İçeriğe atla
Neml 70Cüz 20 · Sayfa 383

Neml Sûresi 70. Âyet

النمل

Sohbete sor

Velâ tahzen ‘aleyhim velâ tekun fî daykin mimmâ yemkurûn(e)

Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.

Neml Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(27/70) “Ve onlara karşı mahzun olma ve onların hiylelerinden dolayı bir sıkıntıya düşme.) Burada çok büyük destek var. Ey habibim sakın ha mahzun olma. Yani sana böyle şeyler söylüyorlar. Kûr’ân-ı Kerîm hakkında eski satırlardır, eski kitaplarda yazan şeylerdir diye dediklerinde, sen sakın ha mahzun olma. Onların sözleri üzerine. Böyle söylüyorlar diye, sen sıkıntıya girme. Bu hilerinden dolayı sıkıntıda olma ve de mahzun olma. Çünkü efendimizin hali neydi? Ve mâ erselnâke. Biz seni göndermedik.

İllâ şâhiden, mübeşşiran ve neziran. Hangi Sûre’de? fetih sûresi’nde. İşte Hz. Rasûlüllah’ın 3 büyük özelliği vasfı bu. Bunun dışında vasfı yok. Birçok vasfı var ama bunlar ana vasıf diğerleri onun şubeleri. Biz seni göndermedik ne demek? Ehli dil Arapça cümle kuruluşunun özelliği olarak bunu söyler diye belirtirler. Yani, evvela nehy eder. Biz bu işi yapmadık. Sonra gönderdik ama şunun için gönderdik. Arap lisânının cümle kurgusunun bir özelliği dir bu derler. Evvelâ nehyeder sonra tastik eder. Ama ilâh-î Rabb’canın kurgusu öyle değil. Ve mâ erselnâke Ke: sen, ke, demekle

onun varlığı ispat edilmiş oluyor. Ke demekle bir sefer onun varlığını ispat etmekte. Göndersen-de gönderme-sende o var bir kere Ama gönderdik ama göndermedik.

Bu radyo var ama biz bunu kullandık veya kullanmadık o başka mesela varlığı evvela tesbit edilmiş oluyor.

Biz seni göndermedik. Hangi âlemde ? Zât âleminde Ve mâ erselnâke. Daha henüz göndermedik yani. neden?

Çünkü ahadiyet mertebesinde, zât mertebesinde daha henüz bu yaygın program ortaya çıkmadığından dolayı Allahın zâtı mutlakın kendi varlığında bu program tesbit edildiğinden. Sen varsın, program var ama daha henüz göndermedik. İrsal etmedik daha. Yani bu hakikati daha henüz dışarıya çıkarmadık manasında. Ve mâ erselnâke Zat mertebesinde; Ey habibim seni daha henüz sûrete dönüştürmedik, göndemedik. Nereye ? Yani bu âleme Mescidil Aksaya, göndermedik yani bu âleme Gönderdik ama görevli olarak sonradan programı tatbik etmek için seni gönderdik, Şahit olarak, şâhiden, gönderdik. Mübeşşiran müjdeleyici olarak gönderdik. Neziran ikaz edici olarak gönderdik.

Hz. Rasûlüllahın 3 vasfı Sonsuz merhametinden dolayı mahzun oluyordu ve sıkıntıya giriyordu ama o 3 vasfı üzerinde olduğundan Sen bunlarla gönlünü sıkma Sen onların imân etmelerinden ve etmemelerinden sen sorumlu değilsin. O bizim işimiz diyor C. Hakk. Sen sadece tebliğini et. Şahit ol, şu etti bu etmedi diye, gördüklerin, bildiklerin üzerine. Onun şehadeti sadece ümmetler bazında değil. Peygamberlere dahi şahit olacak efendimiz. Yapmış olduğu görevinde isabetli mi, isabetsiz mi diye. Şahitliği bir yönde değil. Her yönde o şahit olacak. Kûr’ân-ı Kerîmde bu şehadet kelimesi geçiyor. Şehadet müşahedeli yaşamak demek. Nasıl kendimizi görüyoruz. Kendi varlığımızın şâhidi oluyoruz. C. Hakk dese ki, ey kulum, habibim ben seni

halk ettim Biz desek ki ya Rabbi halk etmedin, sen beni desek. Bu söz geçerli olmaz. Çünkü biz şahit olduk. Varlığımızı, gördük, duyduk, hissettik, yaşadık. işte, Me-selâ bizlerinde başlarına Namaz kılmıyor, şunu yapmıyor, bunu yapmıyor. Anamız, babamız çocuğumuz böyle, şöyle yapıyor dersek bizim bunlara üzülmememiz gerektiğini C. Hakk bize söylüyor. bu Âyeti Kerîme söylüyor. Yapabiliyorsak sevdiklerimize tebliğ et, kalanını bana bırak onların bu hallerine mahzun olma, bunu her birerlerimize söylüyor bunu Kim ki bizi üzüyor Meselâ biz şöyle yapsın istiyoruz. O da yapmıyor. Biz mahzun oluyoruz. O üzülme diyor. Ne kadar güzel moral veriyor. Bizim onların üzerine baskı yapmamamız gerektiğini söylüyor. Ama rahmetimizden işte C. Hakk’ın nezir yoluyla onlara canlarını sıkmadan bir şeyler söyleyebiliriz. Nazik olarak.

Ve gönlün de sıkıntıya girmesin bu yüzden, eğer biz çok mahzun olup, sıkıntıya düşüyorsak bu Âyetin zıddını işliyoruz demektir.

وَيَقُولُونَ مَتَى هَذَا الْوَعْدُ إِنْ كُنتُمْ صَادِقِينَ

(Ve yekulüne metâ hezelva’dü in küntüm sâdıkîne)

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)