veya durumu ifade eder. Ayette 'beynekum' ifadesi, Allah'ın yargısının, müminler ve diğerleri arasındaki veya müminlerin kendi aralarındaki ihtilafları kapsayacağını, yani bir ayrım gözetmeksizin tüm insanlar arasındaki anlaşmazlıkları ele alacağını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Yevm (يوم), güneşin doğuşundan batışına kadar olan süreyi ifade eder. Ancak Kur'an'da 'yevm' kelimesi, belirli bir olayın gerçekleştiği zaman dilimini de belirtir. Bu ayette 'yevme' kelimesi, 'kıyamet günü' ile birlikte kullanılarak, Allah'ın hükmünün kesin ve belirli bir zamanda, yani ahirette gerçekleşeceğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'yevm' kelimesi, genellikle 'Yevmü'l-Kıyâme' (Kıyamet Günü) gibi özel bir anlam kazanır ve ilahi yargının, hesaplaşmanın ve nihai adaletin tecelli edeceği zamanı işaret eder. Bu ayetteki 'yevme' kullanımı, dünyadaki ihtilafların nihai çözümünün ahirete ertelendiğini ve orada mutlak adaletin sağlanacağını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kıyâmet (قيامة), 'kalkmak, ayağa kalkmak' anlamındaki 'kıyâm' kökünden türemiştir. Bu ayette 'el-Kıyâmeti' ifadesi, insanların kabirlerinden kalkıp Allah'ın huzurunda hesap vermek üzere toplanacakları o büyük günü ifade eder. Allah'ın hükmünün bu günde tecelli edeceği belirtilerek, yargının ciddiyeti ve kaçınılmazlığı vurgulanır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Kıyâmet, ölülerin diriltilip Rablerinin huzurunda duracakları gündür. Ayetteki 'el-Kıyâmeti' kelimesi, dünyadaki ihtilafların çözümünün ertelendiği ve nihai adaletin sağlanacağı zamanı açıkça belirtir. Bu, aynı zamanda bir uyarı ve hatırlatma niteliği taşır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kıyâmet, Kur'an'ın temel kavramlarından biridir ve dünyanın sonunu, ölülerin dirilişini ve ilahi yargıyı ifade eder. Bu ayette 'el-Kıyâmeti'nin zikredilmesi, dünyevi anlaşmazlıkların geçici olduğunu ve asıl hükmün ahirette verileceğini, dolayısıyla insanların bu gerçeği göz önünde bulundurarak yaşamaları gerektiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İhtilaf (اختلاف), bir şeyin diğerinden farklı olması veya bir konuda zıt görüşlere sahip olmak demektir. Bu ayette 'tahtelifûne' fiili, insanların dinî konularda veya diğer meselelerde birbirlerinden farklı düşüncelere sahip olmalarını, anlaşmazlığa düşmelerini ifade eder. Allah'ın bu ihtilaflar hakkında kıyamet günü hüküm vereceği belirtilerek, dünyadaki anlaşmazlıkların nihai çözümünün Allah'a ait olduğu vurgulanır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): İhtilaf, bir konuda farklı yollara gitmek veya zıt görüşler benimsemektir. Ayetteki 'tahtelifûne' kelimesi, insanların dünyada yaşadıkları inançsal veya ameli farklılıkları ve bu farklılıkların doğurduğu anlaşmazlıkları ifade eder. Allah'ın bu ihtilafları kıyamet günü çözeceği, adaleti tesis edeceği mesajı verilir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): İhtilaf kavramı, Kur'an'da genellikle hakikatten sapma, bölünme ve anlaşmazlık anlamlarında kullanılır. 'Tahtelifûne' fiili, insanların hakikat konusunda farklı yollara sapmalarını ve bu durumun Allah katında bir yargı konusu olacağını belirtir. Bu, aynı zamanda insanlara, ihtilaflarını çözme konusunda Allah'ın hükmüne güvenmeleri gerektiğini hatırlatır.
Hac Sûresi
“(A)llâhu yahkumu beynekum yevme-lkiyâmeti fîmâ kuntum fîhi tahtelifûn(e)” Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir. (22/69)