Feḣarace minhâ ḣâ-ifen yeterakkab(u)(s) kâle rabbi neccinî mine-lkavmi-zzâlimîn(e)
Musa, korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve "Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar" dedi.
Musa korka korka, (etrafı) gözetleyerek oradan çıktı. "Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar" dedi.
Kasas Suresi 21. ayet, Hz. Musa'nın Mısır'dan ayrılışını ve Allah'tan yardım dilemesini anlatır. Ayet, korku, gözetleme ve zalimlerden kurtuluş temaları etrafında şekillenir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): H-r-c kökü, bir şeyin bir yerden ayrılması, dışarı çıkması anlamına gelir. Ayetteki 'فَخَرَجَ' ifadesi, Hz. Musa'nın Mısır'dan, özellikle de Firavun'un zulmünden uzaklaşarak bir çıkış yapmasını, bir yerden ayrılmasını anlatır. Bu, sadece fiziksel bir ayrılık değil, aynı zamanda bir kurtuluşun başlangıcıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): H-r-c fiili, mecazi olarak bir durumdan başka bir duruma geçişi de ifade edebilir. Hz. Musa'nın 'çıkışı', tehlikeli bir durumdan daha güvenli bir duruma geçişin başlangıcıdır. Ayetteki kullanımı, bir yerden fiziksel olarak ayrılmanın ötesinde, bir tehditten uzaklaşma ve yeni bir yolculuğa başlama anlamını taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): H-v-f kökü, bir şeyin olumsuz sonuçlarından duyulan endişe ve korkuyu ifade eder. 'خَآئِفًا' kelimesi, Hz. Musa'nın Firavun'un adamları tarafından yakalanma veya cezalandırılma korkusuyla dolu olduğunu, bu korkunun onun ruh halini belirlediğini gösterir. Bu korku, aynı zamanda bir tedbir alma ve dikkatli olma motivasyonu da sağlar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'havf' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'a karşı duyulan saygılı korku veya dünyevi tehlikelerden duyulan korku olarak kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'خَآئِفًا', Hz. Musa'nın Firavun'un zulmünden kaynaklanan dünyevi bir tehlikeye karşı hissettiği doğal bir korkuyu ifade eder. Bu korku, onun hareketlerini ve kararlarını etkileyen önemli bir faktördür.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): H-v-f, kalbin bir şeyin kötü sonuçlarından dolayı sıkıntıya düşmesi halidir. Ayetteki 'خَآئِفًا', Hz. Musa'nın sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda psikolojik olarak da bir baskı altında olduğunu, kalbinin endişe ile dolu olduğunu vurgular. Bu durum, onun sonraki eylemlerini ve Allah'a yönelişini anlamak için kritik bir bağlam sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): R-q-b kökü, bir şeyi gözetlemek, beklemek, dikkatle izlemek anlamına gelir. 'يَتَرَقَّبُ' fiili, Hz. Musa'nın sadece korkmakla kalmayıp, aynı zamanda etrafını dikkatle gözlemlediğini, olası bir tehlikeye karşı tetikte olduğunu gösterir. Bu, onun durumunun ciddiyetini ve hayatta kalma içgüdüsünü vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): R-q-b, bir şeyin sonucunu beklemek veya bir şeyi dikkatle izlemek anlamında kullanılır. Ayetteki 'يَتَرَقَّبُ', Hz. Musa'nın Firavun'un adamlarının kendisini takip etme ihtimaline karşı sürekli bir gözetim halinde olduğunu, her an bir tehlikenin ortaya çıkabileceği beklentisi içinde olduğunu ifade eder. Bu, onun içinde bulunduğu gerilimli durumu açıklar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): N-j-v kökü, bir şeyden kurtulmak, selamete ermek, tehlikeden uzaklaşmak anlamına gelir. 'نَجِّنِى' ifadesi, Hz. Musa'nın Allah'tan kendisini Firavun'un zulmünden ve onun adamlarının şerrinden kurtarmasını, güvenli bir yere ulaştırmasını talep ettiğini gösterir. Bu, onun Allah'a olan tevekkülünü ve acizliğini ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'necât' kelimesinin Kur'an'da hem dünyevi tehlikelerden kurtuluşu hem de ahiretteki azaptan kurtuluşu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'نَجِّنِى', Hz. Musa'nın içinde bulunduğu somut ve dünyevi tehlikeden, yani zalim kavmin elinden kurtarılma arzusunu dile getirir. Bu, onun çaresizliğini ve ilahi yardıma olan ihtiyacını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Z-l-m kökü, bir şeyi ait olduğu yerden başka bir yere koymak, haksızlık etmek, zulmetmek anlamına gelir. 'ٱلظَّـٰلِمِينَ' kelimesi, Firavun ve kavminin, Allah'ın sınırlarını aşan, insanlara haksızlık eden ve baskı uygulayan kişiler olduğunu belirtir. Hz. Musa'nın bu kavimden kurtulma isteği, onların zulmünün boyutunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zulm' kavramının Kur'an'da sadece haksızlık yapmakla kalmayıp, aynı zamanda Allah'ın koyduğu düzeni bozmak ve haddi aşmak anlamlarına geldiğini vurgular. Ayetteki 'ٱلظَّـٰلِمِينَ', Firavun'un ve kavminin sadece insanlara karşı değil, aynı zamanda ilahi düzene karşı da bir zulüm içinde olduğunu, bu nedenle Hz. Musa'nın onlardan kurtulma duasının meşruiyetini ortaya koyar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Z-l-m, karanlık ve haksızlık anlamlarını taşır. 'ٱلظَّـٰلِمِينَ', kalpleri kararmış, hak ve adaletten uzaklaşmış, insanlara eziyet eden kimseleri ifade eder. Hz. Musa'nın bu zalimlerden kurtulma duası, onların karanlık ve baskıcı yönetiminden duyduğu rahatsızlığı ve ilahi adalete olan inancını yansıtır.
Kasas Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Bu şekilde Mûsâ (a.s.)’ın ilk hicreti başlamış oluyor. İşte bizlerin de belirli bir süre içerisinde belirli bir yaşam sonrası Mûseviyyet hakikâtini idrâk ederek, ilmi ve hikmeti oluşturduktan sonra Fir’âvn, yani nefsi emmâre mülkünden dışarı çıkmamız gerekiyor. Bu hicret öncesi, biraz gayret biraz can yanması gerekiyor. Fir’âvn, yani nefsi emmâre taraftarının öldürülmesi gerekiyor, cana kıymak gerekiyor.
Mûsâ (a.s.)’ın tek başına yaptığı bu hicreti bir anlamda onun için tecrübe mânâsında idi tekrar geriye dönerek kavmi ile hicret etmesi sırasında bu tecrübelerden yararlandı.
Efendimiz (s.a.v) ise önce ümmetini hicret ettirdi daha sonra kendisi hicret etti.
********* 42
Bu hususla ilgili Füsus-ül Hikem, Mûsâ Fassından kısa bir bilgi daha sunalım.
* Daha sonra onun aranmaya başlanmasıyla, görünüşte korkarak firâr ettiği halde çıktı. Oysa ki manâda kurtuluşa muhabbet idi. Çünkü hareket daima ancak muhabbete bağlıdır. Ve bakan onda diğer sebepler ile örtülü olur. Halbuki o değildir.
* Şu halde kıbtînin, öldürülmesinden ortaya çıkan şey ile Mûsâ ((a.s.).) için kendisinde korku görüldü. Ve korku da öldürülmekten kurtuluş hissini ihtiva edici oldu. Şimdi korktuğu şeyden firâr etti. Ve mânâda Fir’âvn'dan ve onun ona yapacaklarından kurtuluşa muhabbet ettiği şey için firâr etti. Bundan dolayı firar ettiğinde, kendince görülmüş olan en yakın sebebi söyledi ki, o sebep insânoğlu için cisminin sûreti gibidir. Ve kurtuluşa muhabbet, cesedin idarecesi olan rûhun bedeni ihtiva ettiği gibi, onda ihtiva edilmiştir.