Em hasibe-lleżîne ya'melûne-sseyyi-âti en yesbikûnâ(c) sâe mâ yahkumûn(e)
Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmediyorlar!
Ankebût Sûresi
“Em hasibe-llezîne ya’melûne-sseyyi-âti en yesbikûnâ sâe mâ yahkumûn(e)” (29/4)
“Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmediyorlar!” (29/4)
“seyyi-ât” kötülük veya günah addelilen kavram görecedir. Aşağıda söylenen söz bunun en güzel örneğidir.
Hasenatü'l ebrar, seyyiatü'l mukarrebin… (Ebrar zümre-sinde olanların iyi ve güzel kabul ettiği haller, mukarrebin olanlar için eksiklik ve günah sayılır.) Şeriat mertebesinde günahlardan ve fuhşiyattan kaçınmak yeterli olsada, Tarikatta üstte söylenen ebrarın durumumu gibi bu hal yeterli olmaz…
Hakikatte ise kişinin en büyük seyyiat-i kendi vehimi beden varlığıdır. Ve bunun ortadan kalkmış olması gerekir.
Marifette ise taliplilerin bu konuda uyandırılarak hayali varlık yerine hakkani varlığın idrak ve tesis edilmesinin sağlanmasıdır. (Murat Derûni)