Śumme innekum yevme-lkiyâmeti tub'aśûn(e)
Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz.
Mü'minûn Sûresi
"Summe innekum yevme'l-kıyâmeti tub'asûn" (Son-ra kıyâmet gününde diriltileceksiniz): Ölüm zâhir ve bâtın iki türlü olduğu gibi diriliş de öyledir:
Dirilmekten kasıt zâhiren, tüm insânların kıyâmet günü kabirlerinden çıkarılarak mahşer meydanında toplanmasıdır (umûmî diriliş). O gün Cenâb-ı Hakk "Adl" ve "Hakem" isimleriyle tecellî edecek, herkesin günâh ve sevâplarının muhâsebesi yapılırak hakkında hüküm verilecektir.
Bâtınen ise "dirilmek", "fenâ-fillâh"tan "bakâ-billâh"a geçmektir; yâni, "irâdî ölüm" ile beşerî ve nefsânî varlığını Hakk'ta fânî kıldıktan sonra, Hakk tarafından kendisine verilen yeni bir "kimlik" ile (Allâh'ın ilmindeki ezelî sûreti olan a'yân-ı sâbitesi ile) yeniden diriltilmektir. Bu dirilişin ardından kişi Hakk'la bâkî olur. Bu, "Kurb'u Ferâiz" yaşantısıdır.
Bâtınen dirilmek âhirete mahsûs değildir, gönüllerde her ân yaşanmaktadır. Zât'ın perdesiz tecellîsidir. Sâlikin kendi hiçliğini ve Hakk'ın varlığını idrâk ve müşâhede ettiği "ayağa kalkış" (kıyâm) hâlidir. Artık o, dünyâya beşer gözüyle değil, Hakk'ın gözüyle bakar. Bu, onun hakîkate diriltilişidir.
وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَائِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ الْخَلْقِ غَافِلٖينَ
~ ~ ~
Ve lekad halaknâ fevkakum seb'a tarâika ve mâ kunnâ anil halkı gâfilîn.
Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol halk ettik. Biz halk ettiklerimizden gaflette değiliz.