Yâ eyyuhâ-nnâsu-ttekû rabbekum vaḣşev yevmen lâ yeczî vâlidun ‘an veledihi velâ mevlûdun huve câzin ‘an vâlidihi şey-â(en)(c) inne va'da(A)llâhi hakk(un)(s) felâ teġurrannekumu-lhayâtu-ddunyâ velâ yeġurrannekum bi(A)llâhi-lġarûr(u)
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah'ın va'di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.
Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve bir günden korkun ki, baba çocuğuna hiçbir fayda veremez. Çocuk da babasına hiçbir şeyle fayda sağlayacak değildir. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı şeytan sizi Allah'ın affına güvendirerek aldatmasın.
Bu ayet, kıyamet gününün dehşetini ve dünya hayatının aldatıcılığını vurgulayarak insanları Allah'a karşı sorumluluk bilincine davet etmektedir. Temel kavramlar, takva, kıyamet gününün kaçınılmazlığı, ilahi vaadin hakikati ve dünya ile şeytanın aldatıcılığı etrafında şekillenmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Takva (وقاية), bir şeyi zararlı şeylerden korumaktır. Şeriat dilinde ise nefsi günahlardan korumak anlamına gelir. Ayetteki 'İttakû Rabbekum' ifadesi, Allah'ın azabından sakınmak ve O'nun emirlerine riayet etmek suretiyle korunmayı ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Takva, Kur'an'da 'Allah'tan korkmak' olarak çevrilse de, aslında daha çok 'Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmek', 'O'nun gazabından korunmak için dikkatli olmak' anlamını taşır. Bu ayette, kıyamet gününün dehşeti bağlamında, Allah'ın emirlerine uyarak O'nun azabından sakınma emri olarak karşımıza çıkar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): 'İhşev yevmen' ifadesi, o günün şiddetinden ve dehşetinden korkmak demektir. Burada korku, sadece bir endişe değil, aynı zamanda o günün büyüklüğüne ve sonuçlarına karşı duyulan bir saygı ve çekinmedir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Haşyet (خشية), ilimle birlikte olan korkudur. Yani, korkulan şeyin büyüklüğünü ve azametini bilerek duyulan korkudur. Ayetteki 'yevmen' (bir gün) kelimesiyle birlikte kullanıldığında, o günün dehşetini ve Allah'ın kudretini idrak ederek duyulan bir korkuyu ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): 'Lâ yeczî vâlidun an veledihî' ifadesi, kıyamet gününde hiçbir babanın oğlunun yerine bir karşılık ödeyemeyeceği, onun günahlarını üstlenemeyeceği anlamına gelir. Herkes kendi amelleriyle baş başa kalacaktır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Ceza (جزاء), bir fiilin karşılığıdır, ister iyi ister kötü olsun. Ayetteki olumsuz kullanım, o günün dehşetini ve herkesin kendi hesabını vereceğini vurgulamak için, kimsenin kimseye bir fayda sağlayamayacağı, bir bedel ödeyemeyeceği anlamındadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hak (حق), bir şeyin sabit ve doğru olmasıdır. 'İnne va'dallahi hakkun' ifadesi, Allah'ın vaadinin, yani kıyametin ve hesap gününün kesinlikle gerçekleşeceği, şüphe götürmez bir gerçek olduğu anlamına gelir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Hak kavramı, Kur'an'da hem Allah'ın isimlerinden biri olarak hem de 'gerçeklik', 'doğruluk', 'adalet' anlamlarında kullanılır. Bu ayette, Allah'ın kıyamet ve hesap günü hakkındaki vaadinin mutlak ve değişmez bir gerçek olduğunu ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Garûr (غرور), aldatıcı demektir. 'Fela teğurrannekumul-hayâtud-dünya' ifadesi, dünya hayatının geçici güzelliklerinin ve cazibelerinin insanı ahiretten alıkoyarak aldatmasına izin vermemek gerektiğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Garr (غرّ), bir şeyi olduğundan farklı göstermek suretiyle aldatmaktır. Ayetteki nehiy (yasaklama), dünya hayatının ve şeytanın, insanı gerçeklerden uzaklaştırıp yanıltmasına karşı bir uyarıdır. Dünya, geçici zevkleriyle, şeytan ise Allah'ın affına güvendirerek insanı aldatmaya çalışır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): El-Garûr (الغَرُور), şeytanın lakabıdır. Çünkü o, insanları sürekli aldatır ve yanıltır. Ayetteki 'velâ yeğurrannekum billâhil-ğarûr' ifadesi, şeytanın Allah'ın adını kullanarak, O'nun affına güvendirerek veya rahmetini yanlış yorumlatarak insanları günaha sevk etmesine karşı bir uyarıdır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Garûr, Kur'an'da genellikle şeytanı ifade etmek için kullanılır ve onun temel niteliği olan aldatıcılığı vurgular. Bu ayette, şeytanın Allah'ın rahmetini veya adaletini çarpıtarak insanları yanlış bir güvene sürüklemesi ve böylece onları günaha teşvik etmesi anlamında kullanılmıştır.
Lokmân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(٣١.٣٣)
~~31.33~
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لَا يَجْزٖى وَالِدٌ عَنْ وَلَدِهٖ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِدِهٖ شَيْپًا اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ
~ ~ ~
Kuranı Kerim Türkçe okunuş:
31.33 - Ya eyyuhen nâsuttegû rabbekum vahşev yevmel lâ yeczî vâlidun av veledih, ve lâ mevlûdun huve câzin av vâlidihî şey'â, inne vağdallâhi haggun felâ teğurrannekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yeğurrannekum billâhil ğarûr.
Diyanet Meali:
31.33 - Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah'ın va'di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.
Görüldüğü gibi bu ayet-i kerime de Rahmani’dir. Yani rahmaniyyet mertebesinden bildirilen insanların geleceklerine dair çok merhametli bir ikazdır.
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının.
Sizlere kendi varlığından kimlik vermiş, kendine halife yapmış, kendisi sizlere şah damarınızdan yakın (50-16) olmuş, hem dünya da hem ahirette hayat vermiş, eşler evlâtlar vermiş, gerçekten Rabbinize karşı gelmekten sakının.
Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun!
Gerçekten vaktiyle ikaz edilip haber verilen, bahsedilen günden korkun. Çünkü sizin zan üzere kurulu nefsi hayaliniz-den başka bir varlığınız yoktur, bu sahte kimliğinize güzenipte ebedi hayatınızı mahvetmeyin.
Şüphesiz Allah'ın va'di gerçektir.
Şüphe yokki Allah asla va’dinden dönmez! (3-9) Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın.
Dünyanın hayali sahte halleri ve madde cazibesi sizi gaflete düşürüp aldatmasın.
O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.
Bir evvelki satırda dünya hayatı sizi aldatmasın, hatırlatması varken burada ise, “şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.” İkazı diğerinden daha şiddetli bir ikazdır, dünya insanı madde yönüyle aldatabilir, ancak şeytanın Allah hakında aldatması ebedi hüsrana sebeb olacağından çok daha elimdir, tamiride mümkün değildir. O’nun en büyük aldatması ise, “varı yok-yoku var” göstermesidir. “ İz- -T-B- ”