İçeriğe atla
Furkân 23Cüz 19 · Sayfa 362

Furkân Sûresi 23. Âyet

الفرقان

Sohbete sor

Vekadimnâ ilâ mâ ‘amilû min ‘amelin fece'alnâhu hebâen menśûrâ(n)

Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik.

Furkân Sûresi

“Vekadimnâ ilâ mâ amilû min amelin fece’alnâhu hebâen mensûrâ(n)” Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik. (25/23)


Âyetin ilk bölümü ef’al, ikinci bölümü zât mertebesindendir.


HEBA: Bir pencereden güneş ışığı vurduğu zaman içinde uçuştuğu görünen tozdur.

MENSÛR: Saçılmış demektir. Zaten dağınık demek olan heba (zerre) yı bir de bu şekilde nitelemek, onu bir daha saçılmış olarak tasvirdir ki, o zerre hiç görülmez bir hale gelir.[47]

Onların yaptıkları amel, ameli gayri salih yani hayali programı nefsinden tatbikatida nefsinden olduğundan dağılmış zerreciklere çevirdik…

Zerrecik : Atom dur…

Yani yapılan iş, amel yine aslı olan en küçük maddenin aslı olan birime çevrilmiştir. (Murat Derûni) Atom’un aslı ise;

Atom Kanada da yüksek “fizik kimya” eğitimi gören bir kardeşimizin oradan “atom” hakkında sorduğu soruların cevap-larından bir kısmını mevzuumuz ile ilgili olmasından dolayı buraya almayı uygun buldum.

Fakir fizik ilmini bilmem, fakat gerçek tevhid ilmi bunları genel hatlarıyla çözümlemektedir.

Sevgili Ozan:

Atom bölümüne geçmeden evvel âlemlerin oluşumu-na kısaca bir göz atmamız gerekecektir;

şöyle ki:

Â’ma - Zât’ul Baht Ahad - Ahadiyyet İlâh - Ulûhiyyet = Vahidiyyet → Zûlmet - karanlık Zât âlemi : → İlm-i ilâhi Rûh’u A’zâm

Â’yân-ı sâbite Râhman - Râhmaniyyet → Rûh’ul Kuds :

(Sıfat âlemi) : hayatın kaynağı, ilâhi ilmin belirlenmesi Rabb - Rûbubiyyet → Nûr’u ilâhi, (Esma âlemi) : aydınlanma lâtif varlıkların oluşumu Melik - Melikiyyet → Işık = gölge = zaman Mülk, şehadet âlemi, dünyalar Çoğalma = görünme Ortaya çıkma = zuhur Yukarıdaki şamada görüldüğü gibi, âlemler; “İlâhi Zât”ın,

1- 2 - Â’ma’dan → Ahadiyyete,

3 - oradan → Ulûhiyyet’e,

4 - oradan → Râhmaniyyet’e,

5 - oradan → Rûbubiyyet’e,

6 - oradan → Melikiyyet’e tenezzülüyle meydana gelmişlerdir.

İşte bu meydana geliş ile;

1 - zûlmetten → rûh’a,

2 - rûh’tan → Nûr’a,

3 - Nûrdan → ışık ve gölgeye,

4 - atomlar vasıtasıyla da → maddeye ulaşılmıştır.

Bu oluş zât-ı İlâhinin belirli seyr-i içerisinde “bâ-tın”dan zahire çıkmasıdır.

Maddeyi meydan getiren atomdan daha ilerisini, bu beşer idrakî içerisinde anlayıp, Nûr mertebesine ulaşmak çok zor olacaktır, çünkü o mertebeyi idrak edip anlayacak araçla-rımız yoktur. Ayrıca en büyük perde de kendi bireysel var-lığımızdır.

Bu dünyada iken madde ötesine ulaşmamız ancak “öl-meden evvel ölmek” ile veya rû’yada görmek sûretiyle mümkün olabilmektedir, bu da ayrı bir yaşam sistemidir.

Şimdi mevzuumuzla ilgili birkaç kelimenin lügat mâ-nâlarını vermeğe çalışalım.

Akıl : Saf bir cevherdir. Külliyet ve cüz’iyyet’i idrak eden, cisme bağlı saf bir cevherdir.

Nefs : Nefs-i natıka = Konuşan nefs = külliyyat ve cüz’iyyatı idarak eden, cisme tedbir ve tasarruf eyleyen saf bir cevherdir.

Cisim : Üç uzaklığı = yani eni, boyu, derinliği kabul eden bir cevherdir.

Cevher : Kendi nefsiyle kaim olan şeydir.

A’raz : Zahir olmak için bir vücûda muhtaç olan ve iki zamanda baki olmayan şeye derler.

Esir : (Arapça) Kâinatı dolduran ve bütün cisimlere nüfuz eden, fizikçilerce ışık, hararet ve elektrik gibi şeylere nakil vasıtası hizmeti gördüğü farzolunan, tartısız, elastiki ve akıcı hafif bir cisim. (Kelime rumcadan arapçaya geçmiştir.) (Atom’un eskilerce izahıdır.) Şimdi kısaca atomun kendisini ve arka planını incele-meğe çalışalım.

Nötron = Çekirdekte var olan = yüksüzdür Proton = Çekirdekte var olan = (+1) yüklüdür.

Elektron = Çekirdek etrafında döner = ( -1) yüklüdür.

Nötron = Çekirdekte yüksüz = (zûlmet – karanlık)

(ana varlık, soğuk) Proton = Çekirdekte (+1) yüklü = (Rûh)

(Nefes-i Râhmani) (Enerji hayat) (sulu kuru) Elektron = Çekirdeğin etrafında = (Nûr - aydınlık) Dönen (-1) yüklü (Sıcak zaman) Bu sistem içerisinde bâtında olan mânâlar uygun elbi-seler giyerek hayâli görüntüler halinde meydana gelmekte-dirler.

Fizikçiler feza dokusunun, karanlık, soğukluk ve za-mandan ibaret olduğunu söylemişlerdir.

Eğer sadece bunlardan ibaret olsaydı, ne feza ve ne de fezadaki hayat olurdu.[48]


أَصْحَابُ الْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُّسْتَقَرًّا وَأَحْسَنُ مَقِيلًا {الفرقان/24}

“Ashâbu-lcenneti yevme-izin hayrun mustekarran veahsenu mekîlâ(n)”

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)