Em enzelnâ ‘aleyhim sultânen fehuve yetekellemu bimâ kânû bihi yuşrikûn(e)
Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o, Allah'a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor?
Yoksa biz onlara bir delil indirmişiz de O'na ortak koşmalarını o mu söylüyor?
Bu ayet, müşriklerin Allah'a ortak koşma eylemlerinin temelsizliğini vurgulamaktadır. 'Sultan' kavramı, bu ortak koşma eylemini meşrulaştıracak ilahi bir delilin yokluğunu ifade ederken, 'yüşrikûn' ise bu temelsiz eylemin kendisini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nüzûl (نزول), bir şeyin yüksek bir yerden aşağıya inmesidir. Kur'an'da Allah'tan gelen vahiy, kitap ve benzeri ilahi buyruklar için kullanılır. Bu ayette 'enzelnâ' fiili, müşriklerin ortak koşma eylemlerini tasdik edecek ilahi bir delilin indirilmediğini, dolayısıyla bu eylemlerinin ilahi bir dayanağının olmadığını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Enzelnâ (أنزلنا) fiili, mecazi olarak bir şeyi ortaya koymak, bildirmek anlamında da kullanılabilir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın müşriklere ortak koşmalarını emreden veya bunu meşrulaştıran bir 'sultan' (delil) göndermediği kastedilmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sultan (سلطان), hem güç ve yetkiyi hem de bu gücü destekleyen delili ifade eder. Kur'an'da genellikle haklılığı ispat eden, karşı konulmaz delil anlamında kullanılır. Bu ayette 'sultanen' kelimesi, müşriklerin şirk eylemlerini haklı çıkaracak, ilahi kaynaklı hiçbir delilin bulunmadığını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu'ya göre 'sultan', Kur'an'da genellikle 'otorite' veya 'güçlü delil' anlamında kullanılır. Özellikle bir iddianın doğruluğunu kanıtlayan, karşı tarafı ikna eden bir 'hüccet' niteliğindedir. Ayetteki 'sultanen', müşriklerin şirkini meşrulaştıracak ilahi bir 'otorite' veya 'delil'in yokluğunu ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sultan (سلطان), 'hüccet' (delil) ve 'burhan' (açık kanıt) demektir. Ayetteki 'sultanen', Allah'ın müşriklerin şirkini tasdik eden, onlara bu konuda bir yetki veren hiçbir delil indirmediğini açıkça belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kelâm (كلام), anlam ifade eden seslerdir. 'Yetekellemu' fiili, burada mecazi bir kullanımla, indirilen bir delilin (sultanın) müşriklerin şirkini 'söylemesi', yani onu tasdik etmesi veya emretmesi anlamındadır. Ayet, böyle bir delilin var olmadığını vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Buradaki 'yetekellemu' (يتكلم), 'yübeyyinu' (açıklar) veya 'yeşhedu' (şahitlik eder) anlamında mecazi bir ifadedir. Yani indirilen bir delilin, müşriklerin ortak koşma eylemlerini onaylaması veya bunu emretmesi kastedilmektedir. Ayet, böyle bir durumun imkansızlığını belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şirk (شرك), bir şeyi başkasıyla ortak kılmaktır. Allah'a şirk koşmak ise, O'nun uluhiyetinde veya rububiyetinde başkalarını ortak kabul etmektir. 'Yüşrikûn' fiili, müşriklerin Allah'a ortak koşma eylemlerini ifade eder ve ayet bu eylemin ilahi bir dayanağının olmadığını belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'şirk' kavramını Kur'an'ın temel kavramlarından biri olarak ele alır ve onu 'Allah'ın birliğine karşı gelme, O'na ortaklar atfetme' olarak tanımlar. 'Yüşrikûn' fiili, müşriklerin bu temel İslami prensibe aykırı olan davranışlarını, yani Allah'ın eşsizliğini reddederek O'na ortaklar isnat etmelerini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Şirk (شرك), Allah'a ortak koşmaktır. Bu, O'nun zatında, sıfatlarında veya fiillerinde başkasını O'na denk tutmaktır. Ayetteki 'yüşrikûn' fiili, müşriklerin bu batıl inanç ve uygulamalarını, yani Allah'tan başka ilahlar edinmelerini veya O'na ortaklar atfetmelerini anlatır.
Rûm Sûresi
Âyet zât mertebesi âyetlerindendir.
“Enzelnâ” biz indirdik ifadesi zâtidir. Biz indirdik ama indirmedik yönü vardır. “Sultan” delil olarak verilmiştir.