Śumme ce'alnâhu nutfeten fî karârin mekîn(in)
Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik.
Sonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik.
Mü'minûn Suresi 13. ayet, insanın yaratılış sürecindeki ilk aşamalardan birini, nutfenin sağlam bir yere yerleştirilmesini dilbilimsel bir kesinlikle ifade eder. Ayet, 'nutfe' ve 'karâr mekîn' kavramları üzerinden yaratılışın hassasiyetini ve ilahi kudreti vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ceale' fiilinin bir şeyi bir halden başka bir hale dönüştürme, bir şeyi bir şey kılma veya bir şeyi yaratma anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayette, Allah'ın nutfeyi belirli bir hale getirmesi, yani onu sağlam bir yere yerleştirmesi eylemini ifade eder. (el-Müfredât, s. 192)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ceale' fiilinin Kur'an'da 'halk' (yaratma) anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'cealnâhu' ifadesi, Allah'ın nutfeyi yaratıp belirli bir konuma getirmesi, yani onu sağlam bir yere yerleştirmesi anlamını taşır. (Mecâzü'l-Kur'ân, I, 305)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ceale' fiilinin Kur'an'da genellikle ilahi bir eylemi, bir şeyi var etme veya bir duruma sokma anlamını taşıdığını belirtir. Burada, Allah'ın nutfeyi belirli bir aşamaya ve konuma getirme kudretini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'nutfe' kelimesinin az miktardaki su veya meni anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, insan yaratılışının başlangıç maddesi olan meniyi ifade eder. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 305)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nutfe'nin az miktardaki sıvı, özellikle de meni olduğunu ve Kur'an'da insanın yaratılışının ilk aşaması olarak zikredildiğini açıklar. Bu ayette, döllenmiş yumurta veya meni halindeki başlangıç maddesini ifade eder. (el-Müfredât, s. 799)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'nutfe'nin hem erkek menisi hem de dişi yumurtası için kullanılabileceğini ve Kur'an'da genellikle insanın yaratılışının başlangıcı olarak geçtiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, döllenme sonrası oluşan ilk hücreyi veya meniyi ifade eder. (Basâiru Zevi't-Temyîz, V, 10)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'karâr' kelimesinin bir şeyin sabitlendiği, yerleştiği veya istikrarlı bir şekilde durduğu yer anlamına geldiğini belirtir. Bu ayette, nutfenin yerleştiği rahim veya döl yatağını ifade eder. (el-Müfredât, s. 669)
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'karâr'ın bir şeyin durduğu, sabitlendiği yer olduğunu ve bu ayetteki 'karâr mekîn' ifadesinin rahmin sağlamlığını ve nutfenin orada güvenle kalışını vurguladığını açıklar. (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 408)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'karâr'ın bir şeyin istikrar bulduğu, yerleştiği ve hareket etmeden durduğu mekan olduğunu ifade eder. Ayetteki 'karâr', nutfenin gelişimini tamamlayacağı güvenli ve sabit yeri, yani rahmi işaret eder. (el-Külliyyât, s. 734)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mekîn' kelimesinin 'temekkün'den türediğini ve bir şeyin sağlam bir şekilde yerleşmesi, güçlenmesi anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'karâr mekîn' ifadesi, rahmin nutfe için ne kadar sağlam ve güvenli bir yer olduğunu vurgular. (el-Müfredât, s. 776)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'mekîn'in sağlam, güçlü ve yerleşmiş anlamına geldiğini ve 'karâr' kelimesini niteleyerek rahmin nutfeyi koruma ve barındırma kapasitesinin mükemmelliğini ifade ettiğini açıklar. (Umdetü'l-Huffâz, IV, 280)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'mekîn' kelimesinin Kur'an'da genellikle bir şeyin sağlamlığını, gücünü ve istikrarını ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayette, nutfenin yerleştiği rahmin fiziksel ve işlevsel sağlamlığını vurgular.
Mü'minûn Sûresi
Zâhirde insânın biyolojik başlangıcını anlatan bu âyet, bâtında her birimizin mânevî potansiyelinin ve bu potansiyelin nasıl yeşerebileceğinin sırrını taşır.
"Summe cealnâhu nutfeten" (sonra onu "tohum" veya "damla" kıldık): "Nutfe", Arapça'da "küçük bir miktar sıvı" ya da "damla" anlamına gelir. Biyolojik olarak bu, erkeğin spermini veya sperm ile yumurtanın birleşmesiyle oluşan döllenmiş yumurtayı ("zigot") ifâde eder.
Bâtınen ise, henüz form kazanmamış, işlenmemiş ilâhî potansiyeldir. Bu, "halîfe insânın ilk tohumu"dur.
Enfüsî olarak ise, seyr-i sülûka başlayan sâlikin gönlüne atılan ilk "ma'rifet tohumu"dur. Hakk'a olan mânevî seyrde regâip hâdisesinin karşılığıdır.
"Fî garârim mekîn" (sağlam karargâh): Bu, zâhiren ana rahmidir; rahim, embriyoyu ve fetüsü dış etkenlerden koruyan, kaslı, güvenli ve besleyici bir organdır. Bâtınen ise, mürşid-i kâmilin himâyesidir. Ma'rifet tohumu (nutfe), ancak bu korunaklı ortamda gelişebilir; aksi halde hevâ rüzgârlarıyla yok olup gider.
ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًا ثُمَّ اَنْشَاْنَاهُ خَلْقًا اٰخَرَ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِقٖينَ
~ ~ ~
Summe halagnen nutfete alegaten fehalagnel alegate mudğaten fehalagnel mudğate ızâmen fekesevnel ızâme lahmâ, summe enşeé'nâhu halgan âhar, fetebarakallâhu ahsenul hâligîn.
Sonra bu az suyu "alaka" hâline getirdik. Alakayı da "mudga" yaptık. Bu "mudga"yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihâyet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Halk edenlerin en güzeli olan Allâh ne bereketlidir!