Âl-i İmrân Sûresi 163. Âyet
آل عمران
Hum deracâtun ‘inda(A)llâh(i)(k) va(A)llâhu basîrun bimâ ya'melûn(e)
Onlar (insanlar) Allah'ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
Onlar (insanlar) Allah katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
Bu ayet, insanların Allah katındaki konumlarının farklı derecelerde olduğunu ve Allah'ın onların tüm amellerini eksiksiz bildiğini ifade etmektedir. Ayet, ilahi adalet ve bilginin kapsamını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Derece (درجة), bir yerden diğerine yükselmek için kullanılan basamak veya mertebedir. Kur'an'da hem maddi hem de manevi yükselişler için kullanılır. Bu ayette ise Allah katındaki makam ve mertebelerin farklılığını ifade eder, amellere göre kazanılan üstünlükleri belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Buradaki 'derecât', 'menâzil' (konumlar, makamlar) anlamındadır. Yani Allah katında onların farklı farklı mertebeleri vardır. Bu, amellerine ve takvalarına göre insanların farklı seviyelerde olduğunu mecazi olarak anlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Derece kavramı, Kur'an'da genellikle bir hiyerarşi veya sıralama ifade eder. Bu ayette, Allah'ın kulları arasındaki farklılıkları, onların amellerine ve imanlarına göre belirlenen manevi rütbeleri göstermektedir. Bu, ilahi adalet ve mükâfat sisteminin bir parçasıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): 'İnde' (عند), bir şeyin yakınlığını veya birinin yanında bulunmasını ifade eder. Ancak Allah'a nispet edildiğinde, O'nun ilmini, kudretini ve takdirini ifade eder. Bu ayette, derecelerin Allah'ın bilgisi ve hükmü dahilinde olduğunu, O'nun katında belirlendiğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): 'İnde' kelimesi, mekan bildiren bir zarf olmakla birlikte, Allah'a izafe edildiğinde, O'nun zatına mahsus bir yakınlığı veya O'nun ilminde ve takdirinde olan bir durumu ifade eder. Burada, derecelerin Allah'ın mutlak hükmü ve bilgisi altında olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Basîr (بصير), Allah'ın isimlerinden olup, her şeyi gören, idrak eden ve bilen demektir. Sadece gözle görmek değil, aynı zamanda kalple idrak etmek ve her şeyin iç yüzünü bilmek anlamını da içerir. Bu ayette, Allah'ın kulların tüm amellerini, niyetlerini ve derecelerini tam olarak bildiğini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Basîr, Allah'ın sıfatlarından olup, gizli ve açık her şeyi gören, hiçbir şeyin O'ndan gizli kalmadığı anlamına gelir. Bu ayette, insanların işledikleri amellerin, Allah'ın mutlak gözetimi ve bilgisi altında olduğunu, dolayısıyla hiçbir amelin karşılıksız kalmayacağını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Basîr sıfatı, Allah'ın her şeyi kuşatan bilgisini ve gözetimini ifade eder. Bu, sadece fiziksel görme değil, aynı zamanda her şeyin içsel mahiyetini ve sonuçlarını bilme anlamını taşır. Ayette, Allah'ın insanların amellerini tam olarak bildiğini ve buna göre derecelendirme yaptığını belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Amel (عمل), bir fiili kasıtlı olarak yapmaktır. Kur'an'da genellikle iyi veya kötü, bilinçli olarak yapılan işleri ifade eder. Bu ayette, insanların dünya hayatında ortaya koydukları tüm eylemleri, davranışları ve ibadetleri kapsar ki, bu amellere göre Allah katında derecelendirilirler.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Amel kelimesi, Kur'an'da genellikle insanın iradi olarak gerçekleştirdiği her türlü fiili ifade eder. Bu fiillerin niteliği (salih amel, seyyie vb.) kişinin ahiretteki konumunu belirler. Ayette, Allah'ın insanların bu amellerini eksiksiz bildiği ve buna göre karşılık vereceği vurgulanır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Amel, bir işi yapma, icra etme anlamındadır. Kur'an'da 'amel' kavramı, insanın dünya hayatındaki sorumluluklarını ve bu sorumluluklar çerçevesinde yaptığı her türlü eylemi içerir. Allah'ın 'Basîr' olması, bu amellerin hiçbirinin gözden kaçmadığını ve karşılığının verileceğini gösterir.
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(163) (Hüm derecatün indAllah* vAllahu Basîrun Bi ma ya'melun;)
“Onlar (insanlar) Allah katında derece derecedir-ler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.”