Fekeyfe iżâ cema'nâhum liyevmin lâ raybe fîhi vevuffiyet kullu nefsin mâ kesebet vehum lâ yuzlemûn(e)
Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, halleri nice olacaktır.
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(25) (Fekeyfe izâ cema'nahüm li yevmin lâ raybe fîhi ve vuffiyet küllü nefsin mâ kesebet ve hüm lâ yuzlemun;)
“O geleceğinde hiç şüphe olmayan günde kendilerini bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit halleri nasıl olacaktır?”
قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ
وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ
تَشَاءُ بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
(26-) (Kulillahumme malikel mülki tü'til mülke men teşau ve tenziul mülke mimmen teşa'* ve tuızzü men teşau ve tüzillü men teşa'* Bi yediKEl hayr* inneKE alâ külli şey'in Kadîr;)
“De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın, dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her şeye kâdirsin” Sebepler ortaya getiriyor ve mülkü dilediğine veriyor yani Allah’ın dileği olmadan kimsenin kimseden bir şey
alması mümkün değildir.