Veyevme yunâdîhim feyekûlu eyne şurakâ-iye-lleżîne kuntum tez'umûn(e)
Allah'ın, onlara seslenerek, "Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım"? diyeceği günü hatırla.
Ve hele o gün Allah onları çağırarak: "Benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz hani, nerede?" diyecektir.
Kasas Suresi 74. ayet, kıyamet gününde Allah'ın müşriklere yönelttiği bir sorgulamayı tasvir etmektedir. Ayet, 'nida', 'şürekâ' ve 'za'm' gibi temel kavramlar üzerinden, şirk inancının boşluğunu ve ahiretteki akıbetini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nida (نداء), yüksek sesle çağırmak, seslenmektir. Bu ayetteki 'yünâdîhim' ifadesi, Allah'ın kıyamet gününde müşriklere hitaben, onları azarlayıcı ve sorgulayıcı bir şekilde seslenmesini ifade eder. Bu, sadece bir çağırma değil, aynı zamanda bir hesap sorma ve kınama anlamı taşır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Nida, burada mecazi olarak, Allah'ın kudret ve azametini gösteren bir hitaptır. 'Yünâdîhim' ifadesi, Allah'ın onlara doğrudan yönelerek, şirk koşmalarının anlamsızlığını yüzlerine vurmasını anlatır. Bu, bir uyarı ve tehdit niteliğindedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'nida' kavramı, genellikle Allah'ın peygamberlerine veya insanlara yönelik çağrılarını ifade eder. Ancak bu ayetteki kullanımı, yargı gününde ilahi otoritenin sorgulayıcı ve hükmedici sesini temsil eder. Bu, Allah'ın mutlak egemenliğini ve şirk koşmanın kabul edilemezliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şirk (شرك), bir şeyi başkasıyla ortak kılmaktır. 'Şürekâî' kelimesi, Allah'a ortak koşulan, O'nunla birlikte ibadet edilen veya O'nunla aynı mertebede tutulan varlıkları ifade eder. Ayetteki 'Benim ortaklarım' ifadesi, müşriklerin Allah'a isnat ettikleri bu ortakların aslında var olmadığını, onların sadece birer vehimden ibaret olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Şirk, Allah'ın birliğine zıt olan, O'nunla beraber başka bir ilahın varlığını kabul etmektir. 'Şürekâî' burada, müşriklerin taptıkları putları, melekleri veya diğer varlıkları kapsar. Ayet, bu ortakların kıyamet gününde hiçbir fayda sağlamayacağını ve Allah katında bir değerlerinin olmadığını açıkça ortaya koyar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Şirk kavramı, Kur'an'da tevhidin zıttı olarak ele alınır ve en büyük günah olarak nitelendirilir. 'Şürekâî' kelimesi, müşriklerin dünyada Allah'a ortak koştukları, ancak ahirette kendilerini terk edecek olan sahte ilahları ifade eder. Bu, şirk inancının temelsizliğini ve sonuçsuzluğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Za'm (زعم), bir şeyi kesin bilgiye dayanmadan söylemek, iddia etmektir. Bu ayetteki 'tez'umûne' ifadesi, müşriklerin Allah'a ortak koşmalarının, herhangi bir delile veya hakikate dayanmayan, sadece kendi zan ve vehimlerinden ibaret bir iddia olduğunu belirtir. Bu, onların şirk inancının batıl olduğunu vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Za'm, genellikle doğru olmayan bir şeyi doğru zannetmek veya asılsız bir iddiada bulunmaktır. 'Tez'umûne' kelimesi, müşriklerin Allah'a ortak koştuğu varlıkların ilahlığını sadece kendi kuruntularına dayandırdıklarını, bu konuda hiçbir gerçeklik payı olmadığını ifade eder. Bu, onların yanılgısını ve cehaletini ortaya koyar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Za'm, bazen doğru, bazen yanlış bir şeyi iddia etmek anlamına gelir. Ancak Kur'an'da genellikle batıl ve asılsız iddialar için kullanılır. Bu ayetteki 'tez'umûne' ifadesi, müşriklerin Allah'a ortak koşma iddialarının tamamen temelsiz ve yanlış olduğunu, bu iddiaların kıyamet gününde hiçbir geçerliliğinin kalmayacağını gösterir.
Kasas Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
وَنَزَعْنَا مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا فَقُلْنَا هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ
فَعَلِمُوا أَنَّ الْحَقَّ لِلَّهِ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ
(Ve neza’nâ min kulli ummetin şehîden fe kulnâ hâtû burhânekum fe alimû ennel hakka lillâhi ve dalle anhum mâ kânû yefterûn.)