İçeriğe atla
Nûr 10Cüz 18 · Sayfa 350

Nûr Sûresi 10. Âyet

النور

Sohbete sor

Velevlâ fadlu(A)llâhi ‘aleykum verahmetuhu veenna(A)llâhe tevvâbun hakîm(un)

Allah'ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden, hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı, haliniz nice olurdu?

Nûr Sûresi

“Velevlâ fadlu(A)llâhi aleykum verahmetuhu veenna(A)llâhe tevvâbun hakîm(un)” Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden, hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı, hâliniz nice olurdu? (24/10)


Hakikat-i Muhammediye ye vakıf olmadan yapılmış olan Nefsi emmare ve aklı cüz ile işlenmiş günahlar, varlık günahından tövbe ile rahmet olunması Allah’ın lütfudur. Fazlı ve lütfu “Haza min fazli” (27/40) âyeti bizlere anlatır.

Umredeyken Tarık-isminde arkadaşımız ilk günlerde çok büyük otel-yeni açılmış-otel boşça ve rahatmış. 3-5 gün geçtikten sonra umreciler artmış. Otel hareketlenmeye başladı. Asansörler hareketlenmeye başladı. Sıra bekliyorduk. Arkada da bekleyenler var. Akşamüstü yukarı çıkacağız. Üç kişilik bir grup geldi. Arap grubu bir hanım Arabi iki de Arabi kardeşler. Kapıdan girmeye başladılar. Orada bir gürültü geldi zâten başımıza. O arap hanımı çok bağırıyormuş 2 tane kişiye. Bütün otelciler, görevliler, umreciler ayağa kalktı, asansörün kapısına kadar bekliyorlar bizle birlikte oradan nasıl yağdırıyor o arap kadın neler söylediğini anlamıyoruz ama şiddetle bir şeyler anlattığı bağırdığı açık. Tarık Bey orada “Haza min fadlı rabbi” diyip bizim hanımlar öyle bağırmıyor, diye..

Bu Âyet-i kerîme’yi de ben demiştim başımıza herhangi bir şey geldiğinde vird edinelim hep birlikte diye, oradan hatırında kalmış. Bu Âyet orada yaşanan bir Âyettir. Her birerlerimizin başında da bu tip şeyler vardır. Vird edinelim. Zorlanıyorsak eğer güç veriyor, lütf varsa o lütfun karşılığını anında takdim etmiş oluyoruz. Hakkın bizimle birlikte olduğunu onu unutmayacağımızı her an onu lisâne getirdiğimizi düşünmeye gönlümüze muhab bete getirdiğimizi belirtmiş oluyoruz böylece. Ve bizi gafletten uyandırıyor ve hâdiseleri analiz etmemize faydası oluyor. Hangi bir hâdise karşısında nasıl hareket ediyoruz bize bunu belirtmiş oluyor. “T.B.”


إِنَّ الَّذِينَ جَاؤُوا بِالْإِفْكِ عُصْبَةٌ مِّنكُمْ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَّكُم بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ لِكُلِّ امْرِئٍ مِّنْهُم مَّا اكْتَسَبَ مِنَ الْإِثْمِ وَالَّذِي تَوَلَّى كِبْرَهُ مِنْهُمْ لَهُ عَذَابٌ عَظِيمٌ {النور/11}

“İnne-llezîne câû bil-ifki usbetun minkum lâ tahsebûhu şerran lekum bel huve hayrun lekum likulli-mri-in minhum mâ-ktesebe mine-l-ism(i) vellezî tevellâ kibrahu minhum lehu azâbun azîm(un)”