Felemmâ en erâde en yebtişe billeżî huve ‘aduvvun lehumâ kâle yâ mûsâ eturîdu en taktulenî kemâ katelte nefsen bil-ems(i)(s) in turîdu illâ en tekûne cebbâran fî-l-ardi vemâ turîdu en tekûne mine-lmuslihîn(e)
Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun" dedi.
Kasas Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Akıl Mûsâ’sı nefs-i levvâmeyi yakaladığı zaman, dün öldürdüğün “emmâre” gibi benide mi öldürmek istiyorsun dedi, çünkü oda anlamıştıki; Akıl Mûsâ’sının yanında ona yer yok idi. Burada şöyle bir soru akla gelebilir. “Mûsâ” (a.s.) ir peygamber olduğu halde kendisinde bu nefisler nasıl olsun. Bu soru doğrudur, ancak bu süreler kendisinin daha henüz Peygamberliğinden önceki eğitim süresinin başlangıcında ki halleridir. Daha sonra (Şuayb) (a.s.) yanında kalarak o kendisinin şeyhi ve eğiticisi olmuştur. Onun yanından ayrılıp tekrar mısıra giderken bir ağaçtan kendisine seslenildiğinden sonra “Mûsâ” (a.s.) olmaya başlamıştır ki bu bile bir süreçtir. Mısırdan çıkışta Tur dağında (Tevrat-ı Şerifi) aldığında peygamberlik kemâlâtı tamamlanmıştır.