Vecâe raculun min aksâ-lmedîneti yes'â kâle yâ mûsâ inne-lmelee ye/temirûne bike liyaktulûke faḣruc innî leke mine-nnâsihîn(e)
Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim" dedi.
Şehrin öbür ucundan bir adam geldi ve dedi ki: "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim."
Kasas Suresi 20. ayet, Hz. Musa'nın Mısır'dan ayrılma sürecinde kritik bir uyarıyı içeren bir sahneyi tasvir eder. Ayet, 'gelmek', 'koşmak', 'ileri gelenler', 'istişare etmek/komplo kurmak', 'öldürmek' ve 'öğüt vermek' gibi anahtar kavramlar üzerinden olayın aciliyetini ve tehlikesini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): C-y-'- kökü, bir şeyin bir yere ulaşması veya bir durumun meydana gelmesi anlamında kullanılır. Ayetteki 'وَجَاءَ رَجُلٌ' ifadesi, adamın şehrin uzak bir noktasından Hz. Musa'nın bulunduğu yere fiziksel olarak ulaşmasını, gelmesini ifade eder ve olayın başlangıcını işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): C-y-'- fiili, Kur'an'da genellikle bir olayın veya kişinin zuhur etmesini, ortaya çıkmasını anlatır. Burada 'gelmek' fiili, adamın ani ve önemli bir haberle ortaya çıkışını, yani bir gelişmeyi belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): S-'-y kökü, hızlı ve gayretli bir şekilde hareket etmeyi ifade eder. Ayetteki 'يَسْعَىٰ' kelimesi, adamın haberin aciliyeti ve öneminden dolayı koşarak geldiğini, yani büyük bir telaş ve hızla hareket ettiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sa'y, bir amaca ulaşmak için gösterilen çaba ve gayreti de içerir. Burada adamın koşması, sadece fiziksel bir hız değil, aynı zamanda Hz. Musa'yı uyarma gayretinin ve endişesinin bir yansımasıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mele', bir topluluğun ileri gelenleri, sözü dinlenen ve görüşlerine başvurulan kimselerdir. Onlar, meclisi dolduran, görüşleriyle öne çıkan kişilerdir. Ayetteki 'إِنَّ ٱلْمَلَأَ', Firavun'un çevresindeki yönetici sınıfı, danışmanları ve etkili kişileri ifade eder ki bunlar Hz. Musa için gerçek bir tehdit oluşturmaktadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Mele' kavramı, Kur'an'da genellikle peygamberlere karşı çıkan, iktidar sahibi ve nüfuzlu zümreyi temsil eder. Bu bağlamda, 'el-mele'' Firavun'un sarayındaki karar verici ve uygulayıcı gücü elinde bulunduran, Hz. Musa'ya karşı komplo kurma yeteneğine sahip olan grubu işaret eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Mele', bir topluluğun en şereflileri ve en önde gelenleridir. Onlar, bir araya geldiklerinde meclisi dolduran ve görüşleriyle öne çıkan kişilerdir. Ayetteki kullanımı, bu grubun Hz. Musa hakkında önemli bir karar almak üzere toplandığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İ'timâr, karşılıklı olarak emirleşmek, bir konuda görüş alışverişinde bulunmak ve nihayetinde bir karara varmak anlamına gelir. Ayetteki 'يَأْتَمِرُونَ بِكَ لِيَقْتُلُوكَ' ifadesi, mele'in Hz. Musa'yı öldürme konusunda kendi aralarında gizlice istişare ettiklerini, bir plan yaptıklarını ve komplo kurduklarını belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): İ'timâr, bir konuda gizlice toplanıp karar almak, özellikle de kötü niyetli bir plan yapmak anlamında kullanılır. Burada mele'in Hz. Musa'ya karşı bir suikast planı için bir araya geldiğini ve bu konuda fikir birliğine varmaya çalıştıklarını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Katil, bir canlının hayatına son vermek, onu yok etmektir. Ayetteki 'لِيَقْتُلُوكَ' ifadesi, mele'in Hz. Musa'ya yönelik nihai ve en tehlikeli niyetini, yani onu ortadan kaldırma planını açıkça ortaya koyar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Katil, bir canlının ruhunu bedeninden ayırmaktır. Burada mele'in Hz. Musa'yı öldürme amacı, onun varlığını tamamen sona erdirme isteğini ve bu yönde bir komplo içinde olduklarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nasih, birine hayır dileyen, samimiyetle doğru yolu gösteren ve faydalı tavsiyelerde bulunan kişidir. Ayetteki 'مِنَ ٱلنَّـٰصِحِينَ' ifadesi, adamın Hz. Musa'ya karşı tamamen iyi niyetli olduğunu, ona samimi bir şekilde yardım etmek ve onu tehlikeden korumak istediğini belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Nush, birine içtenlikle iyilik dilemek ve onu doğruya yönlendirmektir. Bu bağlamda, adamın kendisini 'nasihat edenlerden' sayması, verdiği bilginin doğruluğuna ve Hz. Musa'nın iyiliği için olduğuna dair bir güvence sunar.
Kasas Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Nefsin hayal ve vehim şehrinin dışında kalmış (Nefsi mülhime koşarak ona gelip ilham ettiki, hayal ve vehim şehrinin sahipleri akıl olan “Mûsâ” yı ortadan kaldırmayı plânlıyorlar. Bu sana benim haberimdir, dedi.