İçeriğe atla
Kasas 9Cüz 20 · Sayfa 386

Kasas Sûresi 9. Âyet

القصص

Sohbete sor

Vekâleti-mraetu fir'avne kurratu ‘aynin lî velek(e)(s) lâ taktulûhu ‘asâ en yenfe'anâ ev netteḣiżehu veleden vehum lâ yeş'urûn(e)

Firavun'un karısı şöyle dedi: "Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz." Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.

Kasas Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Aynı şekilde bireysel varlığımızdaki nefsi emmâre ve levvâme gönül evlâdımız olan veledi kalbimize Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın verdiği muhabbetin câzibesinden çıkarak onu kucaklarından atamıyorlar.

Fir’âvn ’un hanımı olan Asiye hatun eğer Mûsâ (a.s.)’ı istememiş olsa idi Fir’âvn ne kadar isterse istesin kendi yanında Mûsâ (a.s.)’ı bulunduramayacaktı belki hizmetçilerin arasına katacaktı ve ancak Mûsâ (a.s.) gerekli eğitimi alamamış olacaktı.

Nefsi emmâre gelecekte kendi yerini alacak olan zuhur mahallini ortadan kaldırmak için birçok oluşumu öldürdükten sonra gerçek zuhur mahallini öldürmesi gerekirken kendi içinden çıkan öldürülmemesi talebi ile onu öldüremedi ve kucağında büyüttü.


Bu hususla ilgili Füsus-ül Hikem, Mûsâ Fassından kısa bir bilgi sunalım.

* Ne zaman ki Fir’âvn un yakın çevresi onu deniz kenarında ağaç yanında buldu, Fir’âvn onu"Mûsâ" olarak isimlendirdi.Kıbtîce"mû" su ve “sâ” da ağaç demektir. Bundan dolayı onu yanında bulunduğu  şeyle isimlendirdi. Çünkü, sandık denizde ağaç yanında duruyordu. Şimdi onun öldürülmesini istedi. Böyle olunca onun eşi Mûsâ hakkında konuştu. Ve Fir’âvn'a söylediği sözde ilâh-i söyleyiş ile konuştu. Çünkü Allah Teâlâ onu kemâl için halketti.

* Şimdi Mûsâ hakkında Fir’âvn 'a “kurretü aynin liy ve lek” (Kasas, 28/9) yani "Muhakkak o, benim ve senin için göz nûrudur" dedi. Böyle olunca onun için oluşan kemâl ile onun "ayn"ı onunla nurlu oldu. Nitekim, biz dedik. Ve boğulacağı sırada Allah Teâlâ'nın ona verdiği îmân ile Fir’âvn için de göz nuru oldu. Bundan dolayı temiz ve paklanmış olarak onun canını aldı; kötülükten onda bir şey kalmadı. Çünkü Allah Teâlâ daha günahlardan bir şey kazanmadan, îmânlı olduğu anda onun canını aldı.

* Ve onu dilediği kimseye Hak Sübhânehû kendi lütfuna bir işaret kıldı. Tâ ki hiçbir kimse ilâhi rahmetten ümitsiz olmasın! Çünkü kâfîrler topluluğunun dışında hiçbir kimse Allah’ın rahmetinden ümitsiz olmaz.

* Şimdi Mûsâ ((a.s.).) Fir’âvn 'un eşinin onun  hakkında; “O benim ve senin için göz nuru olsun. Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur” dediği gibi oldu ve böyle gerçekleşti. Çünkü her ne kadar onun, Fir’âvn 'un mülkünün yok olması ve soyunun yok olması, onun iki eli üzere olan nebî olduğuna her ikisinin de haberi yok ise de, Allah Teâlâ Mûsâ (a.s.) ile onları faydalandırdı.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)