Kul eraeytum in ce'ala(A)llâhu ‘aleykumu-lleyle sermeden ilâ yevmi-lkiyâmeti men ilâhun ġayru(A)llâhi ye/tîkum bidiyâ-/(in)(s) efelâ tesme'ûn(e)
De ki: "Ne dersiniz? Allah, üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah'tan başka hangi ilah size bir aydınlık getirir? Hala duymayacak mısınız?"
(Resulüm!) De ki: "Düşündünüz mü hiç, eğer Allah üzerinizde geceyi tâ kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka size ışık getirecek tanrı kimdir? Hâlâ işitmeyecek misiniz?"
Bu ayet, Allah'ın kudretini ve birliğini vurgulamak için gece ve gündüzün yaratılışındaki ilahi düzeni sorgulamaktadır. Anahtar kavramlar, gecenin sürekliliği, ilahi otorite ve işitme eylemi üzerinden tevhidi mesajı pekiştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'leyl' kelimesini güneşin batışından doğuşuna kadar olan zaman dilimi olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, bu doğal döngünün Allah tarafından kesintiye uğratılması durumunda ortaya çıkacak çaresizliği ifade eder, böylece Allah'ın yaratmadaki eşsizliğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'leyl' kelimesinin Kur'an'da bazen mecazi anlamda karanlık ve sıkıntıya işaret ettiğini belirtir. Bu ayette ise 'sermeden' kelimesiyle birlikte kullanılarak, gecenin fiziksel karanlığının sürekli hale gelmesiyle oluşacak zorluğun ve Allah'tan başkasının bu durumu değiştiremeyeceğinin altını çizer.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'sermed' kelimesini 'daimî, kesintisiz ve ebedî' olarak açıklar. Ayetteki 'geceyi sermed kılmak' ifadesi, gecenin doğal döngüsünün bozulup sürekli hale gelmesiyle ortaya çıkacak olan imkansız durumu ve bu durumu ancak Allah'ın değiştirebileceği gerçeğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'sermed' kelimesinin 'devamlılık ve kesintisizlik' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın kudretinin büyüklüğünü ve yaratılış düzenindeki mutlak hakimiyetini göstermek için bir varsayım olarak sunulmuştur; yani, eğer Allah isteseydi geceyi sonsuz kılabilirdi.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ety' kökünü 'gelmek, ulaşmak' anlamında kullanır. Ayetteki 'yâ'tîkum bi-diyâ'in' (size bir ışık getirir) ifadesi, Allah'tan başka hiçbir ilahın, Allah'ın sürekli kıldığı geceyi aydınlatacak güce sahip olmadığını, dolayısıyla gerçek kudretin yalnızca Allah'a ait olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki fiillerin genellikle ilahi irade ve kudretle bağlantılı olduğunu belirtir. 'Yâ'tîkum' fiili, burada 'ışık getirme' eylemiyle birlikte kullanılarak, Allah'ın yaratılış üzerindeki mutlak kontrolünü ve O'nun dışındaki varlıkların acizliğini ortaya koyar. Bu, tevhidi bir mesajdır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'diyâ'' kelimesini 'parlaklık ve aydınlık' olarak açıklar. Ayetteki 'bi-diyâ'in' ifadesi, gecenin sürekli kılınması durumunda insanların en temel ihtiyacı olan ışığın, Allah'tan başka hiçbir varlık tarafından sağlanamayacağını vurgulayarak, Allah'ın eşsiz kudretini ve rızık vericiliğini ortaya koyar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'diyâ'' kelimesinin Kur'an'da genellikle hayat, rehberlik ve ilahi lütuf gibi olumlu anlamlarla ilişkilendirildiğini belirtir. Bu ayette, 'diyâ''nın yokluğu, Allah'ın kudretinin inkar edilmesi durumunda ortaya çıkacak kaosu ve çaresizliği sembolize eder, böylece Allah'ın varlığına ve birliğine delil sunar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'sem'' kökünü 'duymak, işitmek' anlamının yanı sıra 'anlamak ve idrak etmek' olarak da açıklar. Ayetteki 'e-felâ tesme'ûn' (dinlemez misiniz?) ifadesi, sadece fiziksel işitmeyi değil, aynı zamanda bu ilahi deliller üzerindeki düşünmeyi ve hakikati kavramayı teşvik eden retorik bir sorudur.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'sem'' fiilinin genellikle 'iman etmek' ve 'itaat etmek' anlamlarını da içerdiğini belirtir. Bu ayetteki 'tesme'ûn' ifadesi, Allah'ın kudretine dair sunulan açık delilleri işitip anlamayan ve dolayısıyla iman etmeyenlere yönelik bir kınama ve uyarıdır. İşitmek, burada hakikati kabul etmeye giden ilk adımdır.
Kasas Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
قُلْ أَرَأَيْتُمْ إِنْ جَعَلَ اللَّهُ عَلَيْكُمُ النَّهَارَ سَرْمَدًا