İçeriğe atla
Mü'minûn 41Cüz 18 · Sayfa 344

Mü'minûn Sûresi 41. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

Feaḣażet-humu-ssayhatu bilhakki fece'alnâhum ġuśâ-â(en)(c) febu'den lilkavmi-zzâlimîn(e)

Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını haline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

Mü'minûn Sûresi

"Sayha" (Korkunç ses): Zâhiren, kulakları sağır eden, kalpleri durduran korkunç bir ses, bir çığlıktır. Bâtınen ise, Cenâb-ı Hakk'ın Celâl, Kahhâr ve Müntakîm esmâlarının bir tecellîsidir; hakîkatin önündeki bütün bâtıl perdeleri yırtan bir tecellîdir.

"Bil hakkı" (Hakk ile): Bu "yakalanış", onların kendi eylemlerinin, inkârlarının ve zulümlerinin neticesinde zuhûr eden hak edilmiş, yerli yerinde bir sonuçtu. Allâh'ın Adl ve Hakîm isimlerinin tecellîsiydi. "Hakk geldi bâtıl zâil oldu" tecellîsi idi.

"Fe cealnâhum gusâen" (Kendilerini çör çöp yığını hâline getirdik): Bu, kendilerine müstakil bir varlık, irâde ve güç atfedenlerin âkıbetidir. Onlar, kendilerini toplumun "ileri gelenleri", güçlü ve değerli bireyler olarak görüyorlardı. Hakîkatin seli onları yakalayınca, bütün o sahte kimliklerinin, mallarının, makâmlarının aslında hiçbir değere ve kalıcılığa sahip olmayan bir "süprüntü" yığını olduğu ortaya çıktı. Bütün o sahte zenginlikler bir selin önündeki çer çöp gibi dağılıp gitti.

"Fe bu'den lil kavmiz zâlimîn" (Zâlimler topluluğu, Allâh'ın rahmetinden uzak olsun): Onlar, Hakk'a teslîm olmak yerine nefslerini ilâh edinip onun peşinden giderek kendi kendilerine zulmettiler. Dolayısıyla bu "uzaklık" (bu'd), Allâh'ın nûrundan ve rahmetinden uzaklaşarak zulmette-karanlıkta kalma hâli, onların kendi nefsleri üzerine vermiş olduğu bir cezâ ve hüküm idi.


Âyet 42

ثُمَّ اَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قُرُوناً اٰخَر۪ينَۜ

~ ~ ~
Summe enşe'nâ min ba'dihim kurûnen âharîn.

Sonra bunların arkalarından başka nesiller inşâ ettik.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)