Vaksid fî meşyike vaġdud min savtik(e)(c) inne enkera-l-asvâti lesavtu-lhamîr(i)
"Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!"
Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt, çünkü seslerin en çirkini elbette eşeklerin sesidir.
Lokmân Suresi'nin 19. ayeti, mütevazı bir yürüyüş ve alçak sesle konuşma adabını öğütlerken, yüksek ve çirkin sesin merkep sesine benzetilmesiyle bu davranışın olumsuzluğunu vurgulamaktadır. Ayet, sosyal ilişkilerde nezaket ve vakarın önemini dilbilimsel olarak 'kasd', 'ğaḍḍ' ve 'inkâr' kökleri üzerinden işlemektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kasd (قصد) kelimesi, bir şeye yönelmek, bir hedef belirlemek anlamına gelir. Ayetteki 'vakṣid fî meşyike' ifadesi, yürüyüşte aşırıya kaçmamayı, ne çok hızlı ne de çok yavaş olmayı, orta yolu tutmayı ifade eder. Bu, kişinin vakar ve ciddiyetini korumasını öğütler.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kasd (قصد) burada 'iktisad' (iktisatlı olmak) anlamındadır. Yürüyüşte iktisatlı olmak, ne çok hızlı koşmak ne de çok yavaş yürümek, yani orta yolu benimsemektir. Bu, kişinin davranışlarında dengeli olmasını mecazi olarak ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kasd (قصد) kavramı, Kur'an'da genellikle 'doğru yolu tutmak', 'hedefe yönelmek' ve 'itidal' anlamlarında kullanılır. Bu ayetteki kullanımı, kişinin fiziksel hareketlerinde bile ahlaki bir denge ve ölçülülük içinde olması gerektiğini vurgular; bu da genel İslami ahlakın bir yansımasıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Ğaḍḍ (غضض) kelimesi, bir şeyi kısmak, azaltmak anlamına gelir. 'Vağḍuḍ min ṣavtike' ifadesi, sesi yükseltmeyip alçak tonda konuşmayı emreder. Bu, edep ve saygının bir göstergesidir, zira yüksek sesle konuşmak genellikle kaba ve rahatsız edici bulunur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ğaḍḍ (غضض), bir şeyi azaltmak, kısmak ve düşürmek demektir. Ayetteki 'sesini kıs' emri, kişinin konuşurken başkalarını rahatsız etmeyecek, nezaket ve tevazuya uygun bir ses tonu kullanması gerektiğini belirtir. Bu, aynı zamanda 'gözü kısmak' (ğaḍḍu'l-baṣar) kavramıyla da benzer bir edep anlayışını yansıtır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Ğaḍḍ (غضض) kökü, Kur'an'da genellikle 'azaltma', 'kısma' ve 'indirme' anlamlarında kullanılır. Bu ayetteki 'sesi kısmak' emri, kişinin sosyal etkileşimlerinde başkalarına karşı saygılı ve nazik olmasını, sesini bir baskı aracı olarak kullanmamasını öğütler.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Nekr (نكر) kelimesi, bilinenin zıddı, hoş olmayan, çirkin ve yadırganan şey anlamına gelir. 'Enkeru'l-aṣvâti' ifadesi, seslerin en çirkini, en rahatsız edicisi demektir. Merkep sesinin bu şekilde nitelendirilmesi, yüksek ve kaba sesin ne kadar itici olduğunu vurgulamak içindir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Nekr (نكر) kökü, bir şeyi tanımamak, yadırgamak ve hoş görmemek anlamlarını taşır. 'Enkeru'l-aṣvâti' ifadesi, insanların fıtratına aykırı, kulak tırmalayan ve rahatsız edici olan sesleri ifade eder. Bu, yüksek sesin doğal olmayan ve kabul edilemez bir davranış olduğunu belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Nekr (نكر) kelimesi, 'inkâr' ve 'tanımama' anlamlarının yanı sıra, 'çirkin' ve 'kötü' anlamlarını da içerir. Ayetteki 'enkeru'l-aṣvâti' ifadesi, seslerin en kötü ve en çirkin olanını belirtmek için kullanılmıştır. Bu benzetme, yüksek sesle konuşmanın ahlaki ve estetik açıdan ne kadar olumsuz olduğunu pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hamîr (حمير), hımâr (حمار) kelimesinin çoğuludur ve merkep anlamına gelir. Kur'an'da bu hayvan, genellikle sabır ve yük taşıma gibi özellikleriyle anılsa da, bu ayette sesiyle ilgili olumsuz bir benzetme için kullanılmıştır. Merkep sesi, yüksekliği ve rahatsız ediciliği ile bilinir, bu da ayetin mesajını güçlendirir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Hımâr (حمار) ve çoğulu hamîr (حمير), bilinen hayvan olan merkebi ifade eder. Ayetteki kullanımı, merkep sesinin yüksek, kaba ve rahatsız edici niteliğine atıfta bulunarak, insanların da bu tür bir ses tonundan kaçınması gerektiğini mecazi olarak anlatır. Bu, edep ve nezaket kurallarının önemini vurgular.
Lokmân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(٣١.١٩)
~~31.19~
وَاقْصِدْ فٖى مَشْيِكَ وَاغْضُضْ مِنْ صَوْتِكَ اِنَّ اَنْكَرَ الْاَصْوَاتِ لَصَوْتُ الْحَمٖيرِ
~ ~ ~
Kuranı Kerim Türkçe okunuş:
31.19 - Vaksıd fî meşyike vağdud min savtik, inne enkeral asvâti lesavtul hamîr.
Diyanet Meali:
31.19 - "Yürüyüşünde tabiî ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!"
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
31.19 - Gidişinde mu'tedil ol, sesini pesden al, çünkü seslerin en beti her halde eşekler sesidir.
Görüldüğü gibi bu Ayet-i kerimede, evvelki Ayetlerin devamıdır, anlatım tarif Ayetlerindendir. Nefsi emmare kaynaklı yaşantılardan uzaklaşılmasını bildirmektedir.
Ayette belirtilen “eşek” sesi, nefsi emarenin sesidir. Ancak en güzel ses diye insanlar kandırılmaktadır. Çünkü hiçbir ifadesi faydası yoktur, insanların zamanını boşa harcetmek için her makamdan sözleri ve seslenişleri tuzaktır. Ayırmak oldukça zordur. Ancak ehli bu sesleri hemen anlar.
“Fa-Farklılık-kesret” notasının havalarını çalarak insanları geçici hayal ve rehavete düşürerek Hakk’tan ve kendi aslından uzaklaştırır.
Lâzım olan ise, “do-re-mi” notalarını kullanarak “Do” ile hergün yeniden hakikat-i İlâhiyye üzere doğarak, “Re” ile Rahmaniyyet mertebesini idrak ederek, “mi” ile Hakikat-i Muhammed-i sahasında, gerçek Muhammed-i olarak bunları yansıtan, ilâh-i ve zikirleri dinlemek gönül aleminde daha bu günden, Hakk ile birlikte yaşamak olacaktır. İz- -T-B-