Kâle żâlike beynî ve beynek(e)(s) eyyemâ-l-eceleyni kadaytu felâ ‘udvâne ‘aley(ye)(s) va(A)llâhu ‘alâ mâ nekûlu vekîl(un)
Musa, şöyle dedi: "Bu, seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husumet yok. Allah, söylediklerimize vekildir."
Kasas Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Mûsâ, bu sözleşme karşılıklı hür irademizle seninle benim aramda olan bir şeydir, başkalarının ilgisi yoktur. hangisi kazâ ve kaderimde varsa ancak üstümde tahakkuk edecek odur, geleceği bilemediğim için şimdiden bir şey diyemeyeceğim, bu sebebten sonradan bana bir düşmanlık oluşmasın. Allah ikimizinde vekilimizdir. Dedi.
Yine Konyalı M.Vehbi’nin “Büyük Kûr’ân Tefsiri” isimli eserinden ilgili kısımları aktaralım;
Şuayb ((a.s.).) da büyük kızı Safurâ’yı Mûsâ (a.s.) ile evlendirdi.
Hz. Mûsâ işine başlayacağı zaman eline bir asâ vermesini Şuayb (a.s.) kızına emreder. Kızı evvelden beri bir arada duran asâlardan birini alır, verecek olduğunda Hz. Şuayb o asânın verilmesine razı olmaz. Meğer o asâ Hz. Âdem'in Cennet'ten getirdiği asâ olup enbiya-yı izam hazaratından nakil sûretiyle Şuayb (a.s.)’ın emanet eline gelen ve kendisiyle teberrük olunan asâyı mübareke olduğu için vermek istememiş ve kaç defa başka asâ almak üzere ellerini uzatmışlarsa da aynı asâ ellerine gelince Hz. Şuayb’ın bunda bir acaîb hikmet olduğunu tefekkür ederek verdiği rivâyet edilir. Bundan dolayı; asâyı vermemezlik edemedi. Çünkü; asânın sâhibi Mûsâ idi ve asânın birçok harikalara âlet olacağı zaman gelmişti. Asâ-yı mübareke bu vesileyle sâhibinin eline geçti