İçeriğe atla
Kasas 27Cüz 20 · Sayfa 388

Kasas Sûresi 27. Âyet

القصص

Sohbete sor

Kâle innî urîdu en unkihake ihdâ-bneteyye hâteyni ‘alâ en te/curanî śemâniye hicec(in)(s) fe-in etmemte ‘aşran femin ‘indik(e)(s) vemâ urîdu en eşukka ‘aleyk(e)(c) setecidunî in şâa(A)llâhu mine-ssâlihîn(e)

Şu'ayb, "Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın" dedi.

Kasas Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(Yaşlı adam): O mertebenin İnsân-ı Kâmil-i Mûseviyyet-tenzîh, mertebsinin tâlibine, benim gönlümden doğan iki lâtif zuhurumdan birini ücretli olaraksekiz yıl çalışmânâ karşılık.” sana vereceğim. Sekiz sayısının ifade ettiği değer, Mertebe-i İbrâhimiyyet’in tevhid-i ef’âl sırasıdır ki, seyr-u sülûk’ta sekizinci mertebedir, Şuayb (a.s.) da o’nun torunlarından olduğundan aynı zamanda bu mertebenin asâleten varisidir ve tâlib olanlarına da devretme salâhiyyeti vardır. Bu yüzden evvelâ sekiz sene, demiştir. Bilindiği gibi hacc ve Umre ziyaretine gidenlerin Kâ’be’i Muazzamayı tavaf etmeleri gerekmektedir, bir tavaf, yedi şaft-dönme’den meydana gelmektedir. Bu şaftlar tamamlanınca tavaf bitmiş olmaktadır ve ondan sonraki sekizinci fiil ise, makam’ı İbrâhîm’in arkasında namaz kılmaktır. İşte bu Kâ’be’i Muazzamada’ki sekiz, İbrâhîmiyyet mertebesidir.

Eğer on yılı tamamlarsan o da sendendir.” Dokuz sayısı da, seyru sülûk’ta, “tevhid-i Esmâ” Mûseviyyet

mertebesi’dir ve mûseviyyet mertebesi bütün bağlantıları ile(9) sayısı üzeredir. Tur dağında Cenâb-ı Hakk Mûsâ (a.s.) dokuz levha vermiştir. Beni İsrâîl’e (9) felâket gelmiştir. V.b. (10) sayısı ise gene Mûsâ (a.s.) verilen suhufların birinde yazılı olan (10) emirdir. Ayrıca (10) İseviyyet teşbîh mertebesidir. İşte bu iki sene, yani (9) ve (on) “o da sendendir.” Hükmü ile Mûsâ’nın, istidat, kabiliyyet ve gayretine bırakılmıştır. Ancak sekiz mertebenin gereklerinin tahsili ve icablarının yerine getirilmesi şart koşulmuştur.

İşte bu şartın karşılığında kendisine tevhid-i Ef’âl’in lâtif idraki’nin verileceği beyan edilmiştir. Mûseviyyet mertebesinin tahsili ise kendisine ve Hakk’ın lütfuna bırakılmıştır. Çünkü (Yaşlı adam):ın mertebesi sekize kadar’dı daha yukarısı yoktu. O’nu da Mûsâ gerçekleştire-cekti. Ayrıca eskiler (10) sayısına “aşere-i kâmile” demişlerdir. Çünkü tek sayıların sonu çift sayıların da başıdır ve (10) sayısının önünden sıfır kaldırırsak gene geriye bir kalırki aslına dönüştür. Yani her şey birden, zuhur edip gene bir’e dönmektedir.

“İnşaallah beni sâlihlerden bulacaksın." Bu gerçekleri ve görevini yerine getirmek için de sâlih olması gerektiğini de idrak ederek, bunu nefsine bağlamadan “Allah dilerse” bunları tamamlamaya çalışacağım temennisinde bulunmuştur. Ve her halde on seneyi tamamlamıştır. Aşağıda ki Âyet-i Kerîme de zâten bunu belirtmektedir.


Yukarıda bahsedilen (8) (9) (10) sayıları’da (13)’e bağlıdır. Dileyen (13 ve Hakikat-i İlâhiyye) kitabımızda, İbrâhîmiyyet, Mûseviyyet ve İseviyyet bölümlerine bakabilirler.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)