Vemin rahmetihi ce'ale lekumu-lleyle ve-nnehâra liteskunû fîhi velitebteġû min fadlihi vele'allekum teşkurûn(e)
Allah, rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz; gündüzü de, lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı.
Rahmetinden dolayı, Allah, geceyi ve gündüzü yarattı ki geceleyin dinlenesiniz (gündüzün) ise O'nun lütuf ve kereminden (rızkınızı) arayasınız. Umulur ki şükredersiniz.
Kasas Suresi 73. ayet, Allah'ın rahmetinin tecellisi olarak gece ve gündüzün yaratılışını, bu döngünün insan için dinlenme ve rızık arayışı gibi temel ihtiyaçları karşıladığını ve nihayetinde şükretmeye sevk ettiğini dilbilimsel bir derinlikle ifade etmektedir. Ayet, bu doğal düzenin ilahi bir lütuf olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahmet, kalpteki incelik ve şefkatten kaynaklanan bir iyilik yapma arzusudur. Allah'a nispet edildiğinde ise, sadece bu incelik ve şefkat değil, aynı zamanda bu inceliğin gereği olan ihsan ve lütuf anlamını taşır. Ayetteki 'min rahmetihî' ifadesi, gece ve gündüzün yaratılışının Allah'ın geniş ve kuşatıcı lütfunun bir eseri olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rahmet, Kur'an'da Allah'ın en temel niteliklerinden biri olarak karşımıza çıkar ve genellikle 'merhamet' ve 'lütuf' anlamlarını içerir. Bu ayette, gece ve gündüzün insan yaşamı için düzenlenmesi, Allah'ın insanlara yönelik bu lütufkar ve merhametli tutumunun somut bir göstergesidir. İnsanların dinlenmesi ve rızık araması için uygun ortamın sağlanması, ilahi rahmetin bir tezahürüdür.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ceale fiili, Kur'an'da 'halk' (yaratma) ve 'sayyere' (dönüştürme) anlamlarında kullanılır. Bu ayette 'ceale lekümü'l-leyle ve'n-nehâra' ifadesi, Allah'ın geceyi ve gündüzü insanlar için belirli bir düzen ve amaçla yarattığını, onları insan yaşamına uygun kıldığını ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Ceale, bir şeyi yoktan var etmek veya var olan bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek anlamlarına gelir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın gece ve gündüzü, insanların dinlenmesi ve rızık araması gibi belirli fonksiyonları yerine getirecek şekilde, hikmetle ve bir düzen içinde yarattığını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Sükûn, hareketin zıddı olup, bir şeyin durması, sakinleşmesi ve istirahat etmesi anlamına gelir. Ayetteki 'liteskunû fîhi' ifadesi, gecenin insanlar için bir dinlenme ve huzur bulma zamanı olarak yaratıldığını, bedensel ve zihinsel yorgunlukların giderilmesi için bir fırsat sunduğunu açıklar.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Sükûn, hem fiziksel hareketsizliği hem de ruhsal dinginliği ifade eder. Gecenin karanlığı ve sessizliği, insanlara günün yorgunluğundan arınma ve iç huzura kavuşma imkanı sunar. Bu, Allah'ın insan fıtratına uygun olarak yarattığı bir düzenin parçasıdır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): İbtiğa, bir şeyi elde etmek için çaba sarf etmek, onu aramak ve talep etmek anlamına gelir. Ayetteki 'velitebteğû min fadlihî' ifadesi, gündüzün insanların Allah'ın lütfundan rızıklarını aramak, geçimlerini temin etmek ve dünya işlerini görmek için bir zaman dilimi olduğunu vurgular. Bu, aktif bir çabayı gerektirir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): İbtiğa kelimesi, Kur'an'da genellikle bir şeyi elde etme gayreti ve arayışı bağlamında kullanılır. Bu ayette, gündüzün rızık arayışı için bir fırsat olarak sunulması, Allah'ın insanlara sadece dinlenme değil, aynı zamanda çalışma ve çabalama imkanı da verdiğini gösterir. Bu arayış, Allah'ın lütfu (fadl) ile ilişkilendirilerek, rızkın nihai kaynağının Allah olduğu hatırlatılır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şükür, yapılan iyiliğin karşılığını bilmek ve onu dile getirmektir. Allah'a şükretmek, O'nun nimetlerini idrak etmek, dil ile övgüde bulunmak ve uzuvlarla O'nun emirlerine itaat etmektir. Ayetteki 'leallekum teşkurûn' ifadesi, gece ve gündüzün bu düzenli işleyişinin, insanları Allah'ın bu büyük nimetlerine karşı şükretmeye sevk etmesi gerektiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Şükür, Kur'an'da Allah'ın lütuflarına karşı gösterilen minnettarlık ve takdirin ifadesidir. Bu sadece sözlü bir ifade değil, aynı zamanda nimetleri doğru kullanma ve Allah'ın rızasına uygun yaşama eylemini de içerir. Gece ve gündüzün insan yaşamı için sağladığı faydaların farkına varılması, insanı bu ilahi düzene karşı şükran duygusuyla doldurmalıdır.
Kasas Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ فَيَقُولُ أَيْنَ شُرَكَائِيَ الَّذِينَ
كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ
(Ve yevme yunâdîhim fe yekûlu eyne şurekâiyellezîne kuntum tez’umûn.)