İçeriğe atla
Sebe' 18Cüz 22 · Sayfa 430

Sebe' Sûresi 18. Âyet

سبإ

Sohbete sor

Vece'alnâ beynehum vebeyne-lkurâ-lletî bâraknâ fîhâ kuran zâhiraten vekaddernâ fîhâ-sseyr(a)(s) sîrû fîhâ leyâliye veeyyâmen âminîn(e)

Sebe' halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: "Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın."

Sebe' Sûresi

“Sebe' halkı ile, bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk.” Onların yurdu ile, yani kendi idrak ve yaşamlarında “sebe halkı” mesabesinde olanlar ile, kendilerini ve çevresini bereketlendirdiğimiz yurtlar/ şehirler arasında her biri diğerinden görülen şehirler oluşturduk. Cenâb-ı Hak, zâtına gelen yolu ve geçilecek mertebeleri bugünün sebe halkı sayılan sâliklere bildiriyor.

Şehir/Kent, Arapça “Medîne” demektir. Medîne, İnsân-ı Kâmil’in yaşadığı içten ve dıştan bereketlendirilen medeniyet şehridir. Dolayısıyla ayet’de zikredilen “bereketlendirdiğimiz kentler/şehirler” her dönemde yaşayan İnsân-ı Kâmiller olmaktadır. Onlar Cenab-ı hakk’ın zat, sıfat, esma ve fiillerinin tecelligâhı ve zuhur yeri oldukları için kâbe gibi mübarek ve çevresi de bereketli kılınmışlardır.

“Her biri diğerinden görülen kentler oluşturduk” beyânı ilâhisi açık olarak enfüsi yönden biz onlarda basiretleri olanların görebileceği mülk, melekût, ceberût ve zât şehirlerini oluşturduk denmektedir. Zahiren ise, bir insan-ı kâmil’e bağlı olarak kendi hakikatlerini bilen irfan şehirlerini ( gruplarını) oluşturduk. Günümüzde “Terzi Baba” yoluna bağlı olarak çok farklı şehirlerin içinde bu irfan şehirleri oluşturulmuştur. Örnek, Adana, İzmir, Bursa, İstanbul, ve daha başkalarını bu ayet ile misallendirebiliriz. Bu irfan şehirleri her biri diğerinden görülür çünkü tevhidi bir yaşam üzere kuruldukları için bir vücudun uzuvları gibi birbirleriyle ahenkli oldukları için birbirlerini bilir ve görürler.

Ve sahhare lekum ma fis semavati ve ma fil ardı cemian minh, inne fi zalike le ayatin li kavmin yetefekkerun.”45/13 “Göklerde ve yeryüzünde bulunan her şeyi Kendi lütfundan sizin yararlanmanıza sunmuştur. Bunda düşünen bir toplum için ayetler vardır.” 45/13 ayetinden anlaşıldığı gibi, Zâti zuhur mahalli olan İnsan-ı Kamil cihetinden her biri diğerinden görülen, müşahede ile seyredilen makamlar, mertebeler oluşturduk ve bunu size de bildirdik denilmektedir. Ayrıca her biri diğerinden görülen şehirler/ mertebeler, seyr-i süluk sistemlerinde gelinen geçilen şeriat-tarikat-hakikat-marifet makamlarıdır. Bunlar uruc ve nüzül yönlü olarak biri diğerinden görülmektedir.

“Oralarda gidiş gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: "Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın."

O mertebe ve makamlarda nasıl seyir yapılacağının usül ve erkânını belirledik. Nasıl gidileceğini, yani Allah’a doğru olan seferi ( seyri ilallah) sıratı müstakıym ve sıratullah üzere bir kâmil’in dilinden sizlere tebliğ ettik.

Nasıl gelineceğini, Bekâ billah üzere hakla bâki olarak nasıl şehadet alemine gelinip yaşanacağını belirledik. Yani irfan mektebi sistemi ile bunun uygulamasını yaptırdık.

Seyahati kolaylaştırdık, Aklı küll bilgisi ile bu seyirleri sizin istidat ve mizaclarınızla uyumlu hale getirdik, anlaşılır tatbik edilir hale dönüştürdük.

Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın, gerek nefsin gece gibi karanlık dönemlerinde, gerekse ruhun varlığınızı istila ettiği ve aydınlattığı günlerde selam ismi sizinledir sizi emniyet ve güvende tutarak nefsin her türlü korku ve endişelerinden koruyacaktır. ÇHU


فَقَالُوا رَبَّنَا بَاعِدْ بَيْنَ اَسْفَارِنَا وَظَلَمُوا اَنْفُسَهُمْ فَجَعَلْنَاهُمْ اَحَادٖيثَ وَمَزَّقْنَاهُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍ اِنَّ فٖى ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ

34/19 Fegâlû rabbenâ bâıd beyne esfârinâ ve zalemû enfusehum fecealnâhum ehâdîse ve mezzagnâhum kulle mumezzag, inne fî zâlike leâyâtil likulli sabbârin şekûr.

Diyanet Meali:

34/19 Onlar ise, "Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır:

34/19 Buna karşı onlar «ya rabbenâ, seferlerimizin arasını uzaklaştır» dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve temamen didik didik dağıttık, şübhesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette âyetler var