Kâle rabbi bimâ en'amte ‘aleyye felen ekûne zahîran lilmucrimîn(e)
"Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım" dedi.
Musa, "Rabbim! Bana lutfettiğin nimetlere andolsun ki, artık suçlulara asla arka olmayacağım" dedi.
Kasas Suresi 17. ayet, Hz. Musa'nın Allah'a şükranını ve suçlulara yardım etmeme sözünü ifade eder. Ayet, 'nimet', 'yardımcı olmak' ve 'suçlu' gibi temel kavramlar üzerinden ahlaki bir duruşu ve ilahi lütfa karşı sorumluluğu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Na'm (نعم) kelimesi, rahatlık, güzellik ve iyilik anlamlarına gelir. İn'am (إنعام) ise birine iyilikte bulunmak, lütufta bulunmaktır. Ayetteki 'en'amte' ifadesi, Allah'ın Hz. Musa'ya verdiği peygamberlik, güç ve kurtuluş gibi nimetleri kapsar ve bu nimetlere şükür olarak suçlulara yardım etmeme sözünü pekiştirir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Nimet (نعمة), Allah'ın kullarına bahşettiği her türlü iyilik ve lütuftur. Bu ayetteki 'en'amte' fiili, Allah'ın Hz. Musa'ya bahşettiği özel bir lütfu, muhtemelen Firavun'un zulmünden kurtulması ve güçlenmesi gibi durumları işaret eder. Bu lütuf, Musa'nın Allah'a olan bağlılığını ve adalet arayışını güçlendirir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'nimet' kavramı, genellikle Allah'ın insanlara bahşettiği maddi ve manevi lütufları ifade eder. Bu ayetteki 'en'amte' fiili, Allah'ın Musa'ya verdiği özel bir ihsanı, belki de onu peygamberliğe hazırlayan veya zor durumdan kurtaran bir lütfu vurgular. Bu nimet, Musa'nın ahlaki sorumluluğunu ve Allah'a olan şükranını tetikler.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Zahir (ظهير), yardım eden, destek olan demektir. 'Zahîran li'l-mücrimîn' ifadesi, suç işleyenlere arka çıkmak, onlara yardım etmek anlamındadır. Hz. Musa, Allah'ın kendisine verdiği nimetler karşısında, bu nimetleri kötüye kullananlara, yani suçlulara asla destek olmayacağını beyan eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Zahîr (ظهير), birine arka çıkan, destek olan demektir. Bu ayetteki kullanımı, Musa'nın suçlulara karşı duruşunu, onlara herhangi bir şekilde yardım etmeyeceğini mecazi olarak ifade eder. Bu, Allah'ın adaletine olan inancının bir yansımasıdır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Zahîr (ظهير) kelimesi, 'sırt' anlamına gelen 'zahr' kökünden türemiştir ve birine sırtını dayamak, destek olmak anlamını taşır. Ayetteki 'len ekûne zahîran' ifadesi, Musa'nın suçlulara karşı tam bir tarafsızlık ve hatta karşıtlık içinde olacağını, onlara hiçbir şekilde arka çıkmayacağını kesin bir dille belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cürm (جرم), bir şeyi kesmek, ayırmak anlamına gelir. Mecazi olarak ise günah işlemek, suç işlemek demektir. Mücrim (مجرم) ise günah işleyen, suçlu kimsedir. Ayetteki 'li'l-mücrimîn' ifadesi, Allah'ın emirlerine karşı gelen, zulüm ve haksızlık yapan kişileri kapsar. Musa, bu tür kişilere yardım etmeyeceğini açıkça belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Cürm (جرم), bir şeyi kesip ayırmak, koparmak demektir. Bu kökten türeyen 'mücrim', Allah'ın emirlerinden ve doğru yoldan kopan, ayrılan, yani günah işleyen kişidir. Ayetteki 'mücrimîn' kelimesi, Firavun ve onun zulümkar kavmi gibi, Allah'ın sınırlarını aşan ve haksızlık yapan tüm suçluları ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'mücrim' kelimesi, genellikle Allah'ın koyduğu sınırları aşan, günah işleyen, haksızlık ve zulüm yapan kişiler için kullanılır. Bu ayetteki 'li'l-mücrimîn' ifadesi, Hz. Musa'nın Allah'ın lütfuna karşılık, O'nun adaletine aykırı hareket eden, suç işleyen kimselere karşı net bir tavır sergileyeceğini gösterir.
Kasas Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Kendisini nimetlendirdiği “Esmâ-i İlâhiye ve diğer bütün lutufları ile günahkârlara arka çıkmayacağını bildirmektedir.
(Fe asbaha fîl medîneti hâifen yeterakkabu fe izellezîstensarahu bil emsi yestasrihuh, kâle lehu mûsâ inneke le gaviyyun mubîn.)