Velûtan iżkâle likavmihi innekum lete/tûne-lfâhişete mâ sebekakum bihâ min ehadin mine-l'âlemîn(e)
Lut'u da peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: "Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz."
Lut'u da gönderdik. O kavmine demişti ki: "Gerçekten siz, daha önce hiçbir milletin yapmadığı bir hayasızlığı yapıyorsunuz!"
Ankebût Suresi'nin 28. ayeti, Hz. Lut'un kavmine yönelik uyarısını içermektedir. Ayet, kavmin işlediği 'fahişe' fiilinin eşsizliğini ve vahametini vurgulayarak, bu eylemin evrensel bir sapkınlık olduğunu dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Lût (عليه السلام) kelimesi, Kur'an'da özel isim olarak geçer ve Hz. İbrahim'in yeğeni olan peygamberi ifade eder. Bu ayette, onun kavmine yaptığı uyarı bağlamında zikredilmiştir. (el-Müfredât, s. 745)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da peygamber isimleri, genellikle belirli bir mesajın veya ahlaki dersin taşıyıcısı olarak kullanılır. Lut ismi de, özellikle cinsel ahlaksızlığa karşı mücadelenin sembolü olarak öne çıkar. (s. 189)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): قَالَ fiili, Kur'an'da sıklıkla bir peygamberin kavmine veya Allah'ın kullarına hitabını aktarmak için kullanılır. Burada, Lut'un kavmine yönelik uyarıcı sözlerini ifade eder. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 119)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir düşünceyi veya duyguyu sözle ifade etmektir. Ayetteki kullanımı, Hz. Lut'un kavmine açık ve net bir şekilde tebliğde bulunduğunu gösterir. (el-Müfredât, s. 687)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): أتى fiili, bir şeyi yapmak, bir fiili işlemek anlamında kullanılır. Buradaki 'let'etûne' ifadesi, kavmin bu çirkin fiili ısrarla ve alışkanlık haline getirerek yaptığını pekiştirir. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 325)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İtyan (إتيان), bir şeye ulaşmak veya bir fiili gerçekleştirmek demektir. Ayetteki kullanımı, kavmin 'fahişe'yi bizzat işlediğini ve bu eylemin faili olduğunu belirtir. (el-Müfredât, s. 24)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Fiilin 'te'kid nunu' ile gelmesi (let'etûne), eylemin kesinliğini ve sürekliliğini vurgular. Bu, kavmin söz konusu fiili sadece bir kez değil, sürekli olarak işlediğini gösterir. (s. 187)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Fahişe (فاحشة), haddi aşan, çirkinliği ve kötülüğü açık olan her türlü fiil için kullanılır. Kur'an'da genellikle cinsel sapkınlıkları ve ahlaksızlıkları ifade eder. Lut kavmi bağlamında, erkeklerin erkeklerle ilişkiye girmesi kastedilir. (el-Müfredât, s. 620)
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Fahişe, şeriatın ve aklın çirkin gördüğü, haddi aşan her türlü günah ve kötülüktür. Lut kavminin fiili, bu tanımın en belirgin örneklerinden biridir. (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 345)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Fahişe kavramı, Kur'an'da sadece cinsel ahlaksızlığı değil, aynı zamanda toplumsal düzeni bozan her türlü aşırı ve çirkin davranışı kapsar. Lut kavminin eylemi, hem cinsel hem de toplumsal bir sapkınlık olarak sunulur. (s. 205)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Âlem (عالم), Allah'tan başka her şey için kullanılan bir isimdir. 'Âlemîn' ise, tüm insan topluluklarını ve varlıkları kapsar. Ayetteki kullanımı, Lut kavminin işlediği fiilin, o zamana kadar hiçbir insan topluluğu tarafından yapılmamış, eşi benzeri görülmemiş bir sapkınlık olduğunu ifade eder. (el-Müfredât, s. 578)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Âlemîn, akıl sahibi varlıklar için kullanılan bir çoğul isimdir. Burada, Lut kavminin fiilinin, insanlık tarihinde bir ilk olması ve bu yönüyle diğer tüm topluluklardan ayrılması vurgulanır. (el-Külliyyât, s. 650)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Min el-âlemîn (من العالمين) ifadesi, 'insanlardan hiç kimse' anlamını pekiştirir ve Lut kavminin fiilinin ne kadar vahim ve benzersiz olduğunu gösterir. Bu, eylemin sadece bir sapkınlık değil, aynı zamanda bir 'ilk' olduğunu belirtir. (Umdetü'l-Huffâz, c. 2, s. 123)
Ankebût Sûresi
Velûtan iz”kâle likavmihi innekum lete/tûne-lfâhişete mâ sebekakum bihâ min ehadin mine-l’âlemîn(e)” (29/28) Lût’u da peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayâsızlığı işliyorsunuz.” (29/28)