Vemen yebteġi ġayra-l-islâmi dînen felen yukbele minhu vehuve fî-l-âḣirati mine-lḣâsirîn(e)
Kim İslam'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.
Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktır.
Âl-i İmrân 85. ayet, İslam'dan başka bir din arayışının kabul edilmeyeceğini ve ahiretteki sonucunun hüsran olacağını vurgulayarak, dinin temelini ve akıbetini dilbilimsel bir kesinlikle ortaya koymaktadır. Ayet, 'ibtiga', 'İslam', 'din', 'kubul' ve 'hasir' gibi anahtar kavramlar üzerinden bu mesajı iletmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'bağa' (بغى) fiilinin asıl anlamının 'bir şeyi aşmak, haddi aşmak' olduğunu belirtir. 'İbtiğa' (ابتغاء) ise 'bir şeyi elde etmeye çalışmak, talep etmek' demektir. Ayetteki 'men yebteği' ifadesi, kişinin İslam'ın sınırlarını aşarak başka bir din arayışına girmesini, onu talep etmesini ve peşine düşmesini anlatır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ibtiga' kelimesini 'talep etmek' ve 'aramak' olarak açıklar. Ayetteki kullanımıyla, İslam'ın dışındaki bir dini kasten ve isteyerek arama, ona yönelme eylemini mecazi olarak ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ibtiga' fiilinin Kur'an'da genellikle 'bir şeyi elde etmeye çalışmak, aramak, istemek' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayette ise, kişinin bilinçli bir tercih yaparak İslam'ın dışında bir din edinme çabasını, bu yöndeki arayışını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'İslam' kelimesinin kökü olan 'selm' (سلم) kelimesinin 'esenlik, barış' anlamına geldiğini belirtir. 'İslam' ise, Allah'a tam bir teslimiyetle boyun eğmek, O'nun emirlerine uymak ve böylece dünya ve ahiret esenliğine kavuşmak demektir. Ayetteki 'gayra'l-İslâm' ifadesi, bu teslimiyet ve esenlik yolunun dışındaki her türlü inanç sistemini kapsar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'İslam' kavramının Kur'an'daki merkeziyetini ve 'Allah'a teslimiyet' anlamını vurgular. Ona göre İslam, insanın kendi iradesini Allah'ın iradesine tabi kılması, O'na boyun eğmesi ve böylece içsel bir barışa ulaşmasıdır. Ayetteki bağlamda, bu teslimiyetin dışında kalan hiçbir dinin Allah katında makbul olmayacağı ifade edilir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'İslam'ı, Allah'ın emirlerine boyun eğmek ve O'nun yasaklarından kaçınmak olarak tanımlar. Ayrıca, 'İslam'ın, Allah'ın kulları için seçtiği din olduğunu ve bu dinin dışında kalanların kabul edilmeyeceğini belirtir. Ayet, bu genel tanımı pekiştirerek, İslam'ın tek geçerli din olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'din' kelimesinin 'itaat, ceza, mükafat, şeriat' gibi anlamlara geldiğini belirtir. 'Din', Allah'a itaat edilen ve O'nun hükümlerine göre yaşanılan yolu ifade eder. Ayetteki 'dînen' kelimesi, kişinin İslam'ın dışında bir inanç ve yaşam sistemi edinme çabasını anlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'din' kavramının Kur'an'da hem 'yargı, hesap' hem de 'yaşam biçimi, inanç sistemi' anlamlarını taşıdığını açıklar. Bu ayette 'din', kişinin Allah'a karşı olan tutumunu, O'na olan bağlılığını ve bu bağlılığın şekillendirdiği yaşam tarzını ifade eder. İslam'dan başka bir 'din' arayışı, bu yaşam biçiminin dışına çıkmak anlamına gelir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'din' kelimesinin 'adet, şeriat, itaat, ceza' gibi birçok anlamı olduğunu belirtir. Ayetteki 'dînen' kelimesi, kişinin Allah'a karşı benimsediği ve hayatını üzerine kurduğu inanç ve ibadet sistemini ifade eder. İslam'dan başka bir 'din' arayışı, Allah'ın belirlediği bu sistemin dışına çıkmaktır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kubul' (قبول) kelimesinin 'bir şeyi almak, razı olmak, onaylamak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'fe len yukbele minhu' ifadesi, kişinin İslam dışındaki bir dini benimsemesinin Allah katında hiçbir şekilde kabul görmeyeceğini, onaylanmayacağını ve rıza gösterilmeyeceğini açıkça ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kubul' kelimesini 'kabul etmek, razı olmak' olarak açıklar. Ayetteki kullanımıyla, Allah'ın, İslam'dan başka bir dinle yapılan amelleri veya o dini benimseyen kişiyi kabul etmeyeceğini, yani ona karşılık vermeyeceğini ve onu onaylamayacağını vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'kubul' fiilinin 'bir şeyi hoş görmek, razı olmak ve karşılığını vermek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'len yukbele' ifadesi, İslam dışındaki bir dinin Allah katında hiçbir değerinin olmadığını, Allah'ın o dini benimseyenlerden razı olmayacağını ve onların amellerine karşılık vermeyeceğini kesin bir dille ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'husr' (خسر) kelimesinin 'sermayeyi kaybetmek, zarara uğramak' anlamına geldiğini belirtir. 'Hâsirîn' ise, dünya ve ahiretteki tüm kazançlarını yitiren, ebedi zarara uğrayan kimselerdir. Ayetteki 'mine'l-hâsirîn' ifadesi, İslam'dan başka bir din arayanların ahiretteki nihai akıbetinin, yani ebedi kurtuluşu kaybetmenin ve cehenneme düşmenin hüsran olduğunu vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'hasir' kelimesini 'zarara uğrayan, kaybeden' olarak açıklar. Ayetteki 'el-hâsirîn' ifadesi, İslam'dan başka bir din seçenlerin ahiretteki tüm umutlarını, sevaplarını ve cenneti kaybedeceklerini, bunun yerine azaba uğrayacaklarını belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'husr' kökünün Kur'an'da genellikle 'zarar etmek, kaybetmek, hüsrana uğramak' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'el-hâsirîn' ifadesi, İslam'dan başka bir din arayışının sonucunda kişinin ahiretteki ebedi kurtuluşu ve Allah'ın rızasını kaybedeceğini, bunun da en büyük hüsran olduğunu vurgular.
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(85) Ve men yebteğı ğayrel İslâmi dînen felen yukbele minhu, ve huve fil âhireti minel hasirîn;)
“Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktır.”