Feltekatahu âlu fir'avne liyekûne lehum ‘aduvven vehazenâ(en)(k) inne fir'avne vehâmâne vecunûdehumâ kânû ḣâti-în(e)
Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Haman ve onların askerleri hata yapıyorlardı.
Kasas Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Cenâb-ı Hakk (c.c) bu Âyet-i Kerîme’de de görüldüğü üzere ne kadar büyük bir oluşum ortaya getirmektedir ki Fir’âvn baş düşmanı olacak kişiyi kendi kucağında büyütmeye başlamıştır.
Emri teklifi yani “imân et” hükmü gelene kadar her ikisi bir çatı altında oldular, emri teklifi geldikten sonra ancak ayrıştılar.
Bâtınen de öyle bir zaman gelmektedir ki Mûseviyyet mertebesini bizim Fir’âvn’umuz olan nefsi emmâremiz büyütmektedir çünkü Cenâb-ı Hakk (c.c) ona bir muhabbet vermiştir.
Fir’âvn ’un kucağında büyüyen Mûsâ (a.s.) Hakk’ın resûlü oldu, Nûh (a.s.)’ın kucağında büyüyen kendi çocuğu ise âsi oldu.
“Yuhricul hayye minel meyyiti ve yuhricul meyyite minel hayyi” yani “O, ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır.” (Rûm, 30/19) Âyet-i Kerîme’sinde de belirtildiği üzere ölü hükmünde olan Fir’âvn’dan diri hükmünde olan Mûsâ (a.s.), diri hükmünde olan Nûh (a.s.)’dan da ölü hükmünde olan oğlu çıkmıştır. Görüldüğü gibi Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın hikmetinden sual olunmuyor.