İçeriğe atla
Ahzâb 44Cüz 22 · Sayfa 424

Ahzâb Sûresi 44. Âyet

الأحزاب

Sohbete sor

Tahiyyetuhum yevme yelkavnehu selâm(un)(c) vea'adde lehum ecran kerîmâ(n)

Allah'a kavuşacakları gün mü'minlere yönelik esenlik dileği "Selam"dır. Allah, onlara bol bir mükafat hazırlamıştır.

Ahzâb Sûresi

Selâm ve Camii isimleri insanın esmâ’ül hüsnalarıdır.

Selâm ismine “İz-Terzi Baba aktarımıyla (91) Biismi Has Selâm kitabından devam edelim.


Bazı gerçek tasavvuf kitaplarında da bu tür menkıbelere rastlamıştım. Bu hususta on üçüncü isim olarak “bize de verilen bir esmâ vardır” ne olduğu “bazı yakınlarımın dışında” şimdilik bizde kalsın. (demiştim) Bu oluşumlar özeldir, genel değildir.

Bu oluşumların ışığında insân’ın aklına şu soru gelebilir! On ikinci derste kişi (Allah) Esmâsı’na ulaştığı halde, neden on üçüncü derste esmâ-i ilâhiyye’den her hangi bir isim onun özel ismi olsun?..

El cevap. Mutlak mânâ da (Allah) ismi Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimize ait bir isimdir, o ismi husûside kimse kullanamaz, bütün kullanımlar, genel ve zâhirendir, işte bu yüzden Cenâb-ı Hakk bazı sevdiği kullarına esmâ-i ilâhiyyeden bir ismi özel olarak o kuluna lütfeder, bu isim de onun husûsi’de özeli olur. Bunlar gayb sırlarındandır.


(Selim) Lügat ma’nâsı: Sağlam, kusursuz, refah ve selâmet üzere bulunan.

(Sâlim) Lügat ma’nâsı: sağlam sıhhatli, sağ, noksansız, her türlü tehlikeden uzak olan, emin ve korkusuz olan.

(Selâm) Lügat ma’nâsı: Ayıplardan, âfetten sâlim oluş, selâmet, emniyet, sulh, asayiş, bütün korktuklarından emin olma, Allah’ın (c.c.) bir ismi. (Esmâül hüsnâ) Allah’ın güzel isimleri sıralamasında Allah Cami, isminden sonra, beşinci, Hazarat-ı hamse, sırasındadır.


Selâm isminin harfleri.

(سلام) (Selâm) Görüldüğü gbi “selâm” kelimesi, aslen, “sin” “lâm” “elif” “mim” harflerinden meydana gelmektedir. Bunların kısaca sayı değerlerini inceliyelim.

(س) (Sin) Ya-sin’in sinidir. İnsân-ı Kâmil’in sinidir. Hakikat-i insaniyye’nin sinidir. Her insanın sinidir. Sayı değeri (60) dır. Görüldüğü gibi üç harfle ifade edilmektedir.

(ل) (Lâm) Ulûhiyyet lâmıdır. Ululuk yüceliğin ifadesidir. Ehadiyyetin işaretidir. Adeta Ehadiyyetten âlemi şehadete uzatılan ve bu âlemleri tutan askı gibidir. Sayı değeri (30) dur. Bu harfte üç harfle ifade edilmektedir.

(ا) (Elif) Harflerin başbuğu. Bütün ma’nâların kaynağı. Nazenin naz ehli. Onüç noktadan meydana gelmiş bütün makamları ihata edici. Bütün varlıkta var olucu Lâm’ın kucağına oturunca (لا) (Lâ) olarak bütün âlemleri bir çırpıda kaldırıcı sadece kendi neş’esini bırakarak beşeri neş’e leri yok edici Sultan Elif. Sayı değeri, (1/13) tür. Bu harfte üç harfle ifade edilmektedir.

(م) (Mim) Muhabbet kaynağı. Hakk âşıklarının sığındığı liman. Gariplerin dayanağı. Âlimlerin âlimi. Nur-u Muhammedinin şifresi. İnsanların İlâh-î senedi.

Muhammed Mustafa (s.a.v.) Sayı değeri (40) tır. Bu harfte üç harfle ifade edilmektedir. (Selâm)ın Lâm-ına birde ikili (لا) (Lâmelif) olarak bakalım. Lâm olan Ulûhiyyet, Elif olan Ehadiyyeti kucağında tutmuş Lâ olan ben yok, bende var olan Ehadiyyettir, dercesine onu sinesine basmıştır. Ehadiyyet ise Ben bâtındayım görünen sensin diyerek kendini gizlemeye çalışmaktadır. Bu birliktelik sarmaş dolaş olan bu hal kendinden kendine muhabbetir.

Baştaki selâm da devreye girip sizleri ben anlatacağım merak etmeyin böyle gizli kalmayacaksınız diyerek mim-i Muhamediyyeye akarak bazen beşereriyyeti ile bazen hakikatiyle insanlarla beraber olmaktadır. Onu ancak bu hakikatleri bilenler tanımakta diğerleri ise sadece beşeriyetine bakıp falan kimse zannetmektedirler. Aslında o zannettiği gibi sadece beşer yönlü değil, aynı zamanda Hakikat-i ilâhiyye yönüylede âleminin içinde gizli bir hazine olarak dolaşmaktadır.

(Selâm)ın sayı değerlerini toplarsak. (60/30/1/40=131) ederki, sayı bellidir. (13) ve (1) Özetlersek;

(س) (Sin) İnsân-ı Kâmil.

(ل) (Lâm) Ulûhiyyet.

(ا) (Eif) bir Vâhidiyyet.

(م) (Mim) Hakikat-i Muhammed-î dir.

İşte selâm bütün bu âlemlere Ehadiyyetinden gelen tecelli-i İlâhiyyeler ile âlemlerin her bir noktasına selâmetle rahmeti Rahmaniyyenin akmasıdır.

Ayrıca selâm-ı (الإسلام) lâmı tarif olarak, tahsis (El selâm/Es selâm) olarak okursak. O zaman.

(ا) Baştaki (Elif) Ahadiyyet. (س) İkinci (Sin) ise Selâm isminin zuhuru olan İnsân-ı Kâmilin gölgesidir. Böyle olunca sayı (192) olmakta oda zaten (12) dir. Yani hakikat-i Muhammed-î dir. Ayrıca (19) dur, o da İnsân-ı Kâmil’dir.


Düzgün bir şekilde namazını buraya kadar getiren kişinin, namazından çıkması için yapacağı son şey selâm vermektir.

esselâmü aleyküm ve rahmetüllah diyerek, başını önce sağa, sonra tekrar aynı selâmı (esselâmü aleyküm ve rahmetüllah diye) söyleyerek sola çevirmek sûretiyle namazının o bölümünü bitirmiş olur.

Bunun karşılığında allahümme en tesselâmu ve min kesselâm tebarekte yazelcelâli vel ikram diyerek cevab ge­rekir.

Eğer yalnız kılınan bir namaz ise, kendi kendine, cemeatle kılınıyor ise, müezzin, imam’ın selâmına cevap vererek namazı bitirmiş olur.

Şimdi: Kısaca bu selâmları incelemeye çalışalım;

bir günlük namazda;

- (21) adet tahiyyatta okunan ikişer selâm (21 x 2 = 42)

- (13) adet ikişer selâm, (13 x 2 = 26)

-(13) adet selâm karışılığı ikişer selâm (13 x 2 = 26) toplam (42 + 26 + 26 = 94) beş vakit namazın da her biri toplu birer selâm olduğundan neticede (94 + 5 = 99) eder.

Nasıl bir sistemdir ki her yönü insan’ı hayrete düşürüyor.

Baş taraflarda gördüğümüz gibi namaza (99) esmâ-i ilâhinin varlığı ile başlamıştık, sonunda da (99) selâm ile nihayete erdirmiş oluyoruz.

Esselâmu aleyküm ve rahmetüllah diye başını sağa çeviren, Zat tecellisindeki kişi, o istikamette ne kadar varlık varsa hepsine selâmet dilemiş olur.

Sola çevirdiğinde de aynı şeyi o istikamette olanlara dilemiş olur.

İnsan-ı Kamilin ihatası ve rahmeti çok geniştir.[61]

“ İz- -T-B- ”