İçeriğe atla
Ankebût 65Cüz 21 · Sayfa 404

Ankebût Sûresi 65. Âyet

العنكبوت

Sohbete sor

Fe-iżâ rakibû fî-lfulki de'avû(A)llâhe muḣlisîne lehu-ddîne felemmâ neccâhum ilâ-lberri iżâ hum yuşrikûn(e)

Gemiye bindikleri zaman dini Allah'a has kılarak O'na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah'a ortak koşuyorlar.

Ankebût Sûresi

“Fe-izâ rakibû fî-lfulki de’avû(A)llâhe muhlisîne lehu-ddîne felemmâ neccâhum ilâ-lberri izâ hum yuşrikûn(e)” (29/65) Gemiye bindikleri zaman (fırtınaya yakalanınca kurtulmak için) dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah’a ortak koşuyorlar. (29/65)


Bilindiği gibi Nûh a.s. ve yanında bulunanlar nefsi emmare tufanından “fülk” gemi ile kurtulmuşlardı. (Murat Derûni)

وَاصْنَعِ الْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا وَلَا تُخَاطِبْنِي

فِي الَّذِينَ ظَلَمُوا إِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ

(Vesnâgilfülke bi egnüninâ ve vahhinâ ve lâ tühatıbnî fillezîne zalemû innehüm muğrakune)

11/37. “Gemiyi bizim nezaretimiz ve vahyimiz ile yap ve zulm etmiş olanlar hakkında bana müracaatta bulunma. şüphe yok ki, onlar boğulmuşlardır.” Bu emir üzere Nûh gemiyi yapmaya başladı bu hususta tarih kitapları birçok tarifler yaparlar. Biz o yönüne bakmayacağız. Zulm etmiş olanların zâten akıbetleri belli olduğundan onlar hakkında bana müraca at ta bulunma. Şüphe yokki onlar evvelâ nefislerinde sonra da suda boğulmuşlardır. Burada gemi “fülk” ismi ile anılmaktadır. Nûh’un kavmi böyle bir aracı hiç. Bilmiyorlar idi. Bu gemi Hakk’ın vahyi ve nezaretinde yapılıyor idi, yâni ustası Hakk idi. Nûh ise onun elinde gemiyi yapan âleti idi.

“Fülk” (ebced) hesap sayısı ile toplam (130) sayı değerindedir, sondaki sıfırı alırsak geriye (13) kalır ki, bağlı olduğu yer bellidir.

Bunun diğer bâtın-î hali ise, “nefs” deryasından kurtulmak için, kişi kendi gönlünde (Nûhiyyet) mertebesi itibari ile bağlı bulunduğu yerin tarif ve nezaretinde kendisini “nefs” selinden koruyacak gönül “fülk” ü nü, gemisini kendi imkânları ile oluşturması gerekecektir. Bu tehlikeli mertebeden - bölgeden ancak böyle geçilmesi mümkün olacaktır.[57] “ İz- -T-B- ” İşte kişi seyrinde bu mertebeyi geçer ve hakikat-i ilahiyye deryasından tekrar beden karasında nefsi emmarenin karanlığına dönerse tekrar hayali ilahlarını, Allah’a ortak koşmaya başlar. Onun için eski şartlanmış yaşantı haline dönmeden seyr-i sülluka devam etmelidir. (Murat Derûni)


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)