İçeriğe atla
Furkân 40Cüz 19 · Sayfa 363

Furkân Sûresi 40. Âyet

الفرقان

Sohbete sor

Velekad etev ‘alâ-lkaryeti-lletî umtirat metara-ssev-/(i)(c) efelem yekûnû yeravnehâ(c) bel kânû lâ yercûne nuşûrâ(n)

Andolsun, senin kavmin, bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

Furkân Sûresi

“Velekad etev alâ-lkaryeti-lletî umtirat metara-ssev-/(i) efelem yekûnû yeravnehâ bel kânû lâ yercûne nuşûrâ(n)” Andolsun, senin kavmin, belâ yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı. (25/40)


Bu kavimlerin hallerini Mekke putperestleri biliyordu… Ama ibret almamaların sebebi tekar dirilme idi…

Ki bu âyeti bizim zamanımıza getirir veya biz o zamana idraken gidersek… Zamanımızda yaşayan kişi nefsi emarenin vehimi ile idraken dirilmeye itikatı yoksa bu kavimlerin başına gelenleri eskilerin masalları olarak okur geçer ve öğüt almaz. (Murat Derûni)


وَإِذَا رَأَوْكَ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَذَا الَّذِي بَعَثَ اللَّهُ رَسُولًا {الفرقان/41}

“Ve-izâ raevke in yettehizûneke illâ huzuven ehâzâ-llezî be’asa(A)llâhu rasûlâ(n)”

إِن كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ آلِهَتِنَا لَوْلَا أَن صَبَرْنَا عَلَيْهَا وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ حِينَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ أَضَلُّ سَبِيلًا {الفرقان/42}

“İn kâde leyudillunâ ‘an âlihetinâ levlâ en sabernâ aleyhâ vesevfe ya’lemûne hîne yeravne-l’azâbe men edallu sebîlâ(n)” Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilâhlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilâhlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler. (25/41-42)