İçeriğe atla
Neml 22Cüz 19 · Sayfa 378

Neml Sûresi 22. Âyet

النمل

Sohbete sor

Femekeśe ġayra ba'îdin fekâle ehattu bimâ lem tuhit bihi ve ci/tuke min sebe-in binebe-in yakîn(in)

Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman'a) şöyle dedi: "Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe'den sana sağlam bir haber getirdim."

Neml Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“femekese gayre baîdin” Kısa bir süre bekledi yani kesin karar vermeden bekledi. “Fe kâle” dedi ki; kim? hüd hüd.

Çünkü ona haber verdiler neredesin seni Süleymân bekliyor gibi. Âyet-i Kerîme bu kadar teferruata girmeden kısa kısa ifadelerle belirtiyor. “Ehattü" ben ihâta, idrak ettim öğrendim yaşadım bir şeyler biliyorum. “bimâ lem tühit bihî.” O öyle bir şey ki; sen onu bilemedin, diyor, hüt hüt kuşu. O güne kadar bütün yücelikler ile ilim verilmiş olan Hz. Süleymâna bu sözü söylüyor. Sen ona muhit olamadın anlayamadın, bilemedin. Senin ihata edemediğin bir şeyi ben ihata ettim. “ve ci’tüke min sebein yakînün” Sebe’den yakîn gerçek bir haberle geldim ki sen o haberi bilmiyordun diyor. Koskaca bir peygamberin karşısına bir tarla kuşu çıkacak ki bazıları çaylak çavuş kuşu diyor. Kûr’ân ifadesi ile hüd hüd o da 9-9=99 demek. He: “Hüvviyyeti mutlaka” daki Hüvvivyet’in “hüd, hüd” şekliyle görünmesi. Oradaki “hüd hüd” O Hüvvivyet olmasa ben ihata ettim senin ihata edemediğini diyemez. O “de, dal” da onun delilidir. “Hüviyeti mutlaka”nın zuhur mahalli olduğunun delili. Muhammed’de ki, dallar gibi “Hüd hüd” ün varlığına ve sözünün de delilidir.

Koskoca bir peygamber, insânlar ve kuşlardan o sözü söyleyecek bir baba yiğit olmaz. O söylüyor. Çünkü Hüvviyyeti mutlaka var kendinde cismi küçük ama mânâsı geniş. Süleymân (a.s.) geniş değil mi? Süleymân (a.s.) birçok şey verildi. Hüd hüd’e verilen onun yanında hiçbir şey değildir ama. Burada şunu bize söylüyor ki; bir kimse belki 100 mesele bilir ama küçük bir çocuk 1 mesele bilir. Ama 100 mesele içinde o, 1 mesele yoktur. 100 mesele bilen ona hörmet etmelidir o, 1 mesele için. İslâmın ilme

verdiği değerini göstermektedir. Kendini savunması, kendini savunmaz ise kellesi gidecek. Birazda cesaretini oradan almaktadır.