Efeġayra dîni(A)llâhi yebġûne velehu esleme men fî-ssemâvâti vel-ardi tav'en vekerhen ve-ileyhi yurce'ûn(e)
Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O'na boyun eğmişken ve O'na döndürülüp götürülecekken onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar?
Onlar, Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O'na boyun eğmiştir ve O'na döndürülüp götürüleceklerdir.
Bu ayet, Allah'ın dininden yüz çevirenlerin durumunu ve evrensel teslimiyeti vurgulamaktadır. Temel kavramlar, din arayışı, evrenin Allah'a teslimiyeti ve dönüşü üzerine odaklanarak, ilahi iradenin mutlaklığını ve kaçınılmazlığını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'bağy' kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyi aşmak, haddi aşmak' olduğunu belirtir. Ancak 'bağa' fiili 'bir şeyi aramak, talep etmek' anlamında da kullanılır. Ayetteki 'yebğûne' fiili, Allah'ın dininden başka bir din arayışını, yani haddi aşarak yanlış bir talepte bulunmayı ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yebğûne' fiilini 'yatlûbûne' (talep ediyorlar, arıyorlar) olarak açıklar. Bu bağlamda, Allah'ın dininden başka bir dinin peşinde koşmalarını, onu talep etmelerini mecazi bir anlatımla ortaya koyar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'bağy' kavramının genellikle olumsuz bir çağrışım taşıdığını, 'haddi aşma, zulmetme' anlamlarına geldiğini belirtir. Ancak 'yebğûne' fiilinin bu ayetteki kullanımı, 'bir şeyi arama, isteme' anlamında olup, Allah'ın dininden sapma arayışını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'İslam' kelimesinin kökü olan 'selm'in, 'selamet' ve 'teslimiyet' anlamlarını taşıdığını belirtir. 'Esleme' fiili ise 'kendini bir şeye teslim etmek, boyun eğmek' demektir. Ayetteki kullanımı, tüm varlıkların Allah'ın iradesine boyun eğdiğini, O'na teslim olduğunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'esleme' fiilini 'inkâd' (boyun eğdi) ve 'tâa' (itaat etti) olarak açıklar. Bu ayetteki bağlamda, göklerde ve yerde olan her şeyin, iradeli veya iradesiz bir şekilde Allah'ın hükmüne ve kudretine boyun eğdiğini ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 's-l-m' kökünün Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu, 'barış, güvenlik, teslimiyet' gibi temel anlamları içerdiğini belirtir. 'Esleme' fiilinin bu ayetteki kullanımı, evrensel bir teslimiyetin, yani tüm varlıkların Allah'ın kanunlarına ve iradesine tabi olmasının altını çizer.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tav'' kelimesinin 'itaat etmek, boyun eğmek' anlamında olduğunu ve 'tav'an'ın ise 'gönüllü olarak, isteyerek' yapılan itaati ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, müminlerin Allah'a bilinçli ve iradeli teslimiyetini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'tav'' kelimesini 'irade ve ihtiyar ile itaat etmek' olarak tanımlar. 'Tav'an' ifadesi, kişinin kendi seçimiyle, zorlama olmaksızın Allah'ın emirlerine uymasını ve O'na teslim olmasını anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kerh' kelimesinin 'bir şeyi istememek, hoşlanmamak' anlamında olduğunu ve 'kerhen'in ise 'zorla, istemeyerek' yapılan bir eylemi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, kâfirlerin veya cansız varlıkların, kendi iradeleri dışında Allah'ın evrensel yasalarına tabi olmasını vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'kerh' kelimesinin 'zorlama, nefret etme' anlamlarına geldiğini ve 'kerhen'in 'zorunluluktan dolayı, istemeye istemeye' yapılan bir şeyi ifade ettiğini açıklar. Bu ayette, Allah'ın kudreti karşısında tüm varlıkların, hatta karşı çıkanların bile O'nun iradesine boyun eğmek zorunda kalmasını anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rücû'' kelimesinin 'bir yerden veya durumdan geri dönmek' anlamında olduğunu belirtir. 'Yurceûne' fiili ise 'geri döndürülecekler' demektir ve ayetteki kullanımı, tüm varlıkların ölümden sonra hesap vermek üzere Allah'ın huzuruna döneceğini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'rücû'' kelimesinin 'bir şeyin aslına dönmesi' anlamını taşıdığını belirtir. 'Yurceûne' fiili, insanların ve tüm varlıkların yaratılış gayesine uygun olarak, nihai dönüş yerleri olan Allah'a döneceklerini, O'nun hükmüne tabi olacaklarını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'rücû'' kavramının Kur'an'da genellikle 'ölümden sonraki diriliş ve Allah'a dönüş' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'yurceûne' fiili, ahiret inancının bir parçası olarak, herkesin yaptıklarından hesaba çekilmek üzere Allah'a geri döneceği gerçeğini ifade eder.
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(83) (Efeğayre diynillâhi yebğune ve lehu esleme men fis Semavati vel Ardı tav'an ve kerhen ve ileyhi yurceun;)
“Onlar, Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O'na boyun eğmiştir ve O'na döndürülüp götürüleceklerdir.”