Vekâlet li-uḣtihi kussîh(i)(s) febesurat bihi ‘an cunubin vehum lâ yeş'urûn(e)
Annesi, Musa'nın kız kardeşine, "Onu takip et" dedi. O da Musa'yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi.
Annesi Musa'nın ablasına, "Onun izini takip et" dedi. O da, onlar farkına varmadan uzaktan kardeşini gözetledi.
Kasas Suresi 11. ayet, Hz. Musa'nın annesinin kızına verdiği talimatı ve kızın bu talimatı nasıl yerine getirdiğini anlatır. Ayet, 'izleme', 'gözetleme' ve 'farkında olmama' gibi kavramlar üzerinden olayın gizliliğini ve ilahi takdiri vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kasas kelimesi, bir şeyin izini sürmek, arkasından gitmek anlamına gelir. Ayetteki 'قُصِّيهِ' ifadesi, Musa'nın ablasına, kardeşinin izini takip etmesi, nereye gittiğini öğrenmesi emrini vermektedir. Bu, sadece görmek değil, aynı zamanda olayın gelişimini takip etmek anlamını taşır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kass kelimesi, bir şeyin izini takip etmek, bir haberi araştırmak demektir. Ayetteki 'قُصِّيهِ' ifadesi, Musa'nın ablasına, kardeşinin durumunu ve nereye götürüldüğünü öğrenmek için onu takip etmesini emretmektedir. Bu, mecazi olarak bir olayın peşine düşmek anlamındadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kass kökünden türeyen kelimeler, genellikle bir hikaye anlatmak veya bir olayın izini sürmek anlamında kullanılır. Burada 'قُصِّيهِ' emri, Musa'nın ablasına, kardeşinin başına gelenleri adım adım takip etme ve gözlemleme görevini yüklemektedir. Bu, sadece fiziksel bir takip değil, aynı zamanda olayın seyrini anlama çabasıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Basar kelimesi, gözle görmek, idrak etmek anlamına gelir. 'فَبَصُرَتْ بِهِ' ifadesi, Musa'nın ablasının, kardeşini uzaktan da olsa görmesi ve onun varlığını fark etmesi demektir. Bu, sadece fiziksel bir görme değil, aynı zamanda bir algılama ve dikkat etme eylemidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Basar, bir şeyi gözle idrak etmek, görmek demektir. Ayetteki 'فَبَصُرَتْ بِهِ' ifadesi, Musa'nın ablasının, kardeşini uzaktan görmesi ve onun nerede olduğunu anlaması anlamına gelir. Bu, bir tür gözlem ve keşif eylemidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Basar kökü, görme duyusu ve bu duyuyla elde edilen bilgi ile ilişkilidir. 'فَبَصُرَتْ بِهِ' ifadesi, Musa'nın ablasının, kardeşini uzaktan da olsa görme ve onun durumunu anlama yeteneğini vurgular. Bu, pasif bir görmeden ziyade, aktif bir gözlem ve farkındalık içerir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Cenab kelimesi, yan, taraf, uzaklık anlamına gelir. 'عَن جُنُبٍ' ifadesi, Musa'nın ablasının, kardeşini uzaktan, kenardan, kimseye fark ettirmeden gözlemlediğini belirtir. Bu, gizliliği ve ihtiyatlı davranışı ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Cenab, bir şeyin yanı, kenarı demektir. 'عَن جُنُبٍ' ifadesi, Musa'nın ablasının, kardeşini uzaktan, bir kenardan, dikkat çekmeden izlediğini gösterir. Bu, olayın gizli bir şekilde cereyan ettiğini vurgular.
Abu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Cenab, bir şeyden uzak durmak, bir kenarda olmak anlamındadır. Ayetteki 'عَن جُنُبٍ' ifadesi, Musa'nın ablasının, kardeşini kimsenin dikkatini çekmeden, uzaktan, bir kenardan takip ettiğini anlatır. Bu, olayın gizli ve stratejik bir şekilde yürütüldüğünü belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şu'ur, bir şeyi hissetmek, farkına varmak, bilmek demektir. 'وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ' ifadesi, Musa'yı alanların veya çevredeki insanların, ablasının kendilerini izlediğinden habersiz olduklarını, farkında olmadıklarını belirtir. Bu, olayın gizliliğini ve ablanın başarılı bir şekilde kendini gizlediğini gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Şu'ur, bir şeyi idrak etmek, hissetmek ve bilmek anlamındadır. Ayetteki 'لَا يَشْعُرُونَ' ifadesi, ilgili kişilerin, Musa'nın ablasının kendilerini takip ettiğini veya ne yaptığını bilmediklerini, fark etmediklerini ifade eder. Bu, ablanın eyleminin gizliliğini ve başarısını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Şu'ur kavramı, genellikle bilinçli farkındalık ve algılama ile ilişkilidir. 'لَا يَشْعُرُونَ' ifadesi, çevredeki insanların, Musa'nın ablasının varlığından veya niyetinden tamamen habersiz olduklarını, yani bir farkındalık eksikliği içinde olduklarını gösterir. Bu, ilahi planın gizlice işlediğini de ima eder.
Kasas Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Nefsi kül meydana getirdiği (veled-i kâlb) ini nefs-i emmârenin elinden kurtarmak için Hakk’ın deryasına bırakır, annesi, gelecekte nefs-i kül namzeti olacak ablasına onu takib etmesini söyler ve oda uzaktan gözetler. Bu takibi başka kimse de görmez.